Navigation


Tarih: 07 Eylül 2008 Pazar



DEĞİŞİMİN MİMARLARI, MÜMİNLERDİR!
DEĞİŞİMİN MİMARLARI, MÜMİNLERDİR!
 
Hamd, âlemlerin rabbi olan rahmetiyle her şeyi kuşatan her şeyi bilen, her şeyden haberdar olan bağışlayan ve esirgeyen Allah’a mahsustur.”Bir topluluk kendinde olanı değiştirmedikçe biz o topluluğu değiştirmeyiz.” diyor yüce Allah Kur’an-ı Kerim’de.(Rad.11)

Evet, bizler toplum olarak kendimizde olan yanlışları görmeyiz. Biz her zaman doğruyuzdur. Etrafımızdaki insanların yanlışlarını çok çabuk görür kınarız, ama asla kendimize dönüp bakmayız. Kendimizi öz eleştirilerden hep uzak tutarız, başkalarının bizi eleştirmesine tahammül edemeyiz. Peki, bu şekilde insan hatalarını düzeltebilir mi? Elbetteki düzeltemez. İnsanın kendini düzeltmesi için Kur’an’a başvurması gerekir. İnsan, etraftaki insanların yanlışından, kendi yanlışını görüp düzeltmeli ki örnek insan olabilsin.”Hz. Ali’ye sormuşlar: Sen bu terbiyeyi, edebi nerden aldın? diye Hz. Ali şöyle cevap vermiş. “Terbiyesizlerden!” İnsanın başkasında görüp hoşlanmadığı şeyi, kendisinin de yapmaması gerekir. Çünkü yüce Allah, müslümanın örnek insan olmasını istiyor. Bu yüzden de Allah’ın toplumumuzu düzeltmesi, bizim kendimizi düzeltmemizden geçtiğini öğretiyor yüce Allah. Çocuk, babasından kendisini parka götürmesini ister. Babası götüreceğini söyler. Ancak gazetede çizili olan dünya resmini, yırtıp parçalar ve çocuğa “eğer bunu birleştirirsen hemen gideriz” der. Babaya göre çocuk bunu başaramaz. Bir süre sonra çocuk babasına “tamam baba birleştirdim hadi gidelim” der. Baba şaşırır. Bunu nasıl yaptığını sorar. Çocuk şöyle der. “yırttığın dünya resminin arkasında insan resmi vardı. İnsan resmini düzeltince, dünya da düzeldi.” Evet, insan düzelince dünya da düzeliyor.

Bir insan nefsini terbiye etmedikçe, Allah ve Resulüne göre düşünmedikçe, kendinde olanı değiştirmez. O kendinde olanı değiştirmedikçe de, Allah o toplumu değiştirmez. Toplum değişmedikçe de zulüm, cehalet, acı ve keder bitmez.

Televizyonlarda, radyolarda, gazetelerde hemen, hemen her gün, çirkin haberlerle karşılaşıyoruz. Hatta küçük çocuklara tecavüzler, adam öldürmeler, içkili araç kullanıp kaza yapanlar, hırsızlık yapıp başkasının malını çalanlar, internette çet yaparken oyuna gelenler (v.b). Bütün bunların altında yatan sorun, elbette ki imansızlık ya da iman eksikliği, ilimsizlik ve cehalettir. Eğitilmiş bir toplum çok az yanlışa düşer. Eğer bir toplum, Kur’an ahlakıyla kendi kendini yetiştirmişse, o toplum her zaman iyiye, güzele ulaşır. Çünkü o toplumu Allah korur.

Eğitim dediğimiz zaman insanlar yanlış anlıyor. Sadece okul eğitimini, eğitim sanıyor. Hâlbuki okulda verilen eğitim sadece tahsilden, öğrenimden ibarettir. Bizim eğitimden kastımız, insanın bütün hayatını kapsayan oturmasından, kalkmasından, yemek yemesinden, gezmesine, arkadaş ilişkisine, karı koca ilişkisine, komşuluk ilişkilerine, çocuk yetiştirmeye, yemek yeme adabından, tuvalete gitme adabına, her anımızı kapsayan bizi biz yapan, şahsiyetimizi oluşturan davranışlar ve inancımızdır.

Eğer eğitimden kasıt, sadece okullarda, üniversitelerde okumak olsaydı, şimdi bizim toplumumuzun çok temiz olması gerekirdi. Çünkü okuyanımız çok, diplomalılarımız cirit atıyor ortalıkta! Oysa görüyoruz ve işitiyoruz ki, okumuş doktor olmuş, ama yaptığı işler yüz kızartıcı, meslek edinmiş ama ahlak edinememiş. Hemen her meslekte böyle, işinin ehli olmayan ve mesleğini kötüye kullanan nice insan var. Yani kısacası diplomalı ahlaksızlık almış başını gidiyor!

Temiz ve adaletli bir dünyada yaşamak istiyorsak, ayeti dikkate alıp işe, önce kendimizde olanı değiştirerek başlamamız gerekir. Kendimizi, sonra ehlimizi ve yavaş, yavaş dünyayı. Ne dersiniz? Gelin hep beraber, kendimizi ve dünyayı düzeltelim. Nasıl mı? Allah’ın bize verdiği iradeyi kullanarak, azmederek ve sabrederek. Kur’an’ı ve Resulûnu, rehber olarak, önümüze alarak.

Neden mi? Çünkü “ bir topluluk kendinde olanı değiştirmedikçe Allah o toplumu değiştirmez.”

Niye mi? Çünkü “iman edip Salih amel işleyenlere (iyi davranışlarda bulunanlara) müjdele! “(Bakara, 25)” kendileri için altından ırmaklar akan cennet var” o cennetlerden bir meyve rızk olarak verildiğinde “bu daha önce rızıklandığımızdır” derler. (Bu rızklar) onlara, (bazı yönlerden dünyadakine) benzer olarak verilmiştir.

“Kendileri için orada tertemiz eşler var ve onlar orada ebedi olarak kalıcıdır!” İşte bunun için! Ebedi olan güzele kavuşmak için!



 
Emine Güneş
Bu yazı 220 kez okundu.


Yorum Yaz

İsim :

Yorum: