
Kahreden bir şehrin, kahrolmuş insanları arasında, gezinirken buldum seni! Yüzünde bir abdest serinliği, secde eder bir hal var üzerinde. Gözlerin bir hayale dalmış gibi. Dudakların kendiliğinden kıpırdıyor, bir gelecek tasarımı çiziyor. Karanlık sokaklarıma ışık oluyor gözlerin. Soluğun çağlar ötesinden atılan bir ok, delip geçiyor, içimdeki günahtan perdeleri. Şehadet parmağın şehri gösteriyor: "Gelirsen beraber başaracağız" diyorsun. Kendimden geçmiş, kulak kesilmişim sana. Seni sonsuza kadar dinleyebilirim. Ve ağlamak istiyorum, gözyaşlarım tükenene kadar, ağlamak istiyorum günahlarımdan paklanana kadar. Konuş ki ağlayayım, aklanayım, paklanayım! Dermanını yitirmiş, kendini de kaybetmiş bu kardeşinle konuş da dermanı ol. Ey hidayet vesilem, ey kardeşim, bunca zaman neredeydin? Yolun ne zaman kuyuma düştü? Yüzüm ne zaman gözlerine, sesim ne vakit kulaklarına düştü? Ki gün doğar, gün batar günahkârdım. Buhranlar çepeçevre kuşatmış, ablukadaydım. Her an bir günah, her an bir hatadaydım. Kanadı kırık kuşlar misali, gökler yerine aralardaydım! Nihayet sen geldin! Şimdi yanındayım. Sen geldin hayat bahşeden bir yağmurla. Sen geldin bir Şifa, bir Nur'la. Bana vahiyden kanatlar ver! O'nun sözlerinden bahset, O'ndan bahset ki hasretim! Körün ışığa, yetimin anneye, dertlinin dermana hasretinden daha hasretim, konuş! Ve Ey, beni bu çölde hâdisiz** bırakmayan Hâdi! Ey, sana kavuştum; kuşat beni hadi! Ellerini bırakmayı bir daha nasib etme hadi! "De ki: Şüphesiz benim, namazım, ibadetlerim, hayatım ve ölümüm âlemlerin Rabbi olan Allah içindir. " En'am - 162 *Ömer Karaoğlu'nun Karayel albümünden bir eser. ** Hâdi: Cahiliye Araplarında çöldeki rehber demekti. Ki çöl sık sık görüntü değiştiren, bu yüzden de yol bulmayı imkânsızlaştıran bir yapıya sahiptir. Araplara göre hâdisiz çöle çıkmak, "intihar" demekti! Kaynak: Celaleddin Vatandaş. Cevher KARA
|