Navigation


Tarih: 07 Ekim 2008 Salı



ÇANAKKALE ZAFERİNİN DAYANDIĞI GÜÇ: İMAN
ÇANAKKALE ZAFERİNİN DAYANDIĞI GÜÇ: İMAN
 
18 Mart Çanakkale zaferinin 93. yıldönümü, hak ettiği muhteşem etkinliklerle kutlandı. Ecdadımızın, Yedi Düvele karşı verdiği emsalsiz bir destandır Çanakkale!
 Bir toplumun uğrunda öleceği yüksek değerleri varsa, o değerleri kanıyla, canıyla yüceltecek şehitleri de olacaktır! Ve bu, o toplumun yaşama güvencesi olacaktır bir anlamıyla. Tarihimizde buna eş değer nice destanlar vardır! Önemli olan yeni nesli, tarihi bağlarından koparmadan, bundan haberdar kılmaktır. Yeni yetişen nesil, atalarının yaptıklarından, canları pahasına korudukları değerlerden haberdar değilse, yıkılmaya müsait bir yapıda demektir! Ya da güdülmeye, yönlendirilmeye ve ifsat edilmeye açıktır.
 Çok değil, daha beş- altı sene önce Çanakkale destanını bile şöyle can-ı gönülden kutlayamıyorduk hatırlarsanız! Çanakkale Zaferini “hurafe” diye küçük görenler mi deseniz, Çanakkale’yi ziyaret edenler gerici ve köhnemiş düşünceler taşıyanlardır!” gibi hezeyanlar savuranlar mı deseniz, enva-i çeşit Çanakkale karşıtlığını gündeme oturtanlardan, ortalık geçilemez olmuştu! Neredeyse bu şanlı tarihi yâd etmeyi suç addedecekler çıkmıştı!
 Halkımızı tarihi köklerinden ayırıp, köksüz ve ruhsuz bırakarak güçsüzleştirmek isteyenlerin emelleriydi bunlar! Bundan kuşku yok. Hele de Çanakkale Zaferini, halkın evladının imanından soyutlayanların ne denli garazkarane çabaladıklarını görmemek mümkün değildir. Adeta halkın imanından gelen derin bir bağlılıkla Çanakkale savaşında şehit olduklarını o halkın torunlarına unutturmak, mümkünse tarih bilinçlerinden silmek ister gibi bir halet-i ruhiye içinde görünüyorlar.
 Hâlbuki tüm vicdan sahibi, objektif bakabilen dost olsun, düşman olsun her kesimden insan, bu zaferi “imanın zaferi” olarak andıkları görmezden gelinemez! Halkımızın uğrunda döktüğü kanlarla kazandığı zaferi, bu toprakların mayasında bulunan İslam inancından aldığı ilhamla başardığını kimse yadsıyamaz, yok sayamaz!
 İslam nasıl yok sayılabilir? Güç dengelerinin aziz halkımızın aleyhine olduğu, silahı, mermisi, lojistik desteği, yiyeceği olmayan halkın, bir an bile ye’se düşmeden mücadele verebilmesinin sırrı, işte bu iman gücüydü! Bu dinamizmi sağlayan tek muharrik kuvvet “Allah inancıydı” Şehitlik payesine erişebilme arzusu olmasaydı, bu devasa saldırılara nasıl karşı konulabilecekti? Uğrunda ölünecek değerleri insanlığa sunan din hangisidir? İnsanlığa sonsuz mutluluğu (ahiret) ve oradaki mükemmel yaşantıyı (Cenneti) sunan hangi dindir? Elbette ki İslam! İşte bu yüzden İslam inancı anlaşılmadan, Çanakkale de yeterince anlaşılamaz diyoruz. O muazzam mücadeleyi, imandan soyutlarsak, yapılacak hiçbir açıklama yeterli gelmez! Canını, kanını bu ülkenin geleceğinin teminatı yapmış aziz şehitlerimize de vefasızlığın en kötüsünü yapmış oluruz.
 Sadece Şehitliklere giderek, törenler düzenleyerek o aziz şehitlerin bize bıraktığı mirası koruyabilir miyiz? Elbette ki hayır! Bu gün, bu toprakları miras olarak devralanlar, dedelerinin bıraktığı mirası iyi anlamak ve korumak durumundadırlar. Çanakkale ruhunun tekrar idrak edilmesiyle o şehitler yattıkları yerde huzur bulacaklardır. Anılarını asla unutmamamız, onlardan sonra bu aziz vatanın mirasçıları olarak üzerimize düşen görevleri iyi idrak edelim. Ne yazık ki, her defasında “Çanakkale geçilmez” diye haykırıyor, lakin dün geçemeyenler bugün kültürel sömürü yolu ile pekâlâ geçebilmektedirler! Yine kanayan bir yara olarak dünün şehit torunları olan kadın ve kızlara konan yasakları da bu kültürel sömürü açısından gözden geçirmek gerekmektedir. Öz vatanında yabancıl tavırlarla dışlanan kızlar, dedelerinden miras kalan değerlere sahip çıkarken, başörtüsü yasağını derinleştirenler ata mirasına ihanet etmiş olmuyorlar mı?
Esaslı bir tarih bilinci önümüzü aydınlatacak, ufkumuzu genişletecek ve yarınlara daha güvenli bakabilmeyi getirecektir. Bununla kalmayıp, gelecekleri inşa edebilecektir! Aziz halkımız ve her karışı şehitlerin kanıyla sulanmış topraklarımız bunu fazlasıyla hak ediyor! Vesselam!
 
Şeyda Hekimoğlu
Bu yazı 66 kez okundu.


Yorum Yaz

İsim :

Yorum:



Yorumlar
tarihsever Yazdı:
tarihimize neden bu kadar duyarsız olmuşumuşuz acaba? bu da emperyelistlerin bir diğer manevrası olmasın! yani tarihini bilmeyen köksüzdür ve fazla yaşamaz ya o bakımdan...