Navigation


Tarih: 06 Ekim 2008 Pazartesi



ÇOCUKLARIMIZI UZAK TUTMAMALI VE ONLARI DİNLEMELİYİZ
ÇOCUKLARIMIZI UZAK TUTMAMALI VE ONLARI DİNLEMELİYİZ
 



Şu manzara beni korkuttu baba. Şehrin ortasında, köprü altında, şu soğuk
havada nasıl olur da bu çocuklar burada kalabiliyorlar. Hasta olmuyor mu
bunlar? Telefon kulübelerinde, parklarda ki bankların üzerinde
sabahlıyorlar. Bu çocukların kimseleri yok mu?
 
Şimdi kafanı sabah sabah bunlarla yorma. Bütün gün sinirlerin bozulur.
Devlet bunlar için bir şeyler düşünüyordur elbette ki. Serserilerle uğraşmak

bizim işimiz değil. Bunların hangi birine yardım edebilir ki insan. Neyse
şimdi benim zihnimi meşgul eden şey başka. Sen de kendi işlerini, derslerini

falan düşün
Çocuklarımız duygusal yönden etkilenen ve hadiselerin gördüklerinin çabucak
tesirinde kalabilen varlıklardır. Üzüntüler, sevinçler onları yetişkinlerden

daha fazla etkilemekte ve onlar duruma göre, bu duygularını ya ağlayarak
yada sevinerek açığa vurmaktalar. Yetişkinlerde ise duygular giderek
körelmekte, bastırılan bu duygular sonuçta insanı katı ve kolay kolay
etkilenmeyen, duygusuz, egoist insanlar haline getirmektedir. Aslında
duyguların çocukça yani kendi masumiyeti içinde kalmasında bir sakınca
olmaması gerekir. Ama ne var ki eşyaya, olaylara ve insanlara iyi niyetle
yaklaşım artık toplumun değer yargılarına göre enayilik olarak
adlandırılmaktadır.
Bir Müslüman olarak çocuğumuzun duygularında ki bu safiyeti korumak ve onun
duygularının tatminine fırsat vermek zorundayız. Çocuğumuzun içinde
bulunduğu durumu çözemez, onun endişelerini sezemez isek onda bir
fevkaladelik aramak faydasız olur. Bütün ahlaki güzellikleri, duygularında
ki zarafeti, fıtratında ki incelikleri görmezden gelecek olursak o insan ve
toplum neyle güzelleşecektir?
Halbuki çocuğun düşüncelerini, hislerini ve duyarlı olduğu konuları bize
açmış olması onun en tabi hakkıdır. Onun üzüldüğüne üzüldüğümüzü, onun
sevindiği şeylere sevindiğimizi bilmesi onun hislerini, duygularını
paylaştığımızı ifade ile birkaç cümleciğin ona söylenmesi bizi birbirimize
yakınlaştıracaktır. Çocuk ayrılıkları, ölümleri, üzüntü duyduğu bir çok
şeyi, sevindiği durumları şöyle veya böyle anlatabilmelidir. Yapılacak şey
onların ne düşündüğünü açıkça ortaya koymasına yardımcı olmaktır. Onların
duygularını paylaşmadığımız taktirde onları yalnızlığa terk etmiş oluruz.
Biz onları içe kapanıklığa sevk ediyor ve onların
merhamet duygularını rencide ediyor, başkalarına ulaşma ve yardım
isteklerini törpüleyerek hislerinde ki duyarlılığın kaybına çalışıyor isek,
zamanla yozlaşan çocuğumuzun
kendimizden de uzaklaştığını göreceğiz. Ve böylece materyalist bir toplumun
üyeleri haline geleceğiz.
Çocuklarımızın içine kapanık ve insanlardan uzak kalmalarını
istemiyor isek, bırakalım sevgi, merhamet , arkadaşlık, insanlarla beraber
olma isteği körleşmesin. Bu duygular ve hisler insan karakterinin oluşması
ve şahsiyetin gelişmesinde önemli ipuçları ve açıklama aracıdırlar.
Bizler ve onlar etrafımızdaki olup-bitenleri irdelemek ve egoizmden uzak
kalmak zorundayız.


KAYNAK:
Bakiye MARANGOZ

 
Okuyucu Köşesi
Bu yazı 93 kez okundu.


Yorum Yaz

İsim :

Yorum: