Navigation


Tarih: 18 Kasım 2008 Salı



BABASININ ANASI FATIMA
BABASININ ANASI FATIMA
 

Selam olsun sana ey müminlerin anası, selam olsun sana ey müminlerin emirinin anası, selam olsun sana ey imamların anası… Asırlar geçti cennet kadınlarının efendisinin, Hz Fatmat’üz Zehra’nın vefatının üzerinden. Belki yüzyıllar önce yaşadı ama bereketi hala devam etmektedir.



Bir gülistan kuruldu yeryüzüne, adı İslam kondu nice güller ekildi biçildi. Kimi dalında kurudu, kimi açmadan soldu. Oysa öyle bir gül vardı ki, bu bahçede güllerin piri güllerin efendisiydi. Bir daha da öyle bir gül görmedi bu gülistan ve göremeyecek de... Belki onu örnek alan güller oldu, onu örnek alıp ona benzemek de ayrı bir gül olma özelliği verecekti onun izinden gidenlere…



Kızların yüz kızartıcı bir varlık olarak görüldüğü, diri diri gömüldüğü bir coğrafyada, içeri girildiğinde ayağa kalkılan bir kız olmak, elleri öpülen bir kız çocuğu olmak, babasının anası olmak, peygamberimizin getirdiği İslam’ın kadına verdiği değer olsa gerek. Erkek çocuklarının bile sevilmesi ayıp olan bir toplumda Nebi, Fatıma’nın ellerinden ve yüzünden öperdi. Ne de çok severlerdi baba kız birbirlerini… Fatıma’dan  bahsederken:



            "Fâtıma'yı hoşnut eden beni hoşnut etmiştir, onu kızdıran beni kızdırmıştır" ve "Kızım Fâtıma'yı seven beni sevmiştir, Fâtıma'yı memnun eden beni memnun etmiştir; Fâtıma'yı üzen beni üzmüştür. Fâtıma benden bir parçadır, kim onu incitirse beni incitmiş olur, beni incitense Allah'ı incitmiştir" buyururdu.



            Resulullah yetimdi öksüzdü, amcası da vefat etti, eşi Hz. Hatice de…  Bir Haticenin Fatıma’sı kalmıştı kendisine can yoldaşı. Ona “Ümmü Ebiha” derdi. Yani babasının anası derdi, “baban sana feda olsun” derdi Resul… Küçük Fatıma babasını çok seviyor onu koruyordu, bir anne misali ona şefkat gösteriyordu… O çocukluğunu İslam’ın en zayıf, Müslümanların en çok ezildiği bir dönemde geçirdi. Bir gün müşriklerden biri, Resulullah (s.a.a)’i sokakta görünce, Hazretin başına bir miktar çer-çöp ve pislik attı. Resulullah (s.a.a) bir şey söylemedi ve bu haliyle eve döndü. Hz. Fatıma (a.s), babasının bu vaziyetini görünce koşup derhal su getirdi, ağlar gözle babasının başını ve yüzünü yıkadı. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurdu: “Kızım ağlama, mutmain ol ki, Allah (c.c) babanı düşmanların şerrinden koruyacak ve onlara galip kılacaktır.” [2]
    
     Bir gün Hz. Fatıma (a.s), müşriklerin Mescid’ul- Haram’da oturup babasının katli için komplo düzenlediklerini gördü ve ağlar bir gözle eve dönüp müşriklerin aldığı kararı babasına haber verdi.[3] Ümmetin anasıydı, imamların anasıydı O, Kevser’di O. Resulullah’a ve onun getirdiği risalete inanmayanlara, “ebter” soyu kesik diyen bağnaz zihniyete verilmiş ilahi bir cevaptı. Nitekim ayette “Gerçekten biz sana Kevser’i verdik. Öyle ise Rabbin için namaz kıl kurban kes, muhakkak ki sana buğz edendir soyu kesik olan.”  diyordu. O hakkın bir ikramıydı… Evet, Allah’u Teala’nın bu vaadi Hz. Fatıma’nın dünyaya gelmesiyle gerçekleşti, dünyanın ufukları onun nuruyla aydınlandı ve kadının ne kadar yüce bir makama ulaşabileceğini göstermiş oldu bütün âleme Allah’u Teala. Peygamberinin temiz soyunun, Hz. Fatma’dan vücuda gelmesini takdir eylemişti.



            Hicretten sonra Müslümanların dördüncü halifesi, ilmin kapısı Hz. Ali ile evlenmişti Hz. Fatıma r.a.  Hasan, Hüseyin ve Zeynep adında çocukları olmuştu. Babasının komşusuydu Fatıma (r.a). iki evi birbirinden ayıran sadece iki metrelik bir avlu vardı. Her sabah penceresini açar ve kızını selamlardı. Hz. Peygamber ne zaman sefere çıksa önce Fatıma (a.s.) ile vedalaşırdı, seferden döndüğünde ise ilk Fatıma’ya (r.a.) uğrardı, hal hatırını sorardı.



            Çok sevdiği babasının bu dünyadan ayrılma vakti geldiğinde, babasının başucunda olduğu halde Resulullah Hz. Fâtıma'nın kulağına bir şeyler söyler. Bunun üzerine ağlamaya başlayan Fâtıma, Resulullah'ın kulağına eğilip tekrar bir şeyler söylemesiyle ağlamayı keser ve gülümser. Daha sonra bu olayın nedenini anlatan Fâtıma, Hz. Peygamber'in, yakalandığı hastalıktan kurtulamayarak vefat edeceğini söylediğini ve kendini tutamayarak ağladığını; ancak daha sonra ehl-i beytinden kendisine ilk kavuşacak kişinin kendisi olduğunu müjdelediğinde gülümsediğini söyler.

Fâtıma İslâm toplumuna, Peygamber'in öğretisini unutmasınlar diye vaazlar veriyordu. Peygamber'in vefatından sonra Mescid-i Nebevi'de bir hutbe verir ki, bu hutbesi onun hitabetteki gücüne en büyük delildir. Zaten onun anlatım tarzı ve söz söyleyiş stilinin Hz. Peygambere benzediği de kaydedilmektedir. Hz Fatıma anamızın yüksek şahsiyeti, doğruluğu, keskin zekâsı, hoş görüsü, ilmi ve daha sayamayacağımız nice hasletleri vardı. Peygamberi zişanın kızı, Yaşayan bir Kur’anın kızı, , yani Kur’anın kızıydı O. Babasının anası, gönüllerin yarasıydı. Dertlilerin dermanı, kâinatın solmayan gülünün biricik gülüydü O. Anne- babaların evlat sevgisi tartışılmaz bir konu ama onların ki bambaşka bir baba- evlat sevgisiydi.
 
Kevser Güçkılıç
Bu yazı 481 kez okundu.


Yorum Yaz

İsim :

Yorum:



Yorumlar
ibrahim ince Yazdı:
rahman ve rahim olan allahın selamı sana ve bütün okuyuculara olsun esselemun aleyküm ve rahmetullah......yüce allahın size vermiş olduğu bu güzel düşünceyi güzel bir şekilde sürdürebiliyorsanız ne mutlu size ve sizin gibi yazarlara.allah sizleri başımızdan eksik eylemesin.sizler bu davanın yolcuları iseniz bu yola başkalarının da girmesi sizlerin vesilesiyle olacaktır...allah sizleri ve bizleri ve de tüm müslümanları hesap gününde kitapları sağ ellerinden alan kullarından eylesin (amin )....bu yolda başarılarının devamını yüce allahtan niyaz ederim....bizlere de dua etmeyi ihmal etmeyin allaha emenet olun.fi emenillah....
 
Yorumlar
esma Yazdı:
selemun aleykum kevser abla,yazını okudum cok begendım cok guzel bır konuya degınmıssın ve bızı bılgılendırdıgın ıcın senden ve tum dergı yazarlarından allah razı olsun.ıslam dınımız her seklıyle mukemmel ve kadına cok deger vermıs.dınımız bıze deger vermıs ya varsın baskaları vermesın o onların sorunu ve dedıgın gıbı onların ayıbı.a.e.o
 
Yorumlar
Ömer Faruk KILIÇ Yazdı:
Kelimeleri ustaca kullanıp,

Duyguların aktarımını

mekân-zaman sınırlarına aykırı bir biçimde ulaştırabilen

nadir yazarlardansın...

işte bu bakımdan;

Allah yolunu açık eylesin...

Gidenleri, Dönmelere



Mutluluğa-Huzura

ulaştırabilmeyi, bu yolda kuvvetle duygularına sarılabilmeyi

Yüce Rabbim sana nasib eylesin İnşallah.

Saygı ve Sevgilerimle


 
Yorumlar
kevser Yazdı:
aleyküm selam, allah razı olsun.islam her zaman kadına değer vermiştir.risalei nur talebelerinin yaptıkları onların sorunudur, onların ayıbıdır.bu tür olayların dinimizi lekelemesine izin vermeyelim lütfen.
dolayısıyla bağlı olduğumuz bir din cemaat grup varsa sorumluluğumuzu bilip ona göre hareket etmeliyiz.çünkü bir kişinin yaptığı bir yanlış bütün camaate mâl edile biliyor...
 
Yorumlar
zuhal Yazdı:
öncelikle çok güzel bir yazar olduğunuzu belirtmek istiyorum yazılarınızı her ay takip ediyorum ve başarılarınızın devamını diliyorum yazılarınız çok güzel birde sizden şiirler bekliyoruz
 
Yorumlar
Zeynep Yazdı:
selam abla bende yazılarınızı takip ediyoru başarılaroınızn evamını dilerim
size bişey sormak istiyorum islamda hz muhamed bu kadar sevmişse kızları neden şimdki risaliye nur talebeleri bu kadar kızlara zarar vereçek şekilde oynuyor onlara aza alınmıyaçk laflar söylneiyor
 
Yorumlar
surprız Yazdı:
selamun aleykum kevser abla ben yazılarını takıp edıyorum.her sayıda guzel konularla,bızı bılgılendırıyosun.allah senden ve dergı yazıcılarından razı olsun.selametle kalın.
 
Yorumlar
esma Yazdı:
selamun aleykum tefekkur dergısı yazarları yazılarınızı takıp edıyorum.ve begenerek okuyorum.basarılarınızın devamını dılıyorum.
 
Yorumlar
esma Yazdı:
selemun aleykum dergınızı cok begenıyorum.yazılarınızı begenerek okuyoruz.ozellıkle kevser hanımın yazılarını cok begenıyorum.basarılarınızın devamını dılıyorum.