Navigation


Tarih: 07 Ekim 2008 Salı



AYŞE KIZ
AYŞE KIZ
 
Bir yakınımın taziyesi için Maraş'a gelmişken; İstanbul'da aynı eğitim
enstitüsünde okuduğumuz can arkadaşım Kerem'i de görmek istedim. Kerem'ler
tam eğitimci bir aile. Kendisi gibi eşi, kızı ve damadı da öğretmenler.
Görev yaptığı okulun önünde paydos zamanını bekledim. Beni görünce çok
sevindi, boynuma sarıldı, gözleri yaşarmıştı. Yine aynı Kerem'di. Sadece
saçları daha kırlaşmıştı. Nüktelerinde pek değişiklik yoktu ama gözlerinde
derin bir sıkıntı okunuyordu. Bir çay bahçesine oturduk. Hal hatırdan sonra
'Ne o Kerem, sen dünya malına mülküne pek önem vermezsin, gülümsemene
gözlerin niye katılmıyor?' diye soruverdim. 'Sorma be hoca' dedi. 'Beni
bilirsin, mütevazı bir yaşamım vardır. Hanımla da bir problem yok, geçinip
gidiyoruz. Bildiğin gibi kızı da evlendirdik. En büyük mutluluğumuz
torunlar.  Damadım Musa'yı bilirsin iyi bir çocuktur. Bizim Ayşe kızı da
tanıyorsun. Geçimsizliği kulağıma geliyordu. Son bir iki yıldır hayli arttı
ki ayrılma lafları konuşulur oldu. Musa'yı bilmesem neyse, ne kadar efendi
biri olduğunu herkes bilir. Namazında   niyazında, içki kumar veya sigara
gibi kötü alışkanlığı olmayan birisi. Okuldan eve; evden okula.Tüm eğlencesi

maçlar. Bana söylemeye utanıyor ama
 
 Mutsuz olduğu belli. Bizim kızın dırdırından bıkmış ki, bizim hanımdan 
yardım istemiş. Olmazsa ayrılalım demiş. Ayşe ile defalarca konuştuk.
Hanımın ve benim onca nasihatini dinleyen kim? Ayşe kız işte. Sen
öğretmeniydin bilirsin, aynı çocukluğundaki gibi, inadı aynı inat. Bir de
sen konuşsan diyorum. Senin tavsiyelerine değer verir, seni sever ve sayar
bilirim.' dedi.  Can arkadaşımın hali beni üzmüştü. 'Ayşe benim kızım kadar
sevdiğim biridir. Tabi onunla konuşurum. Umarım yararım dokunur .'dedim. Eve

yemek hazırlamaları için telefon etmişti. Tarhana çorbası istemiştim.
Evlerine doğru yola koyulduk. Ayşe'yi de aramış gelmesini söylemişti.
    Konumuz değil ama Maraş'ın şu tarhana çorbasına bayılırım. Dünyada eşi
yoktur. Yemekten sonra çayları getirdi Ayşe kız. Öğrencimken de onu öyle
çağırırdım, yine öyle sesleniyordum ona. Bir bahane ile Kerem ve eşi
mutfakta kaldılar. Tabi anladı Ayşe kız, suçlu suçlu  bakışlarını
kaçırıyordu benden. Çaylarımızı yudumlarken okulu, öğrencilerini,
çocuklarını sordum ona. Anlattı , konuşurken  üzerindeki gerginlik
azalmıştı. Üçüncü çayda  konuyu  Musa'ya ; ev haline getirdim. 'Musa iyi bir

insan , evde bana yardımcı bile olur. Bu güne kadar bana bir fiske bile
vurmamış, kötü bir söz söylememiştir. Şimdilerde ayrılmaktan bahsediyor.
Mutlu olmadığını söylüyor.' dedi.' Peki o kadar iyiyse neden ayrılmak
istiyor?' dedim. Yere bakıyor,  parmaklarını çıtlatıp duruyordu.'Bak Ayşe
kız, sana çok örneği olan bir aile yaşamından kesitler aktarayım. Böylesin
demiyorum ama sende de bunlardan varsa düşün, düzeltmeye çalış. Sorunların
zaman içerisinde ortadan kalkar, ne dersin? dedim.  Boynunu büktü olur
anlamında.
           " Farzet ki  evin beyi  işten günün yorgunluğu ile geliyor. Eşi
ise  onu karşılamıyor bile, üstü -başı ,saçı   darmadağınık , bir divana
uzanmış ahlayıp ofluyor.  Asık bir yüzle yemek yapmadığını bir şeyler
atıştırmasını söylüyor. Evin her yanı dağınık, çocuklar bakımsız bir şekilde

yaramazlık edip duruyorlar. Bırak sohbet etmeyi günlük sorunları bile
konuşamıyor kendisi ile. Sadece şikayet dinliyor. Eşi misafir istemiyor,
lokantaya götürmesini söylüyor. Akrabaları, anne babası ile anlaşamıyor.
Dırdır edip duruyor. Yatarken de arkasını dönüp yatıyor. Bu hal her gün
tekrar edip duruyor. Böyle yaşantısı olan bir adamın mutlu olabileceğini
düşünebiliyor  musun?  Ne oturma odası ne misafir odası ne de yatak odası
asıl işlevini görmüyorsa o aile asıl işlevini görüyor mudur acaba. Oysa
karı-koca ilişkisi ile kedi-köpek ilişkisinin arasında, insanla hayvan
arasındaki kadar fark vardır. Eğer aile reisi işinden evine dönerken bir
cennet ve mutluluk sembolüne dönmenin sevinci yerine cehenneme dönüyormuş
sıkıntısını yaşıyorsa o ev artık' yakıtı insanlar ve taşlar olan bir
cehennem(1) ' halini  almamış mıdır? Bu  yaşantı 'O gün kişi kaçar
....eşinden ve çocuklarından (2)'a benzememekte midir? Evin beyi  zamanla
'ehli beyt' olma yerine ' ehli kahve' ,ehli dernek' veya 'ehli keyf' olmayı
seçmez mi? Ardından hayaller, umutlar hatta yuvalar yıkılmaz mı? 'Halbuki
karı-koca ilişkisi insanlar arası ilişkilerin en zenginleştirilebilecek
olanıdır. İnsan-insan ilişkisi ile yedi kat yabancıya gösterilen insanlığı
eşler en başta birbirlerine göstermelidirler. Sevgili ilişkisi ile evlilik
binasının çimentosunu oluşturmalıdırlar. Müslüman  ilişkisi ile hem
karı-koca hem de din kardeşi olduklarının bilincine ulaşmalıdırlar. Bedeni
ilişki ile sevgiyi pekiştirmeli bunu diğer sevgilerin en önüne almalıdırlar.

Akraba ilişkisi ile çocuklarına daha sahip çıkıp onların asıl manevi
elementi olmalıdırlar. Dost ilişkisi ile mükemmelliğe koşmalı, Hz. Hatice
ile Resulullah (as)'ı bu konuda da sembol olarak görmelidirler. Arkadaş
ilişkisi ile birbirleri için olmazsa olmaz olmalıdırlar. Sırdaş ilişkisi ile

yalnızlık duygusundan kurtulmalıdırlar. Yoldaş ilişkisi ile
duygu-düşünce-eylem birliği yapmalıdırlar. Kader birliği ilişkisi ile de
aynı akibeti /cenneti /Allah'ın rızasını aramalıdırlar...'(3) Sen bir bak
bakalım bunlardan hangilerini başarabildin? Musa iyi bir insan, geç kalmış
sayılmazsın. En kısa zamanda eksiklerini tamamlamalı kendine bir çeki-düzen
vermelisin. Sen bir adım at başla, yardımcın Allah'tır."
         Sözlerimi bitirdikten sonra Ayşe kıza baktım ağlıyordu. "Haklısınız

hocam, kendime çeki düzen vereceğim, hatalı olduğumu anladım." dedi. Ona
güveniyorum ve inanıyorum. Mutluluğu için dua ediyorum.
         Anne-babası konuşmamızın bittiğini anlayıp geldiler. Konuyu 
değiştirdik,eski günleri konuşmaya başladık...
1. (Tahrim-6)
2. (Abese-34-36)
3. Geniş bilgi: Mustafa İslamoğlu-Tavsiyeler/2'de .
 
 
E.Ahmet Hatip
Bu yazı 215 kez okundu.


Yorum Yaz

İsim :

Yorum:



Yorumlar
fahriye demir Yazdı:
kadını yargısız infaz etmişsiniz. kadının neden mutsuz olduğunu hiç önemsememişsiniz. bu tek taraflı bir yargılama değil mi..rekeği anlatırken sigara, kumar, içki yok, diyorsunuz.bunlar kadında da yok. ya ahlaki özellikler. acaba bu sorunların zemaninda erkeğinde payı yok mudur. ben taraflı yazdığınızı düşünüyorum.