| DEĞİŞİMLERİN ARASINDA KAYBOLMAK |
Toplum olarak hızlı bir değişime girmişiz. Bundan on yıl önce çok farklı idik. O kadar zamanı uzatmama da gerek yok. Yıllar, aylar hatta haftalar arasında bile çok farklılıklar var… Dün savunulanlar, bugün çiğnenebiliniyor. Dün inanılan ilkelerden, bugün vazgeçilebiliniyor?Evet, zaman değişiyor, şartlar değişiyor. Acaba bu değişimlerin arasında amacımız, ilkelerimiz, yolumuzda mı değişiyor? Yoksa değişimlerin arasında eriyip kayboluyor muyuz? Sanırım her iki durumda da dumura uğruyoruz. Her iki durum da toplumumuzu felç etti. Peki, ne yapmalıyız? Değişimleri görmezden mi gelelim ya da değişimler bizleri alıp götürsün mü? “Nereye doğru götürürse götürsün” mü diyelim… Ya akıp gitmek ya da durmak… Hangisi olmalı? Nerede durmalı, nerede yürümemiz gerekir? Bunu kesinlikle bilmeliyiz toplum olarak… Hamdolsun ki insanı yaratan Rabb’i onu yaratıp da başıboş bırakmadı. Her şeyden önce kendimizi gelişigüzel her akımın önüne bırakmamalıyız. Rabbimiz kesinlikle bundan razı olmaz. Kendimizi kontrol altına almalıyız. Yoksa her türlü sofraya meze olabileceğimizi unutmayalım. Hele ki zaman bencil, Allah korkusu tanımayan ve nefsanî tutkuların ayyuka çıktığı bir dönem… Bu nedenle toplum olarak yolumuza çıkan her kişiye âşık olmamalıyız. Düşüncelerimizi teslim etmemeliyiz. Sorunuzu duyar gibiyim. Diyorsunuz ki; “ne yapalım, hep yerimizde mi sayalım?” elbette hayır… Yapmamız gereken yine Rabbimize danışmaktır. O’nun yasaları bize en doğru yolu gösterecektir. Rabbimiz bize değişmeyen ve değişen yasalarını belirtmiştir. Değişmeyen yasalar; Allah’a iman, peygamberlik, ahireti kabul, namaz, zekât, oruç… .elbette değişmeyecek olan kurallar açıkça belirtilmiştir… Zaman ne kadar değişse de Allah’a iman, risalet, kur’an, namaz, oruç gibi kurallar asla değişmeyecektir. Bunun yanı sıra değişen yasalar yani esnekleştirilebilen yasalarda var. Bu tür ayet-i kerimeler zamana, şartlara ve olaylara göre değişebiliyor. Bu Rabbimizin rızası dâhilindedir. O halde sabit olmamız gereken ve yürümemiz gereken durumlar bellidir. Muhkem ve müteşabih ayetler bunun içindir. Al-i İmran süresi/7 “O, sana Kitab'ı indirendir. Onun (Kur'an'ın) bazı ayetleri muhkemdir, onlar kitabın anasıdır. Diğerleri de müteşabihtir. Kalplerinde bir eğrilik olanlar, fitne çıkarmak ve onun olmadık yorumlarını yapmak için müteşabih ayetlerinin ardına düşerler. Oysa onun gerçek manasını ancak Allah bilir. İlimde derinleşmiş olanlar, "Ona inandık, hepsi Rabbimiz katındandır" derler. (Bu inceliği) ancak akıl sahipleri düşünüp anlar.” İnanan bir toplum kendi fikrine göre değişemez. Eğer Rabbine inandığını iddia ediyorsa Rabbinin işaretlerine dikkat etmek zorundadır. Allah’ın esnek ettiğini esnek, sabit tuttuğunu sabit tutmalıdır. Bu sınırları karıştırmamalıdır. Tüm değişim kapılarını kabul etmemelidir. Kısaca inancının arkasında durarak, inancını sarsacak, sınırları karıştıracak değişimleri ret etmelidir. Küfrani, nefsanî ve şeytani değişimlere karşı direnmelidir. Toplum, dolayısıyla her insan değerlidir. Her hayat, yeryüzündeki her şeyden daha değerlidir. Hayatların heba edilmesine, harcanmasına, tarumar edilmesine izin vermemelidir. Ha bir insanı katletmişsin, ha o insanı küfrün kucağına atmışsın. Her iki durumda da insan harcanmıştır. Hatta katletmek, hayatları kötü yollara sürüklemekten daha iyi… Çünkü hayatını kaybedenin hesabı daha kolay olacak. İşte bu nedenle değişimleri iyice değerlendirdikten sonra kabullenmeliyiz. Elbette zaman, ortam ve şartlar değişecek… Bunun önüne geçilemez. Ama dikkat edilmesi gereken değişim mi insanı kuşatmıştır ya da insan mı değişimi kuşatmıştır? Hayata müdahil kimdir, fail kimdir? Hayatın öznesi insansa, insan hayatını eline almalıdır. Ayrıca hiçbir insan koyun olarak da yaratılmamıştır. Bu nedenle hiç kimse kimsenin hayatını değişime sürükleme hakkı da yoktur. Sadece her insanın üzerinde tek bir zatın hakkı vardır. O da Allah’ tır. O’na göre değişmek veya değişmemek. O’nun rızasına uygun değişmek… O’nun en doğal hakkıdır. İşte bu inancımız ve sadakatimiz bizleri değişimlerin arasında kaybolmamıza izin vermeyecektir. Gelişi güzel yaşamaya, ifrat ve tefritte dolaşmaya, yanlışlıklarda zaman kaybetmeye engel olacaktır. Her adımımız doğru, kararlı ve emin olacaktır. Hata yapma olasılığımız azalacaktır. Kendimize ait bir duruşumuz, bir gelişimimiz ve açılımımız olacaktır. Toplumumuzda vahdet oluşacak. Tüm toplum aynı yönde yol alacak. Muhalefetler en aza indirgenmiş olacak. Hepsinden önemlisi bu toplumun ahireti de kurtarılmış olacak… |
| Zeynep Işık |
| Bu yazı 95 kez okundu. |
Toplum olarak hızlı bir değişime girmişiz. Bundan on yıl önce çok farklı idik. O kadar zamanı uzatmama da gerek yok. Yıllar, aylar hatta haftalar arasında bile çok farklılıklar var… Dün savunulanlar, bugün çiğnenebiliniyor. Dün inanılan ilkelerden, bugün vazgeçilebiliniyor?
Tefekkür Dergisi