Navigation


Tarih: 23 Nisan 2014 Çarşamba



Aile İçi Tavırlar (Hak Ve Sorumluluklar)
Aile İçi Tavırlar (Hak Ve Sorumluluklar)
 

Ailede hak ve sorumluluklar şıkkımızın ağırlık kısmı anne ve babayı konu edecektir. Anne ve babanın fıtratın korunması, kabiliyetlerin gelişimi, çocuğun belli bir istikamete yönlendirilmesi ve iyi alışkanlıkların edinilmesinde önemli bir payı vardır.



            Çocuğun fıtraten sahip olduğu iyiliklerin yanı sıra sonradan kazanılacak arızî huylarda vardır. Fıtrat her ne kadar temiz ve dine meyilli ise de yanlış eğitim metotları ve kötü çevre şartları çocuğu kötülüğe sevk edebilmektedir.



            Sonradan edinilecek kötü huylar ve fıtri sapmalar çocukta dengenin bozulmaya başladığının habercileridir. Anne ve baba ağlamaya başlayan çocuklarının kendilerine ihtiyaç duyduğunu anlarlar. Bu sesle haberi alan anne harekete geçer. Karnı acıkan çocuğun karnının doyurulması bozulan biyolojik dengenin sağlanması için bir gayrettir. Annenin yavrusunun ağlama nedenini bilmesi açlık duygusundan haberdar olması ve bir girişimde bulunması ne kadar gerekli ise, çocuğun huy ve karakterinde meydana gelen menfi sapmalarda da aynı şekilde annenin devreye girmesi gereklidir. Bu sebeple, çocuğun biyolojik ihtiyaçlarının giderilmesinde olduğu kadar davranış biçimlerinin de kontrol altına alınması bir o kadar önemlidir.



            Anne ya da baba amaca varmak için ne yapması gerektiğini, nasıl bir yol tutmasının lâzım geldiğini bilmelidir ki; çocukta sonradan hâsıl olar arızî huyları gördükleri an onu doğrultabilsin, düzeltebilsinler. Çocuğun günlük bakımı nasıl bir takip ve disiplini gerekli kılıyorsa aynı şekilde davranışlarına da itina edilmelidir. Bunun içinde anne ve baba, hem de eğiticinin dinini ve insan psikolojisini iyi kavraması gerekir.



            Bugün çocuk psikolojisi çocuğun gelişme süreci içerisinde davranış biçimlerini, zihinde geçen bilinç olaylarını, çevreyle olan ilişkilerini yorumlamaktadır. Ancak yabancı eğitici ve bilim dalları insanı yalnızca organik bir varlık olarak tanımladıkları, din ve ruhu bilim dışı bıraktıkları içindir ki, uygulama, araştırma ve deneylerden alınacak sonuçların netice vermesini beklemek yanlış olacaktır. Çünkü topluma yön veren ahlâk ve hukuk kuralları, kanunlar beşeri düzenlemelerdir. Bu da Allah’ın hükmüne terstir. Fıtrata muhalif olmakla insandaki denge ve intizamı bozucudur.



            Psikolojinin insan yaratılışını konu edebilmesi için önce yaratıcıyı tanıması gerekir ki insanı tanıma, fıtratın özelliğini bozmadan onu düzeltme şansına sahip olabilsin.



            İnsan davranışlarına yönelik bilim adamları ve eğiticilerin özellikle akılcılık yolunu takip ederek bulgularının doğru olduğunu iddia etmeleri onların doğru yolda olduklarını göstermez. Bir şeyin doğru olabilmesi için Kur’an’ın doğruluk ilkelerine uygun olması gerekir. Kişinin aklına bir şeyin uygun olması, o yöntemin doğru olduğunu göstermez.



    “Gerçekten bu Kur’an en doğru yola iletir…” “Kim yola gelirse kendisi için yola gelmiş olur. Kimde saparsa kendi aleyhine sapar…”



            Anne-baba çocuğunu sahip olduğu kabiliyetlerle değerlendirip akli seviyesini dikkate alarak davranmak yoluna gitmelidir. Çocuk yapabileceklerinden sorumlu tutulmalıdır. Eğer çocuk aşırı yükleme ve zorlamalara tabi tutuluyor ise bu onun normalde yapabileceklerine de engel olacaktır. Çocuğun kabiliyeti dışında zorlanması adaletsizliktir. Doğuşta getirdiği kabiliyetler eğiticinin davranışlarına yön vermeli, özellikleri korunmalıdır. Aksi takdirde çocuğa gücünü aşan istidatların kazandırılmaya çalışılması çocuğun başaramamak korkusuyla sorumluluk almaktan kaçmasına yol açacaktır.



            Çocuğun davranışları denetlenecek, iyi-kötü, doğru-yanlış, güzel-çirkin yargıları dini inanışımıza göre verilecek, çevre unsurları ve etkenler üzerinde durulacak, giderek anne-babanın yaptığını çocuk taklit ederek her şeyi öğrenecek, tanıyacak, vahyi düzene uymayı öğrenecektir. Başlangıçta rastgele yaptığı birçok hareket sonraları şuurlu hareketleri dönüşecektir. Müslüman bir ailede çocuk Müslüman’ca yaşamayı öğrenecek ve iyi muamele ile safiyeti korunacak ve duyguların disipline edilmesi sağlanarak ahlâki gelişimi normal gelişimini gösterecektir.



            Çocuğun yaratıcısını sevmesi, tanıması ve halifeliğe hazırlanması nane-babanın asıl sorumlu olduğu durumdur. Bu konuda Resulullah:



    “Hepiniz çobansınız, idare ettiklerinizden sorumlusunuz.”



    “Adam kendi evinde bir çobandır ve koruyup güttüğü şeylerden sorumludur. Kadında evinde bir koruyucu çobandır ve korumakla yükümlü bulunduğu şeylerden sorumludur.” Buyurmaktadır.



                    Kaynak: Bakiye Marangoz

 
Eğitim
Bu yazı 11485 kez okundu.


Yorum Yaz

İsim :

Yorum:



Yorumlar
atatürk Yazdı:
Ey Bakiye ! Teşekkür ederim:D
 
Yorumlar
aysel efe Yazdı:
sağ olun tşk ler
 
Yorumlar
ezgi Yazdı:
vav işte ben bunu arıyordum
 
Yorumlar
cahit Yazdı:
çok güzel şeyler yazmışsınız
 
Yorumlar
ahmet Yazdı:
çok güzel
 
Yorumlar
nimet Yazdı:
çok uzun biraz daha kısa olsun lütfen ellerimiz koptu
 
Yorumlar
nur Yazdı:
çok güzel
 
Yorumlar
semiha Yazdı:
bizleri aydınlattınız icin tesekurler herkez okusun
 
Yorumlar
ece kılıç Yazdı:
çok güzel
 
Yorumlar
dilara Yazdı:
çok güzel çok beğendim bence herkez okusun

 
Yorumlar
ben furkan iç bir halakası yok Yazdı:
bir baba nasıl kendini bir şekilde yediştirmişse insan oğluda böyle olur ama ya gelenikle insan babaya çeker yoksa anne benser
 
Yorumlar
selin Yazdı:

bence hiç alakası yokkkkk
 
Yorumlar
aysel Yazdı:
ben bunu pek sevmedimmm