Navigation


Tarih: 07 Ekim 2008 Salı



ANKARA WASHİNGTON HATTI
ANKARA WASHİNGTON HATTI
 

 



'Ankara Washington Hattı-Amerikan İktidarının Sonu' Tamer Korkmaz
'ın yeni kitabı. Timaş Yayınlarında basılmış. Zaman gazetesinde köşe
yazıları yazan Tamer Korkmaz'la Eylül ayının ilk haftasında aynı ortamda
bulunma imkânımız oldu. O sıralarda son yazdığı 'Ankara Washington Hattı'
kitabını neredeyse yarılamıştım. Haliyle sözü döndürüp dolaştırıp son
kitabına getirdik. Kitaptaki konularla ilgili kısa kısa yorumlar yaptık. Son

birkaç yıldır çok ciddi bir değişim sürecine giren Türkiye'mizdeki olup
bitenleri 1944' lerden bu yana gelen bir süreci ustaca ele almış yazarımız.
Anlatılanlar kesinlikle komplo teorisi falan değil. Cumhuriyet tarihini
bağımsız kaynaklardan da takip edip özgürce yorumlayanlar için; gelinen

        sonucu anlamak hiç de zor olmuyor. Tabi
        aklını kiraya verip; statükocu elitlerin
        istedikleri gibi aktarılan tarihe göre
        bakanlar başka.

             Kitabımız  'nehir söyleşi' tarzında
        yazılmış. Seçilen birinin, hakkında sorduğu
        sorulara verdiği cevaplardan oluşan bize has
        bir çalışma tarzı bu. Gelecekte de oldukça da
        ilgi göreceğini sanıyorum. Biyoğrafi ya da
        otobiyoğrafiden daha farklı olan bu tarz
        edebiyat çalışmaları gerçekten de bir nehir gibi
        derin, uzun ve akıcı. Söyleşi tekniği ile tüm
        olup bitenleri, kendisiyle söyleşi yapılan
        kişiden alıyorsunuz.

              Tamer Korkmaz bu kitabında 1940'lı
        yıllardan bu güne kadarki Türkiye resmini;
        gazeteciliği, arşivciliği, gözlem ve analiz
        gücüyle objektif bir şekilde çizmiş. Bu resimde

2.Dünya Savaşından sonra süper güç olarak  kendini ilan eden ABD'nin Türkiye

üzerinde
söz sahibi olmasıyla İngiltere'nin geri plana düştüğünü başka bir deyişle
İngiltere'nin haklarını ABD'ye devrettiğini görüyoruz. Yani 11 Haziran 1944.

ABD-Türkiye ilişkilerinde bu tarihin başlangıç olduğunu biliyoruz artık.
Diğer satırbaşlarından sadece birkaçını kısaca şöyle verebiliriz. Kitabı
alıp okuyunca ilgili konuların 190 sayfada daha derinlemesine işlendiğini
göreceksiniz.

"....Yani 1908 de Abdulhamid'in haliyle birlikte ele almamız gerekiyor.
Osmanlı İmparatorluğunun fiilen bittiği tarih 1908'dir.Abdulhamid'in tahttan

indirilmesidir, aslında.1908 bir final olduğuna göre o vakit Osmanlı'ya
yapılan büyük 'dış operasyon'un bu tarihten önce başlamış olduğu da
açıktır."

" ...Menderes 'uçak kazasından'(şubat 1959) kurtulamasaydı-o kaza değil
suikasttir- 27 Mayıs olmayacaktı. Bu tamamen Menderese yönelik bir infaz
projesidir.Menderes içimizdeki Amerikan etkisine veya varlığına karşı
çıktığı için hayatını kaybetti..Menderes fotoğrafı çekilmesi için tekrar
asılmıştır.Bu da tarihi bir gerçek..."

".12 Mart'taki olay..devletin yani Amerikancı çizgideki devletin sol eli, o
dönemdeki sol cuntaydı.Yani o Doğan Avcıoğlu,Cemal Madanoğlu,İlhan
Selçuklar'ın bulunduğu, Ali
Kırca'ların teğmen olarak hizmet ettiği yapı, o sol yapı devletin sol
eliydi.Sağ eli ise 12 Mart'ı yapan eldi.Yani derin devletin sol eli 9 Mart,
sağ eli 12 Mart."

"..Ama asıl amaç başka. Asıl amaç total projeyi gerçekleştirmek. O toplam
proje içerisinde Türkiye'de büyük karışıklıklar çıkarmak da var. Alevi/Sünni

olayları kotarılıyor. Kürtçülük, ayrılıkçılık hareketleri yine Çorum, Maraş,

Fatsa üretiliyor, kurgulanıyor.Türkiye toplumuna daha sonra kök salacak
ayrılık tohumları atılıyor.Bunlar yüzyıllardır olmayan konular.Bunların
hepsi üretiliyor.Kontrgerilla operasyonları solculara sağcıları, sağcılara
solcuları öldürtüyor.Aynen 12 Mart'taki eller gibi söylüyoruz. Sol el ve sağ

el. Bunları birbirine kırdırıyor.Bunu yapıyor ve darbenin şartlarını
oluşturuyor.."

".12 Eylül'ün ağır faturalı bir darbe olmasının sebebi, 12 Eylül öncesinde
resmi rakamlarla 5500,gerçek rakamlarla 7500 kişini hayatını kaybettiği bir
süreç yaşanmıştır.."
".Evet,bu gelişmeler ordu ve gayet tabi  devlet kurumları içindeki yerli ve
milli çizgiyi öne çıkarmıştır. Sonuçta 2006'nın 15 Mayıs'ında Ankara
yıllardır Türkiye'ye hükmeden ABD'yi devreden çıkarmış ve Ankara'nın
bağımsız stratejik kimliğini kazanması sağlanmıştır.."

".1 Mart tezkeresi Türkiye'deki yerli ve milli çizginin Türkiye'nin lehine,
gayet tabi Amerika'nın aleyhine  geliştiğinin en bariz göstergesidir.Bu çok
net bir gerçektir. Bunun neticesi olarak 15 Mayıs 2006 tarihinde Türkiye
Amerika ekseninden , 1944 'ten beri bulunduğu ABD yörüngesinden
çıkmıştır...."

".Türkiye'nin artık bölgesinde lider ülke olarak ortaya çıkmaya başladığını
görüyoruz.Tarihte ilk defa Suriye Cumhurbaşkanı Türkiye'ye geldi. Yine
tarihte ilk kez Suudi Arabistan Kralı Türkiye'ye geldi.. Pakistan,Amerikan
ekseninin dışında bir pozisyon almaya başladı. Türkiye-İran ve
Türkiye-Suriye ilişkileri hiç olmadığı kadar gelişiyor.Amerikanın Irak'taki
yenilgisi giderek daha da ağırlaşıyor.'Yenilmez' denilen İsrail ilk kez
Lübnan'da ciddi bir yenilgi aldı Hizbullah karşısında.."

".Erdoğan'ın uzun bir süre içinde yatan aslan olan Çankaya adaylığından
vazgeçmiş olması, böylelikle Gül'ün adaylığının ortaya çıkışı bu süreci
doğru algılamaya başladığını gösteriyor. Ama daha öncesinde algılayamadığını

düşünüyorum. Defalarca 'Keşke tezkere geçseydi' dedi mesela. ..Devletin
tepesinde öyle bir süreç yaşanıyor ki , bu süreç Erdoğan'ı Çankaya
adaylığından vazgeçirtiyor ama Gül'ün oraya gelmesi için kapılar açıyor.."

"..Kurtlar Vadisi-Terör bizim burada değindiğimiz terör olayının arka
planını , yani Amerika eksenli arka planındaki temel gerçekleri deşifre
etmeyi amaçlıyordu.Bu bağlamda Türk-Kürt kardeşliğini vurgulamak için yola
çıkmıştı,bazılarının iddia ettiği gibi toplumu bölmek için değil..Dizinin
terör sorununun arka planını Türkiye'nin en büyük sırlarından birini
aydınlatacak olması bazılarının uykusunu kaçırdı.Kurtlar Vadisi'nin PKK
terörünün perde arkasını, dışarıyla tandem oynayan içerideki yapıyı deşifre
edecek olması elbette bazılarının işine gelmez.."
****

 
E.Ahmet Hatip
Bu yazı 104 kez okundu.


Yorum Yaz

İsim :

Yorum: