Navigation


Tarih: 19 Mayıs 2012 Cumartesi



ÇARE<b>SİZ</b>SENİZ
ÇARESİZSENİZ
 

    Yükümüz çok mu ağır? Dertler mi sarmış yaşam alanımızı? Sorumluluklarımızın çokça olduğunu  mu düşünüyoruz? Belki de yeri gelir isyanlardayız farkına varmadan.



        Ama şu bir gerçek ki, İbrahim’in yaşadığı zorlukları yaşamıyoruzdur. Ne yani; oğlumuzu ya da kızımızı “Allah için kurban etmemiz” gerektiğine dair bir rüya mı gördük? Ya da yaşamaya çalıştığımız dinimizden dolayı ateşe atılmamaşızdır onun gibi. Bizim şimdilerde mücadelesini vermeye çalıştığımız ve karşı karşıya kaldığımız sorunlar, Hz. İbrahim’in yaşadığı zorlukların yanında devede kulak kadardır herhalde.



       Ateşe değil de, kaçtığımız sorumluluklarımızdan dolayı, Yunus gibi denize atılma gibi bir tehlikeyle de kimsenin karşılaştığını duymadım.



        Evlerimizin içini dışını düzenlerken, dünyaya demir atmak için harcadığımız çabayı, insanlığı kurtarmak için harcamamışızdır Hz. Nuh gibi. Onun gibi bir kurtuluş gemisini inşa etmemiz istenmemiştir sanırım.



        Eyyüp gibi, sağlığını, üstüne evlatlarını, her şeyini kaybedeni gördüm. Ama ondaki sabrı hiç kimselerde duymadım, görmedim.



        Rasulullah gibi doğruları haykırdığı için meydanlarda taşlananlara, hicret

edilmek zorunda bırakılanlara çok az rastladım. Ama hiçbirimizin yükünün onun yükü gibi ağır olduğunu zannetmiyorum

     Peki neden böyle çaresiz görünüyoruz? Başımıza gelen bir musibet bizi baştan ayağa derbeder ediyor. Bir sinirle, insanlarımız silaha, bıçağa, sopaya sarılıyorlar? Ve aile içi katliamlar yaşanıyor. Bu çaresiz duruş, toplumdaki insanları nasıl da güvensiz hale getirdi. Manevi bir boşluk, manevi bir bela yaşanıyor adeta. Anti-depresan haplar pek kullanılır oldu şimdilerde. Bu çaresizlikler, elimizi ayağımızı imandan, İslam’dan da etmiyor mu? “Moralim bozuktu diye namazımı kaçırdım” diyenleri de duyduk.



          Oysa Rasul, kurtuluş mağarasında Ebubekir ile beraber iken şu sözleri söylemişti:“Korkma Allah bizimle”



           Allah bizimle ise bu çaresiz duruşumuz neden?“Allah bizimle” diye bir söylensek, ne tasa kalır, ne keder. Bizim de dertlere ağ örecek bir örümceğimiz, ümitler besletecek yuvalamış bir güvercinimiz olmaz mı?

          O halde çaresizseniz, çare sizsiniz. Çare Allah. Çare; sizin Allah’ı hatırda tutarak yaşamanız. Formül bu olduğuna göre, formülü hayata geçirecek biz, çareyiz. Çare; hayatta karşılaşacak

zorluklara, imtihanlara karşı, “Allah bizimle” çizgisinde sabırla kalabilmekte. Hapmış, psikologmuş hepsi hikaye. Teşhis belli; ruh Allahsız kalmış.            



        



  Allah zorluklarla imtihan ettiği süre içerisinde, hep bir kapıyı açık bırakıyor bizlere. Bütün kapıları kapamıyor yüzümüze. Marifet o kapıyı fark edebilmekte. Rabbim zorlukla beraber hep bir kolaylık veriyor. Kalpler onun elinde, zor günler bizi bırakmasa da kalplere sekine indiriyor Yüce Yaradan. Sonra da  Allah benimle” diyen kaldırabiliyor bu yükü. Yük yük olmaktan çıkıyor o zaman.

          İsyan ve dik kafalılıkla halletmeye çalışanlar hep hüsrana uğruyor. Oysa dikkafalılık değil, dik duruş olsun bizim ki

Dik duruş dedim, çünkü “Allah benimle” diyenler sabırla dik durabilenlerdir. Musa gibi, İbrahim gibi, Eyyüp gibi. Ve ömrü sabırla geçen Rasulullah gibi.



          Unutmayalım ki müslümanın yükü ağırdır. Çünkü karşılığında Allah sevgisi ve cennet vardır. Çaresiz duruşumuz; belki de bu dünyada cenneti yaşama gibi bir arzusunun, başarısızlıkla sonuçlanmasından da kaynaklanabilir. Müslümanın yüzünde, hüzün vardır, öfke değil. Öfkenin bizlere yakışmadığını unutmamak gerek.



        Bir dik duruş vardır, boynu büküklük değil. Bir gayret vardır çaresizlik değil. Çaresizlik müslümana yakışmıyor. Çünkü “Allah bizimle” yetmez mi?



        O halde çaresiz değilsiniz.



 



**************************************************



Allah’ın Rahmetinden ümit kesenler ile ilgili bir ayet



 



 













 



 



 



Ama Allah’ın mesajlarını ve O’na kavuşmayı inkar edenler var ya;



 



 



İşte bu gibiler benim Rahmetimden ümidini kesenlerdir;



 



 



ve işte onları can yakıcı bir azap beklemektedir.



 



 



(Ankebut/23)



 



 



 



 



 



 



 

 
Nurcan Haydaranlı
Bu yazı 371 kez okundu.


Yorum Yaz

İsim :

Yorum: