Navigation


Tarih: 07 Ekim 2008 Salı



ÇOCUKLARIMIZI UZAK TUTMAMALI VE ONLARI DİNLEMELİYİZ
ÇOCUKLARIMIZI UZAK TUTMAMALI VE ONLARI DİNLEMELİYİZ
 

Şu manzara beni korkuttu baba. Şehrin ortasında,  köprü altında, şu
soğuk havada nasıl olur da bu çocuklar burada kalabiliyorlar. Hasta olmuyor
mu bunlar? Telefon kulübelerinde, parklarda ki bankların üzerinde
sabahlıyorlar. Bu çocukların kimseleri yok mu?

     Şimdi kafanı sabah sabah bunlarla yorma. Bütün gün sinirlerin bozulur.
Devlet bunlar için bir şeyler düşünüyordur elbette ki. Serserilerle uğraşmak
bizim işimiz değil. Bunların hangi birine yardım edebilir ki insan. Neyse
şimdi benim zihnimi meşgul eden şey başka. Sen de kendi işlerini, derslerini
falan düşün

   Çocuklarımız duygusal yönden etkilenen ve hadiselerin gördüklerinin
çabucak tesirinde kalabilen varlıklardır. Üzüntüler, sevinçler onları
yetişkinlerden daha fazla etkilemekte ve onlar duruma göre, bu duygularını
ya ağlayarak ya da sevinerek açığa vurmaktalar. Yetişkinlerde ise duygular
giderek körelmekte, bastırılan bu duygular sonuçta insanı katı ve kolay
kolay etkilenmeyen, duygusuz, egoist insanlar haline getirmektedir. Aslında
duyguların çocukça yani kendi masumiyeti içinde kalmasında bir sakınca
olmaması gerekir. Ama ne var ki eşyaya, olaylara ve insanlara iyi niyetle
yaklaşım artık toplumun değer yargılarına göre enayilik olarak
adlandırılmaktadır.

     Bir Müslüman olarak çocuğumuzun duygularında ki bu safiyeti korumak ve
onun duygularının tatminine fırsat vermek zorundayız. Çocuğumuzun içinde
bulunduğu durumu çözemez, onun endişelerini sezemez isek onda bir
fevkaladelik aramak faydasız olur. Bütün ahlaki güzellikleri, duygularında
ki zarafeti, fıtratında ki incelikleri görmezden gelecek olursak o insan ve
toplum neyle güzelleşecektir?

    Hâlbuki çocuğun düşüncelerini, hislerini ve duyarlı olduğu konuları bize
açmış olması onun en tabi hakkıdır. Onun üzüldüğüne üzüldüğümüzü,  onun
sevindiği şeylere sevindiğimizi bilmesi onun hislerini, duygularını
paylaştığımızı ifade ile birkaç cümleciğin ona söylenmesi bizi birbirimize
yakınlaştıracaktır. Çocuk ayrılıkları, ölümleri, üzüntü duyduğu birçok şeyi,
sevindiği durumları şöyle veya böyle anlatabilmelidir.  Yapılacak şey
onların ne düşündüğünü açıkça ortaya koymasına yardımcı olmaktır. Onların
duygularını paylaşmadığımız taktirde onları yalnızlığa terk etmiş oluruz. 
Biz onları içe kapanıklığa sevk ediyor ve onların merhamet duygularını
rencide ediyor, başkalarına ulaşma ve yardım isteklerini törpüleyerek
hislerinde ki duyarlılığın kaybına çalışıyor isek, zamanla yozlaşan
çocuğumuzun kendimizden de uzaklaştığını göreceğiz. Ve böylece materyalist
bir toplumun üyeleri haline geleceğiz.
       Çocuklarımızın içine kapanık ve insanlardan uzak kalmalarını
istemiyor isek, bırakalım sevgi, merhamet, arkadaşlık, insanlarla beraber
olma isteği körleşmesin. Bu duygular ve hisler insan karakterinin oluşması
ve şahsiyetin gelişmesinde önemli ipuçları ve açıklama aracıdırlar.

      Bizler ve onlar etrafımızdaki olup-bitenleri irdelemek ve egoizmden
uzak kalmak zorundayız.

 
Emine Güneş
Bu yazı 116 kez okundu.


Yorum Yaz

İsim :

Yorum: