
Hayat uçsuz bucaksız bir bilinmeze sürüklüyor insanı. İnsanlar vurdumduymaz, bütün güzelliklere kilitli. Nedense açılmıyor o kapılar insana. Sahip olunan her güzellik bir çıkmazın içinde. Sen ki; en şerefli, yaratılmışların en üstünü! Ne olur sahip çık kendine, kurtar kendini alevden. Varsın vursunlar seni, vursunlar yaşatmaya çalıştığın ideallerini. Her gün yeni umutlarla doğar, yeni güzellikler serilir gözler önüne. Kim bilir belki bir gün, bize de doğar o gün. Varsın hayat sürgün etsin bizleri, biz de çöllerde hayat buluruz İsmail gibi. Bu zindanlar bu kuyular boşuna değildir bilirim, koca bir saltanatın sancısını çekmekteyiz. Ah! Bu Nemrutlar, Firavunlar dört yanımızı sarmışlar, görünmez duvarlar çekmişler etrafımıza, bizi içimize hapsediyorlar! Kelime-i şahadetlerin nidası sadece idam sehpalarında duyulur oldu, oysa her anımız şahadeti solumalıydı! Belki boğuluyorsun, dayanamıyorsun bu toz dumana. Ne yazık ki bu da insanlığın eseri, vurgun yemiş bir dünya ve sürgün yemiş bir insanlık. Sen, sükûtun, düşünmenin ne demek olduğunu bilmeden konuşuyorsun. Konuştuğun şeylerse genelde insanlardır( dedikodu- gıybet). Gündem belirlemeyi pek bilmezsin! Birazcık da okursun tabii ki. Lakin hep aynı yerdesin, yola çıkamıyorsun bir türlü, yani emek dökemiyorsun. Sen, gerçekten güçsüz insanlardansın, gözlerin kapalı bir şekilde, girdiğin kuyunun görmediğin geleceğine doğru yürüyorsun! Bekleyiş koca bir ömür boyunca sürer nedense. Fakat kesin bir sonuç vardır ki, ya sen adanırsın bu bekleyişlere, ya da beklentilerin sana adanır! Hayır! Sen bu değilsin, olamazsın, olmamalısın! Bu derin uykudan bir an önce uyanmalı ve sana emanet edilen bu canı cansız bırakmamalısın! En acınacak mahlûk, kaplumbağalarla beraber yürümeye mecbur küheylanlardır! Sen de bu konuma düşmek istemiyorsan hızlanmalısın! Üzülmeden, gevşemeden, eğer inanıyorsan en üstün Sensin! Kevser GÜÇ KILIÇ
|