Navigation


Tarih: 09 Eylül 2010 Perşembe



BÖYLECE EMROLUNDUM
BÖYLECE EMROLUNDUM
 

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM



De ki: “Şüphesiz Rabbim beni doğru yola, gerçek dine, doğruya yönelen ve puta tapanlardan olmayan İbrahim’in dinine iletmiştir.”



“De ki; “namazım, ibadetlerim, hayatım ve ölümüm alemlerin Rabbi olan Allah içindir”



“O’nun hiçbir ortağı yoktur. Müslümanların ilki olmakla böylece emrolundum.”



                                                                                    ( En ‘am suresi 161,162,163)



Dosdoğru yolun tüm ışıklarını yakıp, insanların tümünü O yola davet eden Allah’ımıza hamdü senalar olsun. Parıl parıl parlayan bu yolun rehberi konumunda olan  Resulullah Muhammed Mustafa (s.a.v.) Efendimize tüm peygamberlerimize, vefakar ve cefakar ailelerine, arkadaşlarına ve tüm sıratı müstakim yolcularına salat ve selam olsun(amin)



“De ki;” ile başlıyor bu ayki ayetlerimiz. Peki, Ne de? Neden de? Kime de? Nasıl de? Bu sorular kafa karıştırmak için değil, dimağ, şuur ve bilinç bileği olup kafa diriliği ve dinginliği sağlamak içindir.



Ne de? Sorusunun cevabı; “Şüphesiz Rabbim beni doğru yola gerçek dine doğru yola yönelen ve putlara tapanlardan olmayan İbrahim’in dinine iletmiştir.”  Ayeti celilesidir.    



Neden de? Bilincini değil, bilinçaltının idamesi için de! Bilinçaltın ancak böylece halis ve böylece tertemiz olabilir de! Özün, doğru yolda! Gerçek, dimdik ayakta duran dine sahip de! Kendine böylece telkinde bulun.



Kime de? Kendine de! Hısmına de!  Sevdiklerine de! Sevmediklerine de! Uzak bildiklerine, yakın bildiklerine de ! Arafta kalanlara de!



Nasıl de? Başta enaniyet, heva, heves olmak üzere tüm putları yere çalarak de! Atam İbrahim’in dininde tüm putlar alaşağı kılınmıştır de! İnanarak de, inancının ispatıyla de! Herkes yerimi, rengimi bilsin de! Herkes yerini ve rengini göstersin de! Safım belli olsun, safımız belli olsun de!



Tüm bu “de” ler, “sıratı müstakime ”e yönelen Müslümanların bilinçaltını bileyler, kimliğini, kişiliğini netleştirir. Ben buyum dedirtir, tabiî ki “de ki” diyebilenlere!



Değerli Tefekkür Dostları; tüm bu soruların bizi taşıdığı nokta ikinci bir “De ki” emriyle başlayan En-am 162 ayeti kerimesidir. En-am 162 ayeti kerimesinin canlı şahitleri ancak bir önceki ayetle bilinçaltına tekmil verenler olacaktır.                                                     



Ben bu işler için varım, benim hayatım bu! Bunun dışında bir şeyler beklemeyin!



“Deki namazım, ibadetlerim, hayatım ve ölümüm âlemlerin Rabbi olan Allah içindir.”



Ayetin orijinal metninde bizim namaz olarak çevirdiğimiz kelime “Salât” kelimesidir. Salâtı rahatlıkla dua olarak da anlamalıyız. Zaten  “Namazlarımız”, ibadetlerimizin içinde en baş köşeye yerleşmiş vaziyettedir. O yüzden ayetteki “Salât” ı dua biçiminde algılamak yanlış olmasa gerek. O halde ayeti şöyle anlayabiliriz “Deki; dualarım, ibadetlerim, hayatım ve ölümüm âlemlerin Rabbi olan Allah içindir.”



Dua’ nın özü kaygıdır. Kişi ancak ve ancak kaygısını, çektiği şeyin duacısıdır. Neyin kaygısını yaşarsak duamızda o olacaktır. Buna göre “benim arzularım, isteklerim, kaygılarım ve desteğim ancak alemlerin Rabbi olan Allah içindir.” Müminin istek ve arzularının, kaygılarının alemlerin sahibi ve terbiye edicisi olan Allah’a göre şekil alması gerekmektedir. Böyle olmazsa ne olacaktır? Allah’a göre olmayan hiçbir şey felah getirmeyecektir.



Kaygılar Allah adını almayınca, iyi niyetle yapılan birçok iş gerçek başarı getirmez. İnsanların kadir, kıymet bilmeyişi, ve çoğu kez bir teşekkürü bile çok görmesi, iyi niyetle yola çıkan birçok insanı pes ettirir.



İbadetin çift boyutu olduğunu daime gündemimizde tutalım. İbadet ederken ibadetlerimizi Allah’a sunarak O’nu ibadet edilecek yegâne merci olarak ululuyoruz O Allahü Azimü Şan ise kendisine sunulan bu kullukla abdini tüm güzel meziyetlerle donatıp her şeye karşı tam bir donanımla donatıyor.



La şerike leh! Onun hiçbir ortağı yoktur! Cümlenin açılımı; nefisler başta olmak üzere tüm put ve putçukları aradan  çekip her şeyin Allah adına olması için mücadele etmektir.  



Allah’ım, bana vermeği dilediğin, tamamen özgür bıraktığın irademi, sana tahsis ediyorum! Tamamen özgür olarak! Sana sunuyorum! Ve böylece ancak Senin için isteyeceğim, Senin için arzulayacağım, Senin için kaygılanacağım, ve Senin için destek vereceğim ve ancak Senden destek alarak Sana, kulluğumu (ibadetlerimi) sunuyorum. Tamamen özgür olarak ve işte sana hayatımı adıyorum. Ve nihayet ölümüm de senin uğrunda olacaktır.



İman hayata müdahil olmadan cennet rüyası görülür salat ve selam olsun Resulullah şöyle buyurmuşlardır “İman temenni ve görüş değildir! Lakin iman, kalpte yerleşen ve yaşantının tasdik ettiği şeydir”



Resulullahtan rivayet edilen “ öyle bir zaman gelecektir ki, imanı korumak avuçta kor ateş taşımak gibi zorlaşacaktır.” Hadisi şerifini dilimize dolayarak, bahs edilen zamanın şimdiki zaman olduğunda hem fikir oluruz. Peki, şimdiki zamanı farklı kılan şey ne?



Ey iman iddiasının sahipleri Bedir’in aslanlarını gözlerimizin önüne getirelim. Müminlerin safında Hz. Ebu Bekir, müşriklerin safında oğlu, müminlerin safında Hz Ebu Huzeyfe, müşriklerin safında babası. Siz ey vicdan sahipleri hiç bu kadar kor bir ateşe şahit oldunuz mu? Hiç bu kadar zor bir imtihanla denendiniz mi?



Değerli tefekkür dostları, sanırım her insanın böylesine zor dahası kor zamanları olacaktır. Hiç bir zaman suçlu olan zaman da değildir! Suç olan, imanın gücüne güvenmemektir! Yaşantının tasdik ettiği imanı Allah hepimize nasip etsin. Rabbimiz gafletimiz ve ciddiyetsizliklerimiz sayesinde üzerimize kendi ellerimizle serptiğimiz ölü toprağından silkinmemizi nasip etsin.



“Ve böylece Müslümanların ilki olmakla emrolundum.”



Her nefis kendi imtihanlarının ve kendi kaygılarının ilk müslümanı olacaktır. Kendi konumunu bilen, emin, kaygıların, ibadetlerin, hayatın ve ölümün adandığı noktayı iyi bilen yalnızca birleyen “Müslümanların ilki olmakla emrolundum”. .



Çevrenin, şartların yapayalnız bıraktığı zamanlarda “Müslümanların ilki olmakla emrolundum”. Çevrenin, şartların destek verdiği zamanlar da da “Müslümanların ilki olmakla emrolundum”. Çağdaşlarım içinde de “Müslümanların ilki olmakla emrolundum”.



Tüm “de ki” emriyle başlayan ayetlerin hayatımızın şahidi olması temennisi ile Bir olana emanet olunuz.



                                                                    SADAKALLAHULAZİM

 
Ayse Üzümcü
Bu yazı 40 kez okundu.


Yorum Yaz

İsim :

Yorum: