Navigation


Tarih: 12 Ekim 2008 Pazar



ÇOCUKLARI SEVMEYİ UNUTMAMAK
ÇOCUKLARI SEVMEYİ UNUTMAMAK
 
Tüm insanlar sevgi ve şefkate, havaya, suya ihtiyaç hissettikleri gibi ihtiyaç hissederler. Bazen yaşı geçkin koca insan olan kişilerin bile, anne veya babalarının yanında iken, hala onların sevgi, şefkat ve ilgisini istedikleri gözden kaçmaz. Gelin görün ki, hep sevgi talep eden ve ilgi isteyenlerin, sevgi ve şefkat vermede pek cömert olduklarını söyleyemeyiz.

Çok değil, daha dün ben de böylelerinden biriydim. Taa ki, Hz. Muhammed (s.a.v.)’in yaşantısından kendime bir pay çıkarana kadar… O kutlu Peygamber belki hiç doya, doya alamadığı sevgi ve şefkati, insanlara karşı göstermekte ne kadar cömert davrandığını öğrendiğim günden beri, ona tabi olan bir mümin olarak, ben de hayatımda uygulamalıydım. En güzel yaşam şüphesiz ona tabii olarak yaşanılan hayattır. Bu sünneti yaşamam ve pratize etmem gerekiyordu.

Dikkatimi çeken ve beni en çok etkileyen bir başka olay da, Hz. Peygamberin İslam’a davette çocuklara göstermiş olduğu ilgi ve alakaydı. Allah’ın Resulü, bütün insanlara küçüklere, yaşlılara karşı şefkat ve merhamet doluydu. Bir gün torunlarını öpüp, okşarken bir bedevi huzuruna gelmişti. Evlat şefkatinden mahrum olan bu adam gördüğü bu manzara karşısında hayretini gizleyemedi ve: “Benim on çocuğum var. Bunlardan hiç birini şimdiye kadar öpmüş değilim!”dedi. Resulullah, “şayet senin kalbinden Cenabı Hak, merhameti söküp almışsa, ben ne yapayım!” buyurdu. Sonra da ilave etti: “Merhamet etmeyene, merhamet edilmez!”

. Yine beni etkileyen bir olay da şuydu: Peygamber (s)’in bazı hizmetlerini gören bir Yahudi çocuğu hastalandığında onu ziyaret ediyor Efendimiz. Ona hasta yatağında İslam’ı tebliğ etmiş, Müslüman olmasını istemişti. Babasının serbest bırakmasıyla bu çocuk, İslamiyeti kabul etmişti. Ziyaretinden olumlu sonuç alan Hz. Peygamber çok memnundu! Ve Allah’a şükrediyordu. “Benim vasıtamla bu çocuğu cehennemden kurtaran Allah’a hamd olsun!”

İşte Peygamber Efendimiz, çocuklara böyle ciddi, ciddi bir büyükmüş gibi değer veriyor, onlara duyduğu sevgi, şefkati her fırsatta gösteriyordu. Bunları öğrendikten sonra, acaba bende de böyle bir özellik var mı diye kendimi yokladım. Ve ne yazık ki, bende de çocuklara karşı bir ilgisizlik olduğunu hissettim. Bundan sonra daha çok çocuklarla ilgilenmeye, onlarla haşır- neşir olmaya karar verdim.

Sonra ne mi oldu? Ben ilgi, sevgi ve şefkatimle çocuklarla ilgilenmeye başladım. Onları dinleyen, onları anlamaya çalışan biri olmaya çalıştım Resulullah’ın bu sünnetini uygulamaya başlayınca, çocukların da beni sevdiklerini, bana sıcak ve candan ilgi gösterdiklerini gördüm. Ben onlara değer verince onlar da bana değer verip seviyorlardı! Hatta benim sevdiğim konulara, onlar da benim sevgimi kaybetmemek için önem veriyorlardı. Yani benim sevdiklerimi seviyor, sevmediklerimi de yapmıyorlardı. 6 yaşındaki yeğenimin, benim sevdiğim bir ilahiyi çalıp telefonda dinletmeye çalışması, onun bu sevgisinin göstergesi değil miydi? Beni mutlu etmek için yaptıklarını gördükçe hem şaşırdım, hem de şunu anladım ki, Peygamberin ahlakını taşırsak, onun sünnetini yaşatırsak, kendimizle beraber birçok küçük, büyük insanın gönlünü kazanabiliriz. Bu vesileyle de İslam’ı tebliğ edebiliriz.

Bundan daha büyük bir onur olabilir mi? Allah’a emanet olun!
 
Vildan Akıllı
Bu yazı 151 kez okundu.


Yorum Yaz

İsim :

Yorum: