Navigation


Tarih: 07 Ekim 2008 Salı



SANA ÜMMET OLAMADIK YA RESULULLAH!
SANA ÜMMET OLAMADIK YA RESULULLAH!
 
Resulullah Efendimiz (S.A)bu dünyadan Dar-ül Beka’ya göçeli hayli zaman oldu. Köprünün altından çoook sular aktı. Ümmetinin düşeceği zilletli hal, O’na bildirilmişti mutlaka… Çünkü son hutbelerine bir baktığımızda Müslümanları, hep dünya metaına ve dünyalık şeylere düşme tehlikesine karşı uyarıyordu.

Birçok hadisinde de, Yahudileşme ihtimali ve tehlikesine karşı oldukça sık irşat ediyor, Hz. Musa’yı neredeyse dilinden düşürmüyordu. O Resul ki, Kur’an’da “kendiliğinden bir şey konuşmadığı” teyit edilendi. O Resul ki, ümmetine karşı son derece müşfik, şefkatli ve merhametliydi. O Resul ki, gelecekte olacaklara dair, bildirilen vahiyle ümmeti için ağlayandı. Ehl-i Beytini, Kur’an’la beraber Müslümanlara miras olarak bıraktığı halde, daha çeyrek asır geçmeden, torunlarına yapılanları kara bir leke olarak tarih kaydetmişti. Küfrün müminlere ettiğinin belki daha fazlasını “müslümanım” diye geçinenler yaptı. Bütün bunları haber alıyordu Rabbinden. Ona göre de uyarı, nasihat ve vazifelerini bildiriyordu Müslümanlara.

Uyarıyordu Resul(a.s). Uzun sayılmayacak bir tebliğ süresinde, son hak dininin prensiplerini, Rabbin emirlerini, insanı en iyi tanıyan Rabbinden, insan için en iyi hükümleri, dünya-ahiret iyiliğini nasıl kazanılacağına dair her şeyi bildirdi. Eksik hiçbir şey bırakmadan görevini ifa etti ve kendi çağındaki müminleri buna şahit tuttu. Onlar da şahit olduklarını bildirdiler!

Biz de tam 1428 yıl sonra şahitlik ediyoruz ki, o pak Resul, görevini tam ve eksiksiz olarak yerine getirmiştir! O Görevini hakkıyla yerine getirip Rabbine kavuştu. Peki, O’na tabi olan Müslümanlar, ondan aldıkları emanetleri gereği gibi koruyabildiler mi?

Şimdi, şu anda Resulullah ile konuşabilsem O’na ne diyebilirdim acaba?

Ya Resulullah!(s.a) Senin bıraktığın zaman gibi, Müslümanlar mümin kalamadılar mı diyeceğim? Sen, Usve-i Hasene ( en güzel örnek) olduğun halde, Senin ahlakınla ahlaklanmadılar. Sünnet-i Seniyeni hafife aldılar. Yahudilerin Hz. Musa’ya yaptıklarının daha fenasını Sana yaptılar Ya Resulullah! Senin pak sünnetini bile inkâr edenler zuhur etti. Üstelik hala Müslüman olduklarını iddia etmeye devam ederek…

Artık Müslüman kadınlar, çocuklarının isimlerini pespaye dizilerin artistlerinden esinleniyorlar! Müslüman ana- babalar kendi elleriyle kızlarını (yüzüm tutmuyor ama..) dansöz yapmak için yarışıyorlar! Senin “giyinik çıplaklar” dediğin şekilde giyinip, tesettüre uyanları neredeyse linç bile edecek kadar hayâsızlaştılar!mı diyeceğim?

İslami ölçü unutuldu ya Resulullah! Artık Müslümanlar, çocuklarını evlendirirken Senin koyduğun ölçüye göre seçim yapmıyorlar. Ne demiştin Sen? “Bir kadını ancak imanı için nikâhlayın! Serveti, nesebi veya güzelliği için değil!” Ama müslümanım ne yapıyor? Tam tersini… İmanlı, hayâlı, ilim sahibi genç kızlar tercih edilmiyor artık! Kimini güzel bulmuyorlar, kiminin aşiretini beğenmiyorlar, kimi de fakir olduğu için talip olunmuyor. Sonra ne mi oluyor? Mutsuz evlilikler sorunlarla geçen yıllar, birbirinin cehennemi olan eşler ve İslam ahlakını alamamış çocuklar kalıyor geriye.

Cinnet geçiren bir toplum olduk ya Resulullah! Sosyal adalet dibe vurdu. Ahlak ve terbiye sıfırlandı! Çünkü ilahi hükümlerle hükmedilmiyor. Müslümanın ticareti dalavere ve faiz, sosyal ilişkileri ise ikiyüzlülüğe dayanır oldu! Çocuklarımıza Kur’an okumayı öğretmek bile suç oldu biliyor musun? Üstelik nüfusun yüzde 99’u Müslüman olduğu bir ülkede! Müslümanlar terörist olarak lanse ediliyor! “Kahrolsun şeriat” hezeyanları, işte bu yüzde 99’u Müslüman olan ülkede savruluyor! mu diyeceğim?

İslam coğrafyaları, gayr-i Müslim olanlarca işgal ediliyor. Müslüman isimli münafık, fasıklar baş ediliyor! Müslüman, Müslüman’a kıydırılıyor! Yapılan zulümleri anlatmaya kelimeler kafi gelmiyor! Fakat zaten Rabbin Sana bildiriyordur.

Dilim varmıyor söylemeye… Nutkum tutuluyor! Müslümanlar bir ve birlik olamadıkları için bütün kâfirler saldırıya geçiyorlar. Ümmetin üzerine ise ölü toprağı serpilmiş gibi adeta… Sana yapılan iftiralardan Sen zaten berisin! Lakin ümmetin Seni, ana- babasından aziz bilip, cansiperane halde Seni korumalı, savunmalı değil miydi? Ümmetin sesi kısıldı Ya Resulullah!

Bugün kalpte imanı taşımak “elde kor taşımak gibidir” ya Resulullah!

Aynen bildirdiğin gibi… İmanında sebat edenleri dindaşları kınıyor biliyor musun? Saptırıcı, ayartıcı nefsin oyunlarına yenilenler, iman zafiyetine düşmeyen müminlerin de yenilmesi için sanki uğraşıyorlar! Modern çağın hurafelerine teslim oldu birçoğu… Yine de mazeret olamaz, olmamalı bize… Müminlere…

Hâlbuki Sen yeniden gelsen, yeniden doğsan ümmetin ufkuna… Yeniden Hira’dan insen ümmetin içine… Ne çok şey değişecektir!

Ya Resulullah! Bir gün o kadar özledim ki Seni, bir görebilsem gül yüzünü diye çok içlendim… Rabbim, beni Senden mahrum etmedi! Gül yüzünle rüyama doğduğun gibi ümmetin hayatına da doğ ya Resulullah!

Şüphesiz ki, o kadim Kur’an’a ve Senin sünnetine sarılan felaha ermiştir! Sana salât-ı selam edenler, havzan başında Sana kavuşacaklardır. Sana ittiba edenler, izince gidenler ve bundan ömürleri boyunca vazgeçmeyenler Rabbin rızasına ereceklerdir.

“Anam-babam Sana feda olsun ya Resulullah” diyenlerden biri de benim deme cüretini göstersem… Beni de kabul eder misin? Bütün suçluluğuma, bütün sorumsuzluk, tembellik ve günahlarıma rağmen kabul eder misin ümmetim diye? Rabbimizin huzuruna nasıl çıkacağımızın endişesini taşıyorum. Yine de biliyorum ki Rabbimiz müminlere karşı pek merhametlidir.

Ne diyebilirim ki? Sana layık ümmet olamadık ya Resulullah!
 
Şükran Taşdelen
Bu yazı 176 kez okundu.


Yorum Yaz

İsim :

Yorum: