Navigation


Tarih: 19 Mayıs 2012 Cumartesi



BİR GÜZEL DOST HAKKA YÜRÜDÜ
BİR GÜZEL DOST HAKKA YÜRÜDÜ
 

O Rabbine kul olan, şehit mertebesini can-ı gönülden isteyen bir mümindi. Şimdi onun taziyesinde bulunmak anlatılamaz bir acı veriyor bana. Ama takdir-i ilahiden hiçbir kul kaçamayacak  “her nefis ölümü tadacaktı!” İşte o da ölüm şerbetini içti ve sevenlerini dayanılmaz acılar, tarifi zor duygular içinde bırakarak Rabbine yürüdü! Geride pırıl, pırıl İslam neslinin iftiharı olacak üç küçük çocuk emanet bırakarak… “İnna lillahi ve inna ileyhi raciun!”      



Onunla tanışmamız on beş yıl öncesine dayanıyordu. Eşimin en sevdiği, en değer verdiği arkadaşlarındandı. Hanımı ile bizzat dosttuk. Dosttuk diyorum çünkü dostluk arkadaşlıktan ötedir. Bizim arkadaşlığımız sadece arkadaşlıkla kalmıyordu. Rabbimiz tarafında kardeş kılındığımızın imanı ile gönül dostları olmuştuk. Biz Allah tarafından kardeşler kılınmıştık. Bu açıdan birbirimizin hayatına şahittik her açıdan.



Bir kimseyi incittiğini, kötü davrandığını ne duyduk ne de işittik! O her zaman Rabbinin razı olacağı ameller peşinde idi. İşinin ehliydi, eli çabuktu! Hayırlarda acele etmenin gerektiğini biliyordu çünkü. Ailesine gönülden bağlıydı. Çocuklarına müşfik bir baba, eşine hem dost, hem arkadaş, hem sırdaş hem de din kardeşiydi. Arkadaşlarının çocuklarını bile kendi çocuklarından ayırmaz aynı değeri ve ihtimamı gösterirdi.



Takdir-i ilahi onu genç yaşında ilahi katına istedi. Hastalığı süresince ne şikâyet etti ne de isyan! Şükür ile takdir-i ilahiye tam bir teslimiyet gösterdi. Dermansız bir dert olan kanserden vefat ederek şehitlik mertebelerinden birine yükseldi inşallah! Çünkü zamanın devasız hastalıklarından ölenlerin şehit olduklarını peygamberimiz (s.a.v) bizzat buyurmuştur. İnşallah dünyanın tüm kirinden pasağından çektiği sıkıntı ve acılarla temizlendi, paklandı. Günahlarına kefaret olur biiznillah!



Güzel yaşadı güzel öldü. Son gününe kadar şuuru yerindeydi ve teyemmüm alarak namazlarını eda ediyordu. Ne büyük bir örneklik! Şehadet kelimesini dilinden düşürmemiş, o şekilde soluma cihazına bağlanmıştı. Onu her gören, onun ne kadar büyük bir iman gücü göstererek Rabbine teslimiyet içinde olduğuna şahit olup bunu dillendiriyordu. Şanlıurfa’nın mümtaz şahsiyetlerinden biriydi. Ailesi onunla ne kadar iftihar etse azdı. Çocuklarına güzel bir miras bırakmıştı. İmanlı, ihlâslı yaşayıp imanlı ölmenin örnekliğini ve güzelliğini…



İnsanlık tarihi, tam sayısını bilemediğimiz yüz milyarlarca insanın bu dünyadaki ömrünü tamamladıktan sonra gerçek hayatlarına döndüklerine şahittir. Ama yaşantıları ile isimlerini tarihe yazdıranlar ne kadar da azdır!



SERDAR GÜLLÜOĞLU kardeşimiz bize göre bu kısa hayatında, ismini tarihe nakşeden İslam’ın şahitlerindendir. Taziyesindeki kalabalık mümin topluluk ve yapılan anlamlı sohbetler bunun göstergesiydi. Onun güzel ve hayırlı amelleri imanının belirteciydi! Onun takvasına, iman ehli olmasına, teslimiyetine biz dostları şahidiz Allah’ım!



            ‘’Böylece biz sizi, insanlara şahit(ve örnek) olmanız için vasat ümmet kıldık; Peygamber de üzerinizde bir şahit olsun…’’ Bakara–143.



              “Ey Rahman ve Rahim olan Allah’ım! Serdar kardeşimizin bu dünyadaki imanına şahidiz. O’nun aksiyoner hayatı bizlere hep örnek oldu. Onu af ve mağfiretle katına al! Günahlarını bağışla! Biz ondan razıydık, Sen de ondan razı ol! Lütf-u kereminle geride bıraktığı yakınlarına sabr-ı cemil ihsan et! Âmin!”



                Saygıdeğer kardeşlerimiz! Hepimiz dünyada süreli bir zaman dilimini yaşadıktan sonra gerçek ve sonsuz hayatımıza başlamak üzere bu dünyadan ayrılacağız. Önemli olan hayatımızı Allah’ın ayetlerine göre düzenlemek ve hayatımızın sonuna kadar bu imandan vazgeçmemektir! Çevremizde gördüğümüz tüm; bize göre acı veya tatlı hadiseler birer ayettir. Özellikle ölüm en büyük ayettir. Bu büyük ayet her an için bizim nefislerimize de gelebilir. Tefekkür ederek bu ayetleri görüp hayatımıza çekidüzen vermek dileğiyle Allah’a emanet olunuz.

 
Şükran Taşdelen
Bu yazı 455 kez okundu.


Yorum Yaz

İsim :

Yorum: