| ÇOCUĞA KULLUK SORUMLULUĞUNUN ÖĞRETİLMESİ |
İnsan, Uluhiyyet Mutlak olan Cenab-ı Hakkın yeryüzü üzerinde en şerefli temsilcisi, “ Tevhit” inancının kuvvetli bir tercümanı, Kur’an-ı Kerim’in kanunlarını uygulamak üzere yeryüzüne halife olarak tayin edilen, haysiyetli bir misafirdir. Yeryüzünde bulunduğu zaman içerisinde, ağır bir kulluk teklifine muhatap tutulmuştur. İnsan yaratılış itibariyle zayıf ve aciz, ilahi teklif ise ağır ve mesuliyetlidir. Bu ağırlığa mukabil Cenab-ı Hak Rahmet ve inayetiyle kullarına yardımdan yanadır. İnsanın her türlü ihtiyacı peşinen sağlanmıştır. Kâinatta var olan her şey insanoğlunun hizmetine girmiştir. Her işini hikmetle gören Yaratıcı, insan yaratılışını gerektiği şekilde donatmıştır… Kendini tehlikelerden savunma, nefsini müdafaa ve davasının yürütülebilmesi için mücadele gücü vermiştir. Ayrıca, insan his ve duyguları itibariyle de olgunlaştırılarak, hadiselere tahammül ve sabırlara mukavemet etmeyi de öğrenmiştir… Meskeni olan dünya üzerinde her türlü nimetlerden faydalanma ve kullanma hakkı vardır. Velhasıl, yapılan ilahi teklif insan fıtratına uygundur. Zira Allah kulunun güç yettiremeyeceği şeyleri yüklemezdi. “ Allah kimseye gücünün üzerinde bir şey teklif etmez.” ( Bakara 286) Kulun mükellef olduğu durum tevhit inancını yeryüzünde ilan ile küfre karşı mücadele yaparak kurtuluşa erenlerden olmaktır. Yaratıcımızın bizler için lütfetmiş olduğu sayısız nimete ve ihsana karşı, O’na itaat ve şükürle mukabelede bulunmaktır. O’nun rızasını ibadetle celbetmek kulun lehinedir. Bu konuda sadakat ve ihlâsın derecesine göre, Rabb’ül Âlemin tarafından bu insanlar ebedi lütfa ve ikrama davet edilecekleridir. Hayat şartlarına ve yaşama mükellefiyetlerine tamamen yabancı olan yavrularımızın yetişmesi de emek ve gayret gerektiren uzun bir meşguliyettir. İyiyi kötüden, faydalıyı zararlıdan, doğruyu yanlıştan ayırt edebilecek kabiliyete ancak 13–15 senelik bir eğitim ve tecrübeden sonra sahip olabilmektedirler. Bu uzun ve külfetli zaman süresi içerisinde çok çeşitli devre ve gelişmelere tabi olan çocuk, ailesi tarafından himaye olunur. Yalnızca et ve kemikten ibaret olmayan insan yavrusu himaye edilmekte iken dikkate alınacak en önemli husus, çocuğun fıtratına uygun hareket ile, onlara Allah (c.c)’in mülkü içerisinde nasıl yaşanılacağını öğretmek olmalıdır. Özünde olgun bir insan olmanın istidadını taşıyan çocuk halifeliğe hazırlanmak üzere gerçek sahibi tarafından emanet olarak aileye tevdi edilir. Bu sevimli ve güzel misafirin haysiyet ve onuru korunarak, mükellefiyet çağına kadar aile ondan sorumlu tutulur. Çocuğa yaşama sanatını ve kulluk sorumluğunu öğretmenin esası ise; yaratılışındaki safiyeti korumak ve vahyi eğitimle onu Rabbine kulluğa hazırlamaktır. Bunu yaparken ayrıca yaratılanları onun nazarında sevimli ve gerekli gösterip, çocuğun gerçek sahibini sevmesini sağlamaktır. Bu sevgi ve hayranlık neticesinde çocuk yaratıcısını bulacak ve hayatını buna göre düzenleyecek. Bu sanatı icra ederken başvurulacak en doğru kaynak Rabbimizin kitabı ve Peygamberimizin sünnetidir. Kur’an ve sünnetten uzaklaşıldığı zaman, bu zevkli meşguliyet aile için yorucu ve sonuç alınamayan bir çaba olur. Önemli bir külfete dönüşür.
KAYNAK: Bakiye MARANGOZ Emine GÜNEŞ |
| Okuyucu Köşesi |
| Bu yazı 85 kez okundu. |
Tefekkür Dergisi