| BABALAR VE OĞULLAR |
| Bugün, babalar ve oğullar arasında uçurumlar görüyoruz. Neden? Topu topu kaç evladınız var ki. Evet, iki nesil farklı yetişiyor. İki neslin elele olması kolay bir şey değil. Fakat babaların “Allah’ın serbest alan olarak bıraktığı yerlerde” serbest bırakmaları ve hoşgörülü olmaları gerekir.
Elbette çocuklar çeşitli hatalar yapacaklardır. Fakat onlara müdahale yöntemimizi, Allah’ın tavsiyelerine göre ayarlamamız daha doğru olmaz mı? İlk önce babalar çocuklarını kendilerinden uzaklaştırmalılar. Kendilerinden nefret ettirecek sebepler oluşturmalılar. Kendileri örnek olabilecek bir duruşa sahip olmalılar. Ancak duruşları çocuklarını ikna edebilmelidir. Çocuklarının hayranlığını kazanmalıdır. Saygınlığını ve hayranlığını kaybeden bir baba çocuğuna etkili olamaz. İslamı Allah’ın dediği gibi algılayan, anlayan ve yaşayan bir baba için bu ortam oluşabilir. Aksi takdirde hikmeti, adaleti, ilmi ve maneviyatı olmayan bir duruş, çocuğu etkilemez. Etkilese bile, bu geçici olur. Bir süre sonra hayal kırıklığına uğrar. Size tarihte gördüğümüz örnek bir babayı hatırlatıyorum Hz. İbrahim(a.s). Hz. İbrahim’in hayatını bir gözden geçirin. Tüm imtihanlarda duruşunu gösteren Hz. İbrahim elbette çocuğunu ikna edebilir. Sicili temiz, duruşu emin, ilahi terbiye ile imanı, ahlakı ve duyguları himaye altına alınmış bir baba. Ve çocuğunu kendi çizgisinde yetiştiriyor. Yetiştirirken özenle, sevgiyle, hikmetle, hanif olarak yetiştiriyor. Tüm maddi ve manevi kirlerden uzak tutarak, Allah’tan aldığı tertemiz emanetin, temizliğini koruyarak yetiştiriyor. Çocuğun fıtratını bozmadan, kendisinden önce Rabb’inin rızalığına hazır olacak şekilde yetiştiriyor. Öyle ki kendi hedefini çocuğa benimsetmiş ve bu yolda çocuğu ile işbirliği yapıyor. Bakara Suresi/127 “Hani İbrahim, İsmail ile birlikte evin (Kâbe’nin) temellerini yükseltiyor, “Ey Rabbimiz! Bizden kabul buyur! Şüphesiz sen hakkıyla işitensin, hakkıyla bilensin” diyorlardı.” Bugün İslam yolunda kaç baba-oğul elele verip hedeflerine doğru yürüyorlar? Çocuk babasında olan hikmeti almıyor, baba çocuğunda gördüğü hikmeti kabullenmiyor. Neden? Çünkü baba ve oğul arasında nefsanî sorunlardan kaynaklanan kopukluklar var. Nefsanî sorunlarımızı geride bırakarak aynı safa geçmek yerine, baba ve oğul birbirini dışlamakla meşgul. Oysaki babalarında ve çocuklarında hayatlarındaki en önemli kaygı şu olmalı idi. Bakara Suresi/131–132 “Rabbi ona “Teslim ol” dediğinde “Âlemlerin Rabbine teslim oldum” demişti. İbrahim bunu kendi oğullarına da vasiyet etti, Yakup da öyle: “Oğullarım! Allah sizin için bu dini (İslâm’ı) seçti. Siz de ancak müslümanlar olarak ölün” dedi.” Hissedilen ve tavsiye edilen öğüt “Âlemlerin Rabb’ine teslim olmak ve müslüman olarak ölmek” idi. Babalar hiçbir zaman şunu unutmamalı. Her ne kadar o sizin çocuğunuzda olsa, o bir bireydir. Onu kendinden ayrı olarak, kimliğini kazanan, iradesini kullanan ve kalbi olan bir bireydir. Oğlunu malın, kölen gibi kullanmaktan ziyade dostun, arkadaşın gibi düşünürsen daha çok onu kazanırsın. Sevgin ve şefkatin onu köleleştirmesin, bilakis özgür, kendine güvenen, emin bir insan etsin. Bir babanın oğluna vereceği en büyük miras, kendisinin alması gereken ilahi terbiyenin, çocuğuna da ulaştırmasıdır. Böylece Hz. İsmail’in, Hz. İbrahim’den razı olduğu gibi, çocuklarımız da bizden razı olacaklar, Hz. İbrahim’in Hz. İsmail’den razı olduğu gibi, biz de çocuklarımızdan razı olacağız.. Hz. İbrahim Hz. İsmail’den razı olduğu gibi bizde çocuklarımızdan razı olacağız. Sizden ricam Hz. İbrahim ve Hz. İsmail’in diyaloglarını Kur’an-ı Kerim’den bir daha gözden geçirmenizdir.Orada birçok hikmetler yakalabilirsiniz. Vesselam. |
| Zeynep Işık |
| Bu yazı 149 kez okundu. |
Tefekkür Dergisi