| İNFAK |
| İnfak kelimesi ne-fa-ka kökünden gelir. Enfaka kökünün mastarıdır. Bu kök “çıkma” ve “gitme”yi ifade eder. Köstebek yuvası anlamına gelir. Nereden girip nereden çıktığı belli olmadığı ve yeraltında hareket ettiği için iki deliği vardır. Münafık da aynı kökten türetildiğinden bu ismi almıştır.
Arap tavşanının çıkış deliğine” nafika”, imandan çıktığı için ya da kalbinden iman çıktığı için insana “münafık”, pantolonda ayağın çıkış yerine “neyfak”, azığın bitip tükenmesine “infak” yerin altından çıkış yeri olan tünele “nafak” denir ki; bunların hepsinin kök mana ile ilişkisi vardır. İnsanın şer’an bakmakla yükümlü olduğu kimselere elinden çıkarıp vermekle yükümlü olduğu mali mükellefiyetler de “nafaka” denir ki, bunu da kökle ilişkisi açıktır. Nifakın tedavisi infaktır. İnfak hem doldurmak hem boşaltmak, hem tamamlamak, hem sonuna dayamak, sonuna kadar boşaltmak, sonuna kadar doldurmak demektir. Kelime etimolojik olarak adeta zıt anlamları aynı anda barındırmaktadır. İnfak, iki dünyalı bir inanç sisteminin müntesipleri tarafından yerine getirilen bir erdemdir. Metronun bir ucu bu dünyaya, öbür ucu başka bir dünyaya açılır. Bir sırattır. Bir ucundan atarsınız öbür ucunda sizi bekler. İki dünyalı bir insanın yapacağı bir iş olduğu için infak bu kökten gelir. Yani infak, Allah için karşılıksız verilen yardıma denir ki karşılığı ahirettedir. Mal ve benzeri ihtiyaç maddelerini hayır yolunda harcamak, tüketmek, birini besleme, geçimlik(nafaka) verip geçindirme, helal yollarla elde edilen malı ihtiyaca ve dinin gerekli ya da hoş gördüğü yerlere harcama, sarfetme, Allah’ın bir rızık olarak verdiği görünür- görünmez( zahir- batın) nimetleri yayma ve öğretme anlamına da gelir. İnfak amelinin edası için ilk şart imandır. İkincisi ise ihlâstır. İmam Gazali’ye göre infak, serveti tedavüle sürmektir. İNFAKIN ÖNEMİ İslam’a göre bütün mülk (mallar, zenginlikler) Allah’ındır. İnsan o mülk üzerinde yaşar, onu kullanır, geçimliliği için harcar, sonunda o mülkün nöbetini başkasına bırakır ve ahirete gider. İnsanlardan bazıları çok mala, bazıları da muhtaç olacak kadar az mala sahip olabilir. Kimileri hastalık ve sakatlık yüzünden yeteri kadar mal kazanamaz. Çok mala sahip olmak bir imtihan(sınav) sebebidir. Allah (c.c) insanları ilimle, sağlıkla, malla, geniş imkânlarla, çocuklarla sınamaktadır. Malı insana veren Allah(c.c) bu maldan muhtaçlara ve elimizin altındakilere de vermemizi emrediyor. a) Allah için harcama: Allah varlıklı Müslümanlara Allah yolunda harcama yapmalarını (infak etmelerini) emrediyor. “Allah yolunda infak edin ve kendinizi kendi ellerinizle tehlikeye atmayın. İyilik edin. Şüphesiz Allah iyilik edenleri sever.” Bakara–195 “Allah’a karşılığı çok artırma ile kat kat artıracağı güzel bir borcu verecek olan kimdir? Allah daraltır ve genişletir ve siz O’na döndürüleceksiniz.” Bakara–245 Allah infak edenin malına bereket, kendisine saadet ve rahatlık ve vererek katlandırır. Ahirette ise Allah’a rıza ve kurbiyyet, kendisine nimet ve meta olarak artırır. “mallarını Allah yolunda infak edenlerin örneği yedi başak bitiren, her bir başakta yüz tane bulunan bir tek tanenin örneği gibidir. Allah dilediğine kat kat arttırır. Allah ihsanı bol olandır, bilendir.” Bakara–261 “Onlar ki Allah anıldığı zaman kalpleri ürperir kendilerine isabet eden musibetlere sabredenler, namazı dosdoğru kılanlar ve rızık olarak verdiklerimizden infak edenlerdir.” Hac–35. ayrıca Enfal–3, Münafıkun–10–11, Bakara–272–274, Hadid–7, Rad–22, Teğabun–16–17 b) Mala olan sevgiye rağmen Allah sevgisiyle harcamak: İnfakın en güzeli kişini çok sevdiği maldan yaptığı harcamadır. Kişinin dünyaya ve mala meyli oldukça fazladır. Onları çok sever, daha çok olmasını ister. Sırf Allah’ın emrettiği sevabını umarak insanlara iyilik etmenin mutluluğunu yaşayarak o sevdiği maldan bir kısmını ihtiyaç sahiplerine vermek çok önemli ve övgüye değer bir fazilettir. “kendileri ona duydukları sevgiye rağmen, yemeği yoksula, yetime ve esire yedirirler. “biz size ancak Allah’ın yüzü(rızası) için yediriyoruz. Sizden ne bir karşılık istiyoruz ne bir teşekkür…” İnsan–8–9 Bunlar yedirdikleri yemeye kendileri muhtaç olduğu halde ihtiyaç sahibi kimseleri kendi nefislerine tercih edenlerdir. “Yüzleriniz doğuya ve batıya çevirmeniz iyilik değildir. Ama iyilik Allah’a, ahiret gününe, meleklere, kitaba ve peygamberlere iman eden mala olan sevgisine rağmen onu yakınlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışa, isteyip dilenene ve kölelere veren namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren ve ahitleştiklerinde ahitlerine vefa gösterenler ile zorda, hastalıkta ve savaşın kızıştığı zamanlarda sabredenler… İşte bunlar doğru olanlardır ve muttaki olanlar da bunlardır.” Bakara–177 Bütün bunların değeri hırsın, cimriliğin, zaafın ve hodkâmlığın köleliğinden kurtulup azat olmaktan ibarettir. c) Harcamada ölçü: “Onlar harcadıkları zaman ne israf ederler ne kısarlar. (harcamaları) ikisi arasında orta bir yoldur.” Furkan–67 d) Allah için harcamak ve harcayanların hali: “Yalnızca Allah’ın rızasını istemek ve kendilerinde olanı kökleştirip güçlendirmek için mallarını infak edenlerin örneği yüksekçe bir tepede bulunan sağanak yağmur aldığında ürünlerini iki kat veren bir bahçenin örneğine benzer ki ona sağanak yağmur isabet etmese de bir çisintisi vardır. Allah yaptıklarınızı görendir.” Bakara–265 “Sakınan ise bundan uzak tutulacaktır. Ki o malını vererek temizlenip arınır. Onun yanında hiç kimsenin karşılığı verilecek bir nimeti(borcu) yoktur. Ancak yüce Rabbinin rızasını aramak için (verir) muhakkak ki, kendisi de ilerde razı olacaktır.” Leyl–17–18–19–20–21 e) Harcamayı malın iyisinden ve sevilen şeylerden yapmak: infak edilen mal helal kazançla elde edilen maldan olmalıdır. “Ey iman edenler! Kazandıklarınızın iyi olanından ve sizin için yerden bitirdiklerimizden infak edin. Kendinizin göz yummadan alamayacağınız bayağı şeyleri vermeye kalkışmayın ve bilin ki şüphesiz Allah hiçbir şeye ihtiyacı olmayandır. Övülmeye layık olandır.” Bakara–267 “sevdiğiniz şeylerden infak edinceye kadar asla iyiliğe eremezsiniz. Her ne infak ederseniz şüphesiz Allah onu bilir.” Ali İmran–92. kişi sevdiği şeylerden az olsun çok olsun muhtaçlara verdiği zaman bu ayette müjdelenen “iyiliğin en güzeli” derecesine yani “birr’e”ulaşmış olur. Bu ayet nazil olunca sahabe birbiriyle adeta yarışa girmiştir. Ensardan Hz. Talha Mescid-i Nebi’nin karşısında bulunan ve Beyraha denen çok kıymetli bahçesini infak etmiştir. Hz. Ömer malının en iyisi olan Hayber hurmalığını vakfeder. f) Harcama yapılacak mal: “Ve sana neyi infak edeceklerini sorarlar. De ki; ihtiyaçtan arta kalanı. Böylece Allah size ayetlerini açıklar. Umulur ki düşünürsünüz.” Bakara–219 g) Kendilerine verilecek kimseler: müslüman insan önce kendisi için infak etmelidir. Çünkü vücut ona bir emanettir ve onun bütün ihtiyaçlarını karşılamak müslümanın görevidir. Hayatı devam ettirmek ibadet yapabilmek ve başkalarına yardım edebilmek bedenin sağlıklı ve dirençli olmasına bağlıdır. Müslüman kendisinden sonra da başkalarına infak eder. Bunlar ikiye ayrılır: 1) kişini bakmakla yükümlü olduğu kimseler. Bunlar da evlenme ve akrabalık dolayısıyla yardım edilmeye layıktırlar. Kişi eşine, ana-babasına, çocuklarına ve yukarıda sayılan diğer akrabalarına infak etmek zorundadır. Bu onun üzerine farzdır. Hz. Peygamber “infaka önce kendinden sonra nafakası senin üzerine vacip olan kimselerden başla” buyurmuştur. “Sana neyi infak edeceklerini sorarlar. De ki, hayır olarak infak edeceğiniz şey, anne babaya, yakınlara, yetimlere, yoksullara ve yolda kalmışadır. Hayır, olarak ne yaparsanız Allah onu şüphesiz bilir.” Bakara–215 “(Sadakalar, infaklar) Allah yolunda kendilerini vakfetmiş fakirler içindir ki, onlar yeryüzünde dolaşmaya muktedir olmazlar. (hallerini) bilmeyenler iffet ve istiğnalarından (hallerini gizlemelerinden) dolayı onları zenginlerden sanır. Sen (Ey Peygamber!) o gibileri simalarından tanırsın. Onlar insanlardan yüzsüzlük edip de bir şey istemezler. Siz ne mal harcarsanız, şüphesiz Allah onu hakkı ile bilendir.” Bakara–273 Resulü Ekrem, fakiri şu şekilde tarif eder. “Asıl fakir ortalıkta dolaşıp dilenen kendisine bir iki hurma veya lokma yahut bir ekmek parçası verilen kimse değildir. Kendisine yeteri kadar rızk bulamayan, hali bilinmediği için sadaka da verilmeyen, kimseden de bir şey talep etmeyendir.” 2) müslüman insanın Allah rızası için O’nun yolunda yaptığı harcamalar… Bu çeşit infak da farzdır. h) harcadıklarını başa kakanlar: “mallarını Allah yolunda infak edenler sonra infak ettikleri şeyin peşinden başa kakmayan ve eziyet vermeyenlerin ecirleri Rableri katındadır. Onlara korku yoktur ve onlar mahzun da olmayacaklardır.” Bakara–262 “Güzel bir söz ve bağışlama, peşinden eziyet gelen bir sadakadan daha hayırlıdır. Allah hiçbir şeye ihtiyacı olmayandır. Yumuşak davranandır.” Bakara–263 i)Gösteriş olsun diye harcamak: “Ve onlar mallarını insanlara gösteriş olsun diye infak ederler. Allah’a ve ahiret gününe de inanmazlar. Şeytan kime arkadaş olursa artık o ne kötü bir arkadaştır o.” Nisa–38 k) İnfaktan kaçılmaz: “Şeytan sizi fakirlikle korkutuyor ve size çirkin hayâsızlığı emrediyor. Allah ise size kendisinden bağışlama ve bol ihsan (fazl) vaat ediyor. Allah rahmetiyle geniş olandır, bilendir.” Bakara–268 (ayrıca Hadid–10) l) İnfaktan kaçanlar: “ona bir hayır dokunduğunda engelleyici olur. (veya cimrilik eder)” Meariç–21 m) İnfak edenler takva sahibi müminlerdir: “Sabredenler, doğru olanlar, gönülden boyun eğenler, infak edenler ve seher vakitlerinde bağışlanma dileyenlerdir.” Ali İmran–17, Ali İmran–134 n) İnfak edenlerin mükâfatı: “Ve onların mallarında belirli bir hak vardır. Yoksul ve yoksun olanlar için…” Meariç–24. “ Ve işte onlar Cennetler içinde ağırlananlardır.” Meariç–25. “Fakat kim verir ve korkup sakınırsa ve en güzel olanı doğrularsa, biz de ona kolay olan için başarılı kılacağız.” Leyl–5–6–7 o) kâfirler ve müşrikler infak etmezler: “Yoksula yemek vermeye destekçi olmazdı.” Hakka- 34 “Yoksula yedirmezdik.” Müddesir –44 ö) Kâfirler mallarını Allah yolundan çevirmek için harcarlar: “Gerçek şu ki, inkâr edenler Allah yolundan engellemek için mallarını harcarlar, bundan böyle de harcayacaklar. Sonra da bu onlara yürek acısı olacaktır. Sonra bozguna uğratılacaklardır. İnkâr edenler sonunda cehenneme sürülüp toplanacaklardır.” Enfal–36 İnfakın Allah yolunda olmayanı da olabilir. Bu infak adını almıyor. İnfak olabilmesi için iki dünyalı olmalıdır. Ahirete iman yoksa bu dünyadaki yardım infak olmuyor ve buradan gönderdiği yardım karşılıksız olmadığı için ahirette karşılığını almıyor. Ne olursa olsun tek amaç Allah’ın rızası olmalıdır ve karşılığı Allahtan beklenmelidir. İnsan vermek istiyorsa verebileceği şeyi kalbine koymamalıdır. Yani vermek sorumluluğumuzdur. Vermek aslında bir başkasına iyilik yapmak değildir. Kişinin kendisine yaptığı bir iyiliktir. Verdiğimiz kimseden teşekkür beklemek yerine, verebildiğimiz için şükretmemiz gerekir. Büyükle nimetten önce şükredebildiğine şükrederlermiş. Verebildiğimiz için şükretmeliyiz. Her şeyin infakı vardır. Zamanın infakı ise kişinin nefsine ayırdığı zamandan fedakârlık yapması ve İslam davası için vaktini harcamasıdır. Özellikle hayır işler için davanın yürümesi için harcanan her vakit, insanın kendi payına düşen zaman diliminde yaptığı bir infaktır. “ Hayatım ve ölümüm, âlemlerin Rabbi Allah içindir!” Enam–162 İlmin veya bilginin infakı da tebliğdir. İslam’a davettir, Hakka çağrıdır, Allah’ın dinini anlatmaktır. Sonuçta her şeyi Allah için vermeli ve Allah’tan beklemeliyiz. Verdiğimizi de severek vermeli, sevgimizin infakını da yapmalı ve bencillikten kurtulmalıyız. Kaynaklar: M. İslamoğlu- İnfak ahlakı Yusuf Kerimoğlu- Kelimeler – kavramlar Şamil İslam Ansiklopedisi Hüseyin Ece- İslam’ın Temel Kavramları Muhsin Toprak- İmtihan Seyyid Kutup- Fizilalil Kur’an |
| Okuyucu Köşesi |
| Bu yazı 1383 kez okundu. |
| Yorumlar |
| sonay Yazdı: bence infakı çok iyi açıklamışsınız |
Tefekkür Dergisi