Şu manzara beni korkuttu baba. Şehrin ortasında, köprü altında, şu soğuk havada nasıl olur da bu çocuklar burada kalabiliyorlar. Hasta olmuyor mu bunlar? Telefon kulübelerinde, parklarda ki bankların üzerinde sabahlıyorlar. Bu çocukların kimseleri yok mu?
Şimdi kafanı sabah sabah bunlarla yorma. Bütün gün sinirlerin bozulur. Devlet bunlar için bir şeyler düşünüyordur elbette ki. Serserilerle uğraşmak bizim işimiz değil. Bunların hangi birine yardım edebilir ki insan. Neyse şimdi benim zihnimi meşgul eden şey başka. Sen de kendi işlerini, derslerini falan düşün
Çocuklarımız duygusal yönden etkilenen ve hadiselerin gördüklerinin çabucak tesirinde kalabilen varlıklardır. Üzüntüler, sevinçler onları yetişkinlerden daha fazla etkilemekte ve onlar duruma göre, bu duygularını ya ağlayarak ya da sevinerek açığa vurmaktalar. Yetişkinlerde ise duygular giderek körelmekte, bastırılan bu duygular sonuçta insanı katı ve kolay kolay etkilenmeyen, duygusuz, egoist insanlar haline getirmektedir. Aslında duyguların çocukça yani kendi masumiyeti içinde kalmasında bir sakınca olmaması gerekir. Ama ne var ki eşyaya, olaylara ve insanlara iyi niyetle yaklaşım artık toplumun değer yargılarına göre enayilik olarak adlandırılmaktadır.
Bir Müslüman olarak çocuğumuzun duygularında ki bu safiyeti korumak ve onun duygularının tatminine fırsat vermek zorundayız. Çocuğumuzun içinde bulunduğu durumu çözemez, onun endişelerini sezemez isek onda bir fevkaladelik aramak faydasız olur. Bütün ahlaki güzellikleri, duygularında ki zarafeti, fıtratında ki incelikleri görmezden gelecek olursak o insan ve toplum neyle güzelleşecektir?
Hâlbuki çocuğun düşüncelerini, hislerini ve duyarlı olduğu konuları bize açmış olması onun en tabi hakkıdır. Onun üzüldüğüne üzüldüğümüzü, onun sevindiği şeylere sevindiğimizi bilmesi onun hislerini, duygularını paylaştığımızı ifade ile birkaç cümleciğin ona söylenmesi bizi birbirimize yakınlaştıracaktır. Çocuk ayrılıkları, ölümleri, üzüntü duyduğu birçok şeyi, sevindiği durumları şöyle veya böyle anlatabilmelidir. Yapılacak şey onların ne düşündüğünü açıkça ortaya koymasına yardımcı olmaktır. Onların duygularını paylaşmadığımız taktirde onları yalnızlığa terk etmiş oluruz. Biz onları içe kapanıklığa sevk ediyor ve onların merhamet duygularını rencide ediyor, başkalarına ulaşma ve yardım isteklerini törpüleyerek hislerinde ki duyarlılığın kaybına çalışıyor isek, zamanla yozlaşan çocuğumuzun kendimizden de uzaklaştığını göreceğiz. Ve böylece materyalist bir toplumun üyeleri haline geleceğiz. Çocuklarımızın içine kapanık ve insanlardan uzak kalmalarını istemiyor isek, bırakalım sevgi, merhamet, arkadaşlık, insanlarla beraber olma isteği körleşmesin. Bu duygular ve hisler insan karakterinin oluşması ve şahsiyetin gelişmesinde önemli ipuçları ve açıklama aracıdırlar.
Bizler ve onlar etrafımızdaki olup-bitenleri irdelemek ve egoizmden uzak kalmak zorundayız.
|