Navigation


Tarih: 30 Temmuz 2014 Çarşamba



Ayetler Dinlenilmeden Müslüman Olunamaz
Ayetler Dinlenilmeden Müslüman Olunamaz
 

 



 Bu sayımızda, şu konuya parmak basmak istiyorum. Çünkü gördüğüm o ki kendilerini Müslüman atfettikleri halde, ayetlere muhalefet eden tavırlar sergilemektedirler. İslam, söylemde tekrarlanmakta, bir türlü eyleme geçmemektedir.  İslam dediğimiz zaman, çok yuvarlak bir cevap çıkmaktadır karşımıza. Çünkü İslam genel bir kavram. Lakin İslam ile kastedilen ayet muhataplığı göz ardı edilmektedir. Oysaki Müslüman olmanın temeli, İslam’ı ve yüklediği misyonu sahiplenmekten geçer. İslam’ın insana yüklediği misyonun çerçevesini ayetler belirlemiştir. Resulün bildirdiğini, dolayısıyla Allah’ın iradesini kabul etmekti tüm mesele. Bu da, ayetlere itaatle olur ancak.



            Çoğu insanları görüyoruz. Ayetleri okuyorlar, hatta biliyorlar. Ama eylemler bu ilkelerden çok uzak. Sanki o ayetler sadece okunmak için var. Hâlbuki ayetleri dinledikten sonra itaat edilmelidir. Ancak “işittik ve itaat ettik.” diyenler gerçekten inananlardır. Yoksa işitmekle, Allah’a olan sorumluluk yerine getirilmiş olmaz. Ya da yarısını işitip ve itaat etmek, yarısını da sadece işitmek ve itaat etmemek yine yanlış olur. Çünkü yine o insan kalkış rotasını şaşırmıştır. İnsanın iman etmenin temelinde yatan zihniyeti, dosdoğru Allah’a güvenmek ve sığınmak olmadıkça, kalbine imanı oturtmayı başaramaz. Kalbinde hastalık olanlar Allah’a güvensiz olduklarından ayetlerine itimat etmezler. Ayetlerine olan itimatsızlık da onları iman rotasında ilerletmez.



Bazen de insan kendini o rotada duruyor gibi hissedilebilir. Çünkü yine davranış ve düşüncelerini ayetlere endekslemiyordur. Oysaki inanan insan, ayetlerle mutabık olmadığı sürece Müslüman olduğunu düşünemez. Ayetlerdir onu yönlendiren, değiştiren, etkileyen, yaptıran... Eğer ayetler bir yol feneri gibi durmuyorsa hayatında, binlerce şirke kapı aralar ne yazık ki... Bu yüzden yüzlerce kez kendimizi sorgulamalıyız. “Ayetlerle mutabık mıyım, değil miyim” diye. Ayetleri dinlemek, itaat etmekle olur. Yoksa işitmek ile zannediyorsak, sorumluluğumuzu, kendimizi kandırmış oluruz. Hem ayetleri işitmek ve yapmamak riyanın kendisi olmaz mı? Münafıklığın pençesine düşmüş olmaz mıyız?



 Ayrıca ayetlere itaat etmek, Allah’a saygıdır, rükûdur, secdedir, kunuttur, istiazedir, hamddır, sevgidir. Kesintisiz kulluğun tezahürüdür. Eylem ile söylemlerinizi yani okuduğumuz ayetleri onaylamaktır, ispatlamaktır, yaşamaktır. Allah ile aramızdaki bağdır, bağlamdır. Yoksa Allah’a olan bağlılığımızı nasıl gösterebiliriz? Nasıl O’na inandığımızı söyleyebiliriz? Her şey ayetleri dinlemekten, ama itaat ile dinlemekten geçiyor. Ayetleri dinledikten sonra hayata geçirmekle ayetlerin hikmeti anlaşılır. Kuran’ın varmak istediği, istenilen irade öğrenilir. Kur’an psikolojisi ancak amel etmekle fark edilir. Kelimeler lâfzen bize yeterince  anlatmaz. Ama dinlenilip yaşandığı zaman ne, nasıl, ne zaman, ne şekilde olduğu anlaşılır. Ayetler itaat ile ruh bulur, canlanır, dile gelir.



 Örneğin; Tebliğ sorumluluğunu yapmayan bir insan, peygamberin göğsünün neden daraldığını anlayamaz, hissedemez. Evinde oturan, bu sıkıntılara maruz kalmayan bir insan bu tabloyu anlatan ayeti nasıl tasavvur edebilir, hissedebilir? Ya da taraftarlığını netleştirmeyen bir insan müminlerin duruşu ile ilgili ayetlerden nasıl etkilenebilir? Asla hissedemez. Ayetleri okuduğu zaman, hissiz ve duyarsız davranırlar. Ha okumuş, ha okumamış. Çünkü kendileri o ayetleri algılamaya hazır değillerdir. Ya da nefsini muhasebe etmeyen bir insan, kendini Müslüman atfettiği halde Tevhid çizgisini korumayıp, sık sık şirkin kapılarını aralar. Bu arada okunan şirk ayetleri onu asla uyandırmaz. Çünkü o, ayetlere kapılarını ve pencerelerini çoook önceden kapatmıştır. 



Evet, Kuran’ı duyar ama itaat etmez. Kalbi buradan bir pay kapmaz. Hepsi itaatten uzak durma kararlılığının sonucudur. Hâlbuki bu insan ayetleri “itaat etmek” için dinlese, elbette ki kendisinde bulunan çoğu hatalar tamir olacaktır. Ama bu insan hatalarını itaat etmek ile değil de, okumak ve dinlemek ile Allah’a olan sorumluluğunu gidereceğini zannediyorsa yanılıyor olacaktır.



 Çünkü dünya hayatı, imtihan alanıdır. Kendisi ayet dinleyip, dinlememekle imtihandadır zaten. Gerçekten ayetleri dinleyen, itaat ile ispatlamış olacaktır. Vermeyen bir insana cömert denilmeyeceği, ilmi merak etmeyen bir insanın âlim olmayacağı gibi...



 Asla, eylemi olmayan bir söylemin, su üzerinde duran bir köpük misali olduğunu unutmamalıyız. Kısaca ayete itaatin olmadığı yerde ayet ile dostluktan bahsedilemez. Ne yazık ki ayetlere itaati olmayan bir kimse de “Ben Müslümanım”  diyemez.



 

 
Zeynep Işık
Bu yazı 793 kez okundu.


Yorum Yaz

İsim :

Yorum: