Navigation


Tarih: 19 Mayıs 2012 Cumartesi



BU YOLA BAŞ KOYANLAR..
BU YOLA BAŞ KOYANLAR..
 

          “Biz bu yola baş koyduk” diyenlerin her defasında attığı geri adım, ümitsizliklere sürüklüyor ardından gelenleri. Bu yüzden mi yoksa kanayan yaramızın durmayışı. Çözülmeden, dimdik durabilmek belli bir süre sonra zorlaşıyor mu? İlerleyen yıllarımda böyle olur muyum korkusu sarıyor beni. Oysa mücadelenin yaşı, yorgunluğu olmamalıydı. “Biz de bir zamanlar bir bedel ödedik” deyip imtihanını vermiş edasıyla kenara çekilmek, kolaya kaçmaktı. İslam başlı başına tüm ömrümüzü kapsayacak bir  mücadele değil midir?



         Kadın –erkek  aynı safta mücadele veremez diyenler, kadınların mücadele alanlarını sadece eve hapsedenler,  kadınlar sadece çocuklarıyla muhatap olmalılar diye kabuğunu kıramayan zihniyetin, “biz bu yola baş koyduk” diyenlere ait olmadığını ümit ediyorum. Şeytan ve dostları, ufak bir yılgınlık, bir çözülmüşlük bekliyor zaten. Çoraklanmış yürekleri kapsama alanına almaya hazır.



          Konuşanın, yazanın, çizenin bol olduğu ama iş fiiliyata gelince her şeyin unutulduğu bir durum söz konusu. Bu unutmanın karşısına  laikçi materyalist inancında olanların hileleri, darbeleri, zulümleri, kurdukları tuzaklar baskın çıkıveriyor.Oysa ahireti ummayanlar onlar. Onların ikinci bir dünyaları olmadığına göre, tek dünyaları onların tek yaşam alanı, tek hedefi oluyor doğal olarak.                        Kendilerince ellerinden geleni ardına bırakmıyorlar. Bize ne oluyor ki, “ben bu yola baş koydum diyen” biz iki dünyalılar, tek dünyalılardan beter sarılır olduk her şeye. Dik duramayışımız, ikinci dünyanın var oluşunu unutmamızdan mı? Mücadele böyle kısa olur mu? Yoksa mücadele devam ediyor gibi görünüyor da, hedef mi sapıyor? Koltuk, mevki, makam mücadelesini İslam adına veriyorum diyenler, nasıl da şeytanın oyununa  geliyorlar. Hani koltuklarımız araçtı. Araç ile amaçlar yer değiştirirken bizi dik tutacağını sandığımız değerlerimizi yaprak dökümü misali nasıl da yitiriyoruz.



          Yoksa “bu yola baş koyanlar” düşmanlarını tanımakta zorluk mu çekiyorlar? Zorluk, şeytanın kılıktan kılığa bürünmesinden kaynaklanıyordur. Bu zalimler, kendi koydukları kanun ve yönetmeliklerini, Allah’ın kanunlarından daha adil sanacak kadar müşrik, kürt halkını ikinci sınıf vatandaş olarak görecek kadar ırkçı, servis araçlarında türbanlı görmeye tahammül edemeyecek kadar ileri giden gerici,  ama evlatlarını kaybeden aynı başörtülü anaların ellerini öpecek kadar münafık, baskıcı ve kabuklarını kıramayacak kadar faşist olabiliyorlar. Onların kanında var mızıkçılık.



       Onlar sürekli tuzaklar, yasaklar peşindeler. Yağmur her düştüğünde can verir ya toprağa, içimdeki imanı onların kurdukları tuzaklar, yasaklar arttırdı. İmanım onların öfkelerine paralel olarak arttı hep. Dileğim “bu yola baş koyduk diyenlerin” arkadan gelenleri de düşünerek mücadeleye devam etmeleri. Olur da bir duraksama olursa, arkadan gelenlerin ayağına çelme takmış oluruz. Mesela benim  bu yaştan  sonra ve onca sıkıntıların ardından, kendim için  “başörtüsü sorunu çözülür mü?”  diye kara kara düşünmem, hala üniversite kapılarında okuma mücadelesi  verenler düşünüldüğünde abes oluyor. Hal böyleyken, duraksamam bencillik olur. Öyle ki sorun sadece bir başörtüsü sorunu değil, İslam’ın tezahürlerinin her geçen gün artıp,  etkinlik alanının genişlemesi, kendini hissettirmesidir. 



      Varsın bir ömür sürsün sıkıntılarımız. Zaten İslam eşittir mücadele değil midir? Biz bu düsturla devam edelim yolumuza, ardımızdan gelen çocuklarımıza, daha sıkıntılı ortamlar bırakmamak için. Öz kimlikleri ile toplumda var olabilmeleri için.

 
Nurcan Haydaranlı
Bu yazı 466 kez okundu.


Yorum Yaz

İsim :

Yorum:



Yorumlar
muttaki Yazdı:
s.a sabredin
 
Yorumlar
*sümeyra* Yazdı:
??