Navigation


Tarih: 18 Kasım 2008 Salı



ALIŞKANLIK DEDİĞİN
ALIŞKANLIK DEDİĞİN
 
Uzun bir süredir, mutfak musluğumuz bozuktu. Soğuk su musluğu bozuk
olduğundan, hep güneş enerjisinin musluğunu kullanıyordum. Neyse efenim,
eşim nihayet musluğu tamir ettirdi. Artık rahatlıkla soğuk su musluğunu
kullanabilirdim. Bulaşık yıkamaya başladıktan sonra soğuk suyu
kullanabileceğimi bildiğim halde sürekli elim diğer musluğa gidiyordu. Hay
Allah! Nedir bu ya? Bir türlü yeni musluğu açıp kullanamıyordum.
Şimdi alışkanlıkla musluğun ne alakası var diyeceksiniz. Çok alakası var.
Sabırlı olun efenim. Anlatacağım. Evet, nerede kalmıştım? Sürekli elim diğer
musluğa gidiyordu değil mi? Hah, işte artık işim bitti bitecekken, bir de ne
göreyim? Yine sıcak su musluğunu açmamış mıyım? Ay! Gına geldi valla! Tamir
etmekle hata mı ettim ne! Ne zaman alışacağım bu yeni musluğa yav! Tııss…
Aaa… Enerjide su bitmez mi? Sürekli enerjiden kullanırsan, olacağı budur
tabii! Sen de bir türlü elini alıştıramadın yenisine.
Ya! İşte bu önemli ve bilahare elim tecrübeden sonra insan, alışacağı
şeylere dikkat etmeli diyorum. Alışkanlık dediğin takıntı bir oluştu mu,
imkânı yok sürüm, sürüm süründürmeden kurtulamazsınız ondan. Bir defa,
kurtulunacak bir bela olarak görmediğinizden, gereğini yapmayı
düşünmezsiniz. Sonra efenim, alışmış olmanın rahatlığını kaybetmek işinize
gelmediği için de kurtulmak söz konusu olmaz. Haa, bir de artık alıştığınız
melaneti sevmeye başladığınız için kurtulmayı düşünemezsiniz. Çok mu
dramatik geldi size? Ama gerçekliğini kabul edin.
Hani her alışkanlık öyle yukarıdaki kadar masum olsa, ne gereği vardı
bunları yazmaya. Mesela efenim, sigara ne kadar sevimli ve masum görünüyor
di mi? Ama sizi erkenden ahir hayatınıza gönderiyor değil mi? Ya
tinercilere, içki müptelalarına ne demeli? Maazallah! Kendilerine ettikleri
zarar yetmiyormuş gibi, bir de toplumu bozuyorlar. Toplumun bilumum rahatını
kaçırmadıklarını iddia edemezsiniz sanırım.
Haa, birde günümüze has yeni yetme alışkanlıklar türedi. Sorumlu bir
vatandaş olarak bundan da söz etmem, vazifem diye düşünüyorum. Nasıl efenim,
üzerime alınmayayım mı? Ne demek, efenim ne demek? İcra-ı yazarlığın olmazsa
olmazıdır bu sorumluluk, takdir ederseniz. Evet, bilgilendirmeme müsaade
ederseniz, gençlerimizi pusuda bekleyen tehlikelerden de haberdar
olabileceksiniz. Nerde kalmıştık?
Günümüzün en ilgi çeken ve hatta moda köleliğini oluşturan bilgisayar
alışkanlığına gelmek istiyorum. Oyunlar, eğlenceler, internet derken
çocuklarımız, mantar gibi türeyen cafelerin esiri oluyorlar. Bu cafelerde
kahve içilmediğine özellikle dikkatinizi celp etmek istiyorum! Hani sadece
derslerini araştırmak isteselerdi, bittabi ki gençleri mahrum etmezdik
buralardan. Ama ne yazık ki, şişedeki gibi pardon, internetteki gibi
durmuyor oyun ve chatlar! Gençlerin aklı ifsat oluyor, yanlış ilişkiler ve
alakalar başlıyor. En değerli zamanları oyunla, eğlenceyle heba ediliyor.
Üstelik sadece gençlerle kalmıyor, kırkını aşmış, ihtiyar delikanlılarda
daha yıkıcı sonuçları oluyor. Örneğin yılların evliliği bir(Chat) çetle
bitiveriyor. Aileler yıkılıyor. Evlatlar babalıyken babasız duruma
düşüveriyorlar. Kadınlar, yıllar yılı emek verdikleri yuvalarının enkazı
altında kalıyorlar ve internet kumalığını yaşamaya zorlanıyorlar!
Sorumlusu kim? Alışkanlıklar efenim, alışkanlıklar! Neden anlamak
istemiyorsunuz? Oto kontrolünüzü yapmanıza mani olacak alışkanlıklar
edindiğinizden, hayatınızın tadı, tuzu kaçıyor. Rahatınız, hatta servetiniz
bile bu yeni yetme, malum alışkanlığın kurbanı oluyor. Siz pek
eğlendiğinizi, hayatınıza yeni pencereler açtığınızı vehmede durun,
alışkanlıklarınız sizi bitiriyor da farkında değilsiniz! Şöyle ağız tadıyla
bir alışkanlık edinemeyecek miyiz diye hayıflanıyorsanız, çok dikkat edin
derim size!
Her alışkanlık iyi niyetle, farkında olmadan başlasa bile sonrası tam bir
kâbusa dönüşüverir. Nasıl efenim? Çok ciddi bir mesele mi bahsettiğim? Tabi
ki efenim. Pek tabii ciddi ki, uyarı vazifemizi yapıyoruz di mi? Bilahare,
müteakip bir yazıda uzun uzadıya meseleyi inceleyebiliriz. Hatta bu kişinin
“ben” olmam bile gerekli değil. Medyamızın kalemşorları, bu ehemmiyetli
konuyu meclis gündemine kadar bile taşıyabilirler. Yeter ki yıkılan yuvalara
yenileri eklenmesin, dumura uğramış iradelerin tamiri mümkün olsun. Efenim,
zamanın nimetlerinden faydalanıyorum diye, zamanın fesatlarına uğramayalım
di mi ama?
Gelelim sadede, siz, siz olun alışkanlık deyip geçmeyin. Maazallah, sizi
bir etkisi altına aldı mı, imkânsızı başarmak zorunda kalabilirsiniz!
Alışkanlık dediğin başa beladır! Ne demişler, kurtulmak istediğin bir
alışkanlığının olmasını istemiyorsan, baştan onu edinmeyeceksin! ( Nacizane
benim sözüm). Zararlı alışkanlıklara bulaşmamış, iradeli, dengeli ve
sağlıklı bir hayatınız olması dileği ile sağlıcakla kalın!


 
Şeyda Hekimoğlu
Bu yazı 109 kez okundu.


Yorum Yaz

İsim :

Yorum: