| BİRİLERİ BİLİNÇALTIMIZI YÖNLENDİRİYOR! |
Günlük hayatımızın keşmekeşinde sorunlarımızda kaybolmuş yitmişken, birilerinin hayatımızı kontrol ettiğini, yönlendirdiğini ve bir kukla misali bizimle oynadığını biliyor muyuz acaba? Teknolojik gelişmeleri insanlık için paha biçilmez bir değer bilirken, aynı teknolojinin insanın kıyametini de getirdiğini hakeza kim düşünebiliyor? Geçenlerde elektronik postama gelen bir mail beni dehşete düşürdü. Küçük, sınırlı hayatlarımıza kapanıp kalmışken, elin keferesi neler keşfediyor ve bunu ne amaçla kullanıyor olduğuna esefle yandım! Dehşete kapıldım. Üzerimizde ne oyunlar irtikâp edildiğini bilmiyoruz. Üstelik bu anlamdaki gelişmeler ilgimizi de çekmiyor. İslam ülkelerinin ilmi ve teknik açıdan geri kalmışlığı, bu noktadaki cehaletimizi daha bir artırıyor. İnsanlarımız aş ve iş sorunlarına mahkûm edildiğinden teknolojik açıdan üzerimizde oynanan oyunlardan da bigane kalıyor. Oysa bütün bu gelişmelerin, bizim yaşantımızın en can alıcı sorunlarını hayatımıza taşıdığını ve hem dünyamızın hem ahiretimizin bu gelişmelerden nasıl etkilenebildiğini fark edersek herhalde o zaman tedbirlerimizi almaya başlayacağız. Konu oldukça vahim ve yeni bir bilgi de olduğu için insan inanmakta güçlük çekiyor. Ancak hem Rabbimizin bildirdiği insanın sahip olduğu özellikler açısından hem de ilmi gelişmenin ulaştığı şu son noktada vardığımız hakikatler birebir örtüşüyor. İnsan psikolojisi, iman eden bir zihin yapısı taşımayan, Allah’ı bilmeyen ve inanmayan insanlar tarafından araştırılıp keşfedildikçe insanın aleyhine sonuçlanan veriler alınıyor. Ve bu verilerle hayatımız elimizden alınıyor adeta. Zihinsel varlığımızın şifreleri çözüldükçe, bu şifreleri ele geçiren isyankâr, tağuti her insan ve güç, bunu hemcinslerinin aleyhine kullanmaktan geri kalmıyor. Kötülük yapmanın sınırları devasa ölçüde genişliyor. Şeytanın ordusu dünyayı kaplıyor. Kötü niyet, ahlaksızlık, sapıklık ve devasa bir fitne âlemler ölçeğinde yaygınlık kazanıyor. Bahsedeceğimiz konu insanın bilinçaltı ve özellikleri üzerinde oynanan oyunlar… 1900’lerin başında keşfedilen bilinçaltının gizli telkinlerle yönlendirilmesi konusu, geçen yıllar içinde oldukça geniş çapta insan topluluklarının aleyhinde kullanılmaya başlanmıştır. Televizyon akabinde bilgisayarların gelişimiyle 25. kare denilen Subliminal teknikle insanın bilinçaltına farkına varmadığı telkinler veriliyor ve insan bu telkinlerin sonucunda, bazen anlamlandıramadığı davranışlar sergilemeye başlıyor. Neden böyle davrandığının mantıklı bir açıklamasını bile bulamadığı anlar oluyor. Hoş kendi nefsini kontrol edip de “neden ben bu davranışı yapıyorum?”diye sorgulayan insan azlığı da ayrı bir garabet konusu da… Şimdilik 25.kare tekniği üzerinde konuşuyoruz. Televizyon programlarındaki sanal reklâm olayı, insanların alım gücü üzerinde hâkimiyeti olan reklâmlar, 25.kare tekniği kullanılarak insanın zihnini yönlendirme çabalarıdır. Subliminal (bilinçaltına gizli telkin vermeyle yönlendirme)tekniğini kullanarak insanları kendi amaçlarına hizmet eder pozisyona getiren güçler, devletler var. İlk önce kullanan ülkenin Rusya olduğunu söylüyorlar ancak bu işi sadece Rusya’nın yaptığını iddia edemeyiz. Başta Amerika, İsrail, İngiltere gibi ülkeler, sömürgelerini kökleştirdikleri topluluklar üzerinde bu tekniği kullandıklarını, bir yandan da kendilerine karşı kullanıldığında kanuni yaptırımlarla cezalandırmaya çalıştıklarını görüyoruz. Ancak bilinçaltına gizli telkin verme işlemi sadece tv. ve bilgisayarla yapılmıyor, bunun yanında görsel ve işitsel her yol kullanılabiliniyor. Yani bu, şu demek oluyor, sevdiğiniz bir şarkıyı dinlerken o şarkının arka fonunda düşük frekansa sahip sizi yönlendiren telkinler de dinliyorsunuz. Sürekli bu telkinleri aldığınız için de adeta emir verilmiş bir kukla misali telkinlerle istenen davranışı gerçekleştiriyorsunuz. Örneğin bir filmi izliyorken durup dururken canınız cola çekmişse bunun masum bir istek olduğunu sanıyorsanız yanılıyorsunuz! İzlediğiniz filmde “daha çok cola iç!” telkinini alarak cola içmek istediğinizi ne siz ne de birçok insan bilmiyor ve farkında değil! Hani günümüz insanının neden bu kadar çabuk ahlaki sınırları kaybettiğini, ahlaksızlığın geçer akçe olduğunu anlayamadığımız zamanlar oluyordu ya, artık bunun da mantıklı bir açıklaması var. “Bilinçaltını gizli yönlendirme” ile ahlaksızlık sevdiriliyor, normal karşılanır hale konuyor! İnsanlar birer seks manyağı, hatta eşcinsel hale getiriliyor. Filmlerin yapımcıları hangi düşünce, karakter ya da sapıklıktaysa ona göre filmlerinde bu 25. karelerle gizlice insanları kendilerine benzetiyorlar… Son yıllarda özel tv’lerin artmasıyla yayınlanan filmlerle ailevi ve ahlaki değerlerin nasıl suiistimal edildiğini ve bunun sonucunda da sapıklığın, gayri meşru yaşantıların çoğaldığını bilmez değiliz. İlgili filmlerin neden bu kadar revaçta olduğunun cevabı bu yöntem olabilir mi? Evet, maalesef! Yani insanlara bu filmlerle daha çok seks ve evlilik dışı ilişkilerin sevdirildiği özendirildiği artık gün gibi ortada… Evinde yirmi dört saat tv. nin açık olduğu aileler var ve bu ailelerin bu gizli telkinlere maruz kaldığını da artık öğrenmiş bulunuyoruz. Tv ve bilgisayar bağımlılığının arttığı yerlerde bu teknikle hayatı elinden alınan insanlar da artıyor demektir! Korkunç bir toplumsal erozyon, normal değerler taşıyan toplumları istila ediyor! Toplumlar, niyetlerini açıklamamış şer güçler elinde sürüleştiriliyor maalesef. Bugün bilinçaltımız kötü niyetli güçlerin eline düşme ihtimalini yaşıyorsa bunun bir tedbiri de olmalı diye düşünüyoruz haliyle. Ve evet, bir tedbiri de var. Allah’ın izniyle yüzde yüz devamızdır bu. Bu deva Rabbimizin bize son mesajı olan Kur’andır! Kur’an nefsin, şeytanın ve tüm şer güçlerin açık gizli tüm telkinlerine karşı insana ilahi bir kalkan oluyor! Okuduğumuz her ayet bizi bu olumsuz telkinlerden koruyor. İlahi bir zırh giyinmiş gibi oluyoruz. Tabii bunun yanında sevgili okurlar, tv. yi hayatımızda en az işgal edecek şekilde seçici davranarak, her programı evimize buyur etmeyerek de bu telkinlerden korunabiliriz. Bilgisayarı ve tüm teknolojiyi bilinçli kullanmalıyız. Hayatımızı ibadetle, Kur’anla arındırmalıyız. Temiz bir toplum olmak için gereken tüm vecibeleri ciddiyetle yerine getirmeliyiz. Ayrıca hayatımıza dâhil olan her teknolojik gelişmenin artısın eksisini iyice düşünerek kullanma becerisi kazanmalıyız. Bir başka yazımda söylediğim gibi “ zamanın nimetlerinden faydalandığımızı zannederken, zamanın fesatlarına uğramayalım.” Ve bir öneri; alıntı sayfamızda ilgili yöntemi açıklayan yazıyı okumanızı, okutmanızı, insanları bilinçlendirmeye devam etmenizi öneririm. |
| Şükran Taşdelen |
| Bu yazı 508 kez okundu. |
| Yorumlar |
| mayi ve siyah Yazdı: Aman Allah'ım kabus gibi çökmüşler insanlığın üzerine. koyun misali güdüyorlar. bilgilendirdiğiniz için teşekkürler |
Tefekkür Dergisi