Navigation


Tarih: 21 Ağustos 2008 Perşembe



ALLAH YOLUNUN ERLERİ
ALLAH YOLUNUN ERLERİ
 

RAHMAN VE RAHİM OLAN ALLAH’IN ADIYLA
 “Sakın Allah yolunda öldürülenlere ölüler demeyin, hayır onlar diridirler, fakat siz bunun şuurunda değilsiniz.” (2/154)
 “And olsun sizi bir parça korku, açlık ve bir parça mallardan ve ürünlerden eksiltmeyle imtihan edeceğiz. Sabır gösterenleri müjdele” (2/155)
 “ Onlara bir musibet isabet ettiğinde derler ki: “Biz Allah’a aidiz ve şüphesiz O’na dönücüleriz.” (2/156)
 Rabbimiz bizi yaratıp bu dünyaya gönderirken bazı sorumluluklar yükledi. Eğer biz O’nun emir ve yasaklarına uyarsak, hem dünyada hem ahirette felah buluruz inşallah. Gerçek iman sahibi bir Müslüman, başına gelen bazı musibetlere sabrederek sebat gösterirse, elinden çıkanlara diğer insanlar kadar üzülmez; bilir ki “Rabbim ne eylerse güzel eyler”
 “De ki; bizim başımıza Allah’ın bizim için yazdığından başka bir şey gelmez. O bizim yüceler yücesi efendimizdir. O halde inananlar (Yalnızca) Allah’a güvensin.” (Tevbe 51)
 “O’nu bulan neyi kaybetmiştir, O’nu kaybeden neyi kazanmıştır”. (Mustafa İslamoğlu)
Müslüman, O’nun için çalışırsa hiç kaybetmeyeceğini bilir. Bazen yaşam bizi daraltır, bunaltır ama Müslüman bilir ki bunlar geçicidir.  Hiçbir sıkıntı Ahiretin sıkıntısı kadar zor olmaz; hiçbir güzellik Ahiretin güzelliği kadar güzel olmaz. Bunun bilincindedir Müslüman.
 Aynen büyük üstat, ibn-i Teymiyye’nin dediği gibi “ düşmanlarım bana ne yapabilir ki, hapsedilmem halvet, sürülmem seyahat, öldürülmem ise şehadettir…”
 O, zalim hükümdarın karşısında,  hiçbir durumda kaybetmeyeceğini ve Allah’tan başkasından korkmayacağını söylüyordu. Rabbimiz de ayetlerinde defalarca söylemiyor mu? “Gevşemeyin, üzülmeyin eğer inanıyorsanız en üstün sizlersiniz” (Ali İmran) 
 Hayatımız bize emanettir, emaneti en güzel şekilde korumak bizim en büyük sorumluluğumuzdur. Ne kadar yorulsak da O’nun yolunda azdır.
 Biz müminlerin kaybetmediğini İslam tarihini az çok okuyanlar bilir. Allah’ın yardımının nasıl yetiştiğini siyer okuyanlar öğrenmiştir.
 Tarihte  “bir-i maune” olayı vardır. “İslam devleti kurulduktan sonra, çevre kabileler peygamberimizden kendilerine İslam’ı öğretmeleri için öğretmen istiyorlar. Ve Medine’ den yetmiş öğretmen yola koyuluyor. Yolda dinlenmek için bir kuyunun başında mola veriyorlar.
Öğretmen isteyen o kabileler, Mekke müşrikleriyle anlaşmışlardı ve o kuyunun yanında pusu kurmuşlardı, ani bir saldırıyla öğretmenlik amacıyla yola koyulan tüm müminleri şehit ettiler. Katillerden biri, bir Müslüman’a sinsi bir şekilde arkadan yaklaşıp kılıcını kaldırdı ve o müminin boynuna vuracağı zaman, mümin, onu görüp o ara haykırdı; “Vallahi ben kazandım!” diye. Kendisinin öldürdüğü biri nasıl kazanabilirdi ki? Bu söz günlerce aklına takıldı. Böylece bu sözü düşünen o kişi sonunda İslam’ı kabul ediyor ve anlıyor ki bir mümin ölürken bile başkasına ışık olabiliyor. Yani mümin kaybetmez! Ölürse şehit, kalırsa gazidir.
 
Allah için savaşta
Yenilgi yoktur asla
Kanımızla atarız
İmzamızı her asra…




Zeynep İçen

 
Okuyucu Köşesi
Bu yazı 38 kez okundu.


Yorum Yaz

İsim :

Yorum: