Navigation


Tarih: 01 Ağustos 2014 Cuma



ALLAH’IN RESULÜNE İTAAT
ALLAH’IN RESULÜNE İTAAT
 

 



            Yüce Allah, Hz. Muhammed(s.a.v)’i topluma bir rehber olarak göndermiştir. Onun peygamberliğinden bu yana İslam dininde takip edilen yol, Peygamber Efendimizin Sünnetidir. Onun dünyaya geldiği döneme baktığımız zaman, o günkü insanların ne kadar cahil yani; hak ve batılı birbirinden ayırt edemeyen bir topluluk olduğunu görürüz. O dönemden bu yana İslam dini onun Sünneti ile şekillenmiştir. Açıklayıcı bir tabir ile “Hz. Muhammed (s.a.v) tefsir edilmiş bir Kur’anı ve hayata aktarılmış bir İslam’ı temsil etmektedir.” (1)



            Yüce Allah namazı her müslümana farz kılmıştır. Bu kesin bir emirdir. Fakat namazın nasıl kılınacağını bizlere Allah(c.c) tarafından doğrudan bildirilmemiştir. Bu gibi konuları bilmek için de Efendimizin sünnetine inanmamız ve onu uygulamamız gerekir. Kur’anı Kerim’de; “Ya Muhammed! De ki; Eğer Allah’ı seviyorsanız o halde bana tabi olun ki; Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın! Allah Gafur(çok bağışlayan), Rahim(çok merhamet eden)dir. (2)buyrularak sünnete uymanın önemi vurgulanmaktadır. Bu ayet-i Kerime der ki; “Allaha sevginiz varsa Resulüne ve onun sünnetine uyacaksınız. Eğer uyulmazsa sonuç olarak Allah’a sevginiz ve muhabbetiniz yok demektir.



            Toplumda Allah sevgisinin var olması sünneti seniyyeye uymayı gerektirir. Cenab-ı Hakka iman eden elbette O’na itaat edecek ve itaat yolları içinde en güzeli ve en istikametlisi ve en kısası hiç şüphesiz Hz. Muhammed(s.a.a)’in gösterdiği ve takip ettiği yoldur. Kur’a-ı Kerim’de  “hem nazmı hakkıyla eda edin, zekâtı verin ve rükû edenlerle beraber rükû edin.”buyrulmaktadır. Bunun yanında namazın rekâtları ve vakitleri bildirilmediği gibi zekâtın miktarı ve kimlere verileceği de bildirilmemiştir. Bunun gibi hemen her konuda sünnet, Kur’anın açıklayıcısı hükmündedir.



Namaz, oruç, hac, zekât gibi ibadetlerin yanı sıra Hz. Muhammed(s.a.v)’in bizlere tavsiye ettiği güzel davranışlar vardır. Efendimiz, “ mizanda güzel ahlaktan daha ağır basacak bir amel yoktur.” diyerek güzel ahlakın önemini vurguluyor. Yine toplumsal ilişkilere dikkat çekerek “aranızda Allah’ın selamını yayın.”demektedir. Efendimiz bizlere, yapıldığı takdirde Allah’ın sevgi ve rızasını kazanabileceğimiz, toplumda sevgi ve hoşgörü bağlarını güçlendirecek bütün güzelliklerde en güzel örneği oluşturmaktadır.



Günümüz topluluklarına baktığımızda birçoğunun İslam dinine mensup olduğunu fakat İslam’ın gereklerinden habersiz olduğunu görebiliriz. Bunun yanında dinini bilen fakat dinine ve onun gereklerine sahip çıkamayan insanlar da bulunmaktadır. Böyle kişilerin fikirleri, en küçük rüzgârda savrulan kum taneleri kadar ehemmiyetsizdir. Bu nedenle İlam topluluklarının dayanabileceği en sağlam kaynak Hz. Peygamberin sünnetidir. Hz. Peygamber’e ve O’nun sünnetine tabi olunmadığı zaman, insanlar ortaya atılan asılsız fikirleri kolaylıkla kabullenebilmektedir.



Bugün yaşanan sorunlara baktığımız zaman sosyal ilişkilerin bozukluğunun ve toplumda güvensizliğin ön planda olduğunu görmekteyiz. Bunun nedeni de aslında sünnetin uygulanmayışıdır. Efendimiz bir hadislerinde; “Arap’ın Arap olmayana, beyazın siyaha, siyahın beyaza takva dışında bir üstünlüğü yoktur.” buyuruyorken, toplumlar ve kişiler arası kavgalar yaşanmaktadır. Sünneti uyguladığımız takdirde nasıl ki, Allah’ın merhamet ve rızasını kazanabiliyorsak, ortaya çıkabilecek bu gibi sorunların da bir nebze önünü kapatmış oluyoruz.



Sünnetin yapmakta serbest kaldığımız yönüne Hz. Muhammed’in uyuması kalkması, gülmesi, konuşması, toplum içindeki hal ve hareketlerini ve bütün bunlardaki ölçüyü de ekleyebiliriz. Bütün bunları uygulamada bir zorunluluk yoktur. Ancak şunu da eklemeliyiz ki, tüm bunların uygulanması ile engin bir müslüman şahsiyet oluşur.



“Sünnette katılaşmış kalpleri yumuşatacak, kuru gayretleri yönlendirecek, gafilleri uyaracak, aydınlatıcı fikirler, etkili deliller, engin hikmetler, etkileyici vaazlar, eğitici kıssalar, çeşitli emir ve yasaklar, vaaz ve vaid, tergib ve terhib vardır. Ve o insanın iç unsurlarının hepsine, aklına ve kalbine hitap ederken Kur’an çizgisinde yol alır.(a)



Sünnet dini anlamada ve uygulamada pratik ve anlaşılır bir yoldur. İnsanın Kur’andan sonra sımsıkı sarılacağı, kurumayan bir kaynak, tükenmeyen bir hazinedir. Sünnet: İslam’ın ikinci kaynağıdır. İslam’ın birinci kaynağı ise her zaman Kur’anı Kerim’dir. İkisinin arasında tek bir fark vardır; “Açıklananın mertebesi açıklayandan öncedir.”(b) Sünnet hiçbir zaman Allah’ın emri dışında bir hüküm kabul etmemiştir. Nitekim Kur’anı Kerim Müslümanları Allah Resulüne imana ve onun sünnetine uymaya yöneltmektedir.



“Andolsun ki sizin için Allah’a ve ahiret gününe kavuşmayı uman ve Allah’ı çok zikreden kimseler için Allah’ın Resulünde çok güzel bir örnek vardır.” (4)



Kaynaklar



(1)   a-b: sünneti anlamada yöntem( Yusuf El- Kardavi)



(2)   Al-i İmran suresi–31.ayet



(3)   Bakara suresi–43. ayet



(4)   Ahzap suresi–21



 



                                                               Hikmet ÖBEK–476 



                                                       Anadolu İmam Hatip Lisesi- 10/AB 



 

 
Okuyucu Köşesi
Bu yazı 1217 kez okundu.


Yorum Yaz

İsim :

Yorum: