| ALIŞKANLIK DEDİĞİN |
| Uzun bir süredir, mutfak musluğumuz bozuktu. Soğuk su musluğu bozuk olduğundan, hep güneş enerjisinin musluğunu kullanıyordum. Neyse efenim, eşim nihayet musluğu tamir ettirdi. Artık rahatlıkla soğuk su musluğunu kullanabilirdim. Bulaşık yıkamaya başladıktan sonra soğuk suyu kullanabileceğimi bildiğim halde sürekli elim diğer musluğa gidiyordu. Hay Allah! Nedir bu ya? Bir türlü yeni musluğu açıp kullanamıyordum. Şimdi alışkanlıkla musluğun ne alakası var diyeceksiniz. Çok alakası var. Sabırlı olun efenim. Anlatacağım. Evet, nerede kalmıştım? Sürekli elim diğer musluğa gidiyordu değil mi? Hah, işte artık işim bitti bitecekken, bir de ne göreyim? Yine sıcak su musluğunu açmamış mıyım? Ay! Gına geldi valla! Tamir etmekle hata mı ettim ne! Ne zaman alışacağım bu yeni musluğa yav! Tııss Aaa Enerjide su bitmez mi? Sürekli enerjiden kullanırsan, olacağı budur tabii! Sen de bir türlü elini alıştıramadın yenisine. Ya! İşte bu önemli ve bilahare elim tecrübeden sonra insan, alışacağı şeylere dikkat etmeli diyorum. Alışkanlık dediğin takıntı bir oluştu mu, imkânı yok sürüm, sürüm süründürmeden kurtulamazsınız ondan. Bir defa, kurtulunacak bir bela olarak görmediğinizden, gereğini yapmayı düşünmezsiniz. Sonra efenim, alışmış olmanın rahatlığını kaybetmek işinize gelmediği için de kurtulmak söz konusu olmaz. Haa, bir de artık alıştığınız melaneti sevmeye başladığınız için kurtulmayı düşünemezsiniz. Çok mu dramatik geldi size? Ama gerçekliğini kabul edin. Hani her alışkanlık öyle yukarıdaki kadar masum olsa, ne gereği vardı bunları yazmaya. Mesela efenim, sigara ne kadar sevimli ve masum görünüyor di mi? Ama sizi erkenden ahir hayatınıza gönderiyor değil mi? Ya tinercilere, içki müptelalarına ne demeli? Maazallah! Kendilerine ettikleri zarar yetmiyormuş gibi, bir de toplumu bozuyorlar. Toplumun bilumum rahatını kaçırmadıklarını iddia edemezsiniz sanırım. Haa, birde günümüze has yeni yetme alışkanlıklar türedi. Sorumlu bir vatandaş olarak bundan da söz etmem, vazifem diye düşünüyorum. Nasıl efenim, üzerime alınmayayım mı? Ne demek, efenim ne demek? İcra-ı yazarlığın olmazsa olmazıdır bu sorumluluk, takdir ederseniz. Evet, bilgilendirmeme müsaade ederseniz, gençlerimizi pusuda bekleyen tehlikelerden de haberdar olabileceksiniz. Nerde kalmıştık? Günümüzün en ilgi çeken ve hatta moda köleliğini oluşturan bilgisayar alışkanlığına gelmek istiyorum. Oyunlar, eğlenceler, internet derken çocuklarımız, mantar gibi türeyen cafelerin esiri oluyorlar. Bu cafelerde kahve içilmediğine özellikle dikkatinizi celp etmek istiyorum! Hani sadece derslerini araştırmak isteselerdi, bittabi ki gençleri mahrum etmezdik buralardan. Ama ne yazık ki, şişedeki gibi pardon, internetteki gibi durmuyor oyun ve chatlar! Gençlerin aklı ifsat oluyor, yanlış ilişkiler ve alakalar başlıyor. En değerli zamanları oyunla, eğlenceyle heba ediliyor. Üstelik sadece gençlerle kalmıyor, kırkını aşmış, ihtiyar delikanlılarda daha yıkıcı sonuçları oluyor. Örneğin yılların evliliği bir(Chat) çetle bitiveriyor. Aileler yıkılıyor. Evlatlar babalıyken babasız duruma düşüveriyorlar. Kadınlar, yıllar yılı emek verdikleri yuvalarının enkazı altında kalıyorlar ve internet kumalığını yaşamaya zorlanıyorlar! Sorumlusu kim? Alışkanlıklar efenim, alışkanlıklar! Neden anlamak istemiyorsunuz? Oto kontrolünüzü yapmanıza mani olacak alışkanlıklar edindiğinizden, hayatınızın tadı, tuzu kaçıyor. Rahatınız, hatta servetiniz bile bu yeni yetme, malum alışkanlığın kurbanı oluyor. Siz pek eğlendiğinizi, hayatınıza yeni pencereler açtığınızı vehmede durun, alışkanlıklarınız sizi bitiriyor da farkında değilsiniz! Şöyle ağız tadıyla bir alışkanlık edinemeyecek miyiz diye hayıflanıyorsanız, çok dikkat edin derim size! Her alışkanlık iyi niyetle, farkında olmadan başlasa bile sonrası tam bir kâbusa dönüşüverir. Nasıl efenim? Çok ciddi bir mesele mi bahsettiğim? Tabi ki efenim. Pek tabii ciddi ki, uyarı vazifemizi yapıyoruz di mi? Bilahare, müteakip bir yazıda uzun uzadıya meseleyi inceleyebiliriz. Hatta bu kişinin ben olmam bile gerekli değil. Medyamızın kalemşorları, bu ehemmiyetli konuyu meclis gündemine kadar bile taşıyabilirler. Yeter ki yıkılan yuvalara yenileri eklenmesin, dumura uğramış iradelerin tamiri mümkün olsun. Efenim, zamanın nimetlerinden faydalanıyorum diye, zamanın fesatlarına uğramayalım di mi ama? Gelelim sadede, siz, siz olun alışkanlık deyip geçmeyin. Maazallah, sizi bir etkisi altına aldı mı, imkânsızı başarmak zorunda kalabilirsiniz! Alışkanlık dediğin başa beladır! Ne demişler, kurtulmak istediğin bir alışkanlığının olmasını istemiyorsan, baştan onu edinmeyeceksin! ( Nacizane benim sözüm). Zararlı alışkanlıklara bulaşmamış, iradeli, dengeli ve sağlıklı bir hayatınız olması dileği ile sağlıcakla kalın! |
| Şeyda Hekimoğlu |
| Bu yazı 109 kez okundu. |
Tefekkür Dergisi