| BAHARI BEKLEYENE |
| Güneş yine gülümsüyor insanlara, tüm sıcaklığıyla. Bahar geliyor, duygusu zaten yerleşmişti içimize. Yolunu gözlüyorduk sıcak güneşin. Her sabah perdeyi çekişimizde, "güneşli mi hava" diye, arzuladığımız bahar havasını dillere döküyorduk. *** Sokaklar insanlarla renklenmiş, her yer cıvıl, cıvıl. Herkes bir yerlere koşuşturuyor. Rengârenk moda fırsattan istifade, yine gösteriyor kendini, bir bahar günü. Sokaklar alıcılarla, satıcılarla dolu. Mağazalar dolup taşmış yine, marka düşkünleri istila etmiş, L.C. Waikikileri, Y.K.M.leri. Sözde mevsim sonu indirimleri varmış. Kumaşçılar, desen desen kumaşlarla alıcılarının yolunu bekliyor. Kebap kokuları sarmış Urfa sokaklarını. Parklar dolup taşmış, Balıklı göl yine ziyaretçilerle dolu. Simit satanlar, balon satanlar, hava atanlar. Ve belki de hepimizden çok çalışıp çok kazanan şu dilenciler. Urfa'nın havasını değiştiren üniversite gençleri, sinema merakı artan insanların oluşturduğu kuyruklar, hiçbir özelliğini kaybetmeyen şu pasajlar. Parklar çiğ köfte yoğuranlarla değişik bir görüntü veriyor. Sıra geceleri, eski şarkılarıyla hala revaçta. Urfa bir bahar gününde yine çok canlı, yine çok kalabalık. Bu duygularla, hatalarımızı, günahlarımızı, kaybedip kazandıklarımızı düşündüm. Filistin, Irak, Afganistan v.s. gibi, baharı da, yazı da, kışı da hep aynı olan, hiç değişmeyen o yerleri düşündüm. En büyük imtihanımız, suskunluğumuzu düşündüm. Bir yerlerde hiçbir şey olmuyormuş gibi yaşamaya devam edişimizi düşündüm, rahatlığımızı düşündüm. İmtihanın rahatlık mı, yoksa onlar gibi hayat tarzları hep savaşmak, hep mücadele etmek olan bir topluluğun yaşadıklarını düşündüm. Zor olan hangisi diye düşündüm. Bırakın "güneşli mi bugün hava?" demeyi, o gün yataklarından sağ çıktığına sevinen insanların, her sabah perdeyi çektiklerinde daha mutlu olabileceklerini düşündüm. Sizce, hangimiz kaybedip, hangimiz daha çok kazanıyoruz? Geride olanlar kim onlar mı? Yoksa hala nefsiyle savaşı bitmeyen, hep dört gözle baharı bekleyen bizler mi? Bahara doymayan biz bahar düşkünleri, biz rahatlık düşkünleri mi? Zavallı olan kim diye düşünüyorum da! Onuruyla başı dik, tüm zorluklara rağmen, tağuta boyun eğmeyen onlar mı? Yoksa onların bu durumunu unutan ya da görmezden gelen biz suskunlar mı? Biz mi şanslıyız onlar mı? İnsanlar, yalnızca "iman ettik" diyerek, denenmeden bırakılacaklarını mı sandılar ?(29/2) Yoksa sizden önce gelip geçenlerin hali, başınıza gelmeden cennete gireceğinizi mi sandınız?(2/214) Ayetleri bize mi onlara mı? Vay halimize, vay bize, rahatlığa doymayana, rahatlığından ödün vermeyene, vay halimize,bizim gibi hep baharı bekleyene, kolayı isteyene!!! |
| Nurcan Haydaranlı |
| Bu yazı 139 kez okundu. |
Tefekkür Dergisi