Navigation


Tarih: 18 Kasım 2008 Salı



DİKKAT ŞEYTAN VAR
DİKKAT ŞEYTAN VAR
 
 Şeytanın misali, bir kalenin misaline benzer. Şeytan kaleye girmek
isteyen bir düşmandır. Onu kuşatıp sahip olmak ister. Kaleyi düşmandan
korumak ancak kapılarını, giriş noktalarını ve kalede acılan delikleri
korumak, oralarda nöbet tutmak suretiyle mümkündür. Kalenin kapılarının
sayısını ve yerini bilmeyen kimse oraların nöbetçiliğini yapamaz.  Diyor
(imam gazali) Ben de İmam Gazali'ye katılıyorum. Şeytanı hep bir hırsız gibi
düşünmüşümdür. Hırsız her hangi bir eve girmez. Gireceği evin içinde, ona
yarayacak şeylerin olması gerekir. Mesela altın, gümüş, para, dolar gibi
kıymetli şeylerin olması. İçinde hiçbir şey olmayan boş eve hırsızın girme
ihtimali yoktur. Evimizi hırsızdan korumak için; birtakım önlemler alırız.
Çelik kapı, zincir, pencerelere demir kapı, çift kilit ve hatta alarm
sistemi bile döşeriz. Neden? Değerli eşyalarımızı korumak için. İşte bizim,
yani müminlerin değerli şeyleri olan imanlarını da verdiğim örnekteki gibi
koruma altına almaları gerekir."Nasıl korunacak bu iman. Şeytan durmadan
çalışıyor. Türlü türlü hile yollarlı arıyor. Birisinde başarılı olmazsa
diğerinde oluyor. Nasıl onunla başa çıkarız?"diye endişenizi dile
getirebilirsiniz.
        Allah-u Tela Kura-ı Kerim'de Araf suresinde şeytan hakkında bazı
açıklamalar yapmış. Onun bizim ezeli düşmanımız olduğunu bildirmiş. Bizi
yanlışa itmek için tuzaklar kurduğunu, Allah'a and içerek kullarını yoldan
saptıracağını, onlara sağlarından, sollarından, arkalarından, önlerinden
yanaşacağını ve onların çoğunu şükredici olarak bulamayacağını
Söylemiş. Allah (c.c)korunmamız tedbirli olmamız için bütün bunları bize
haber vermiş. Bizler de bizler için hazırlanan tuzakları, tespit edip
etkisiz hale getirmeliyiz. Nasıl mı? Önce işe Kurandaki şeytanla ilgili
ayetlerden başlaya biliriz. Düşmanını tanımayan insan düşmana karşı
savunmasız olur. Bu yüzden işe düşmanı tanımaktan başlayacağız. Sonra mı?
Sonrası kolay, ayetleri tek tek seçip okuyup üzerinde düşünerek korunma
yöntemleri geliştire biliriz. Şeytanın hile ve tuzaklarına karşı yine
Allah'ın ayetlerine başvurup Allah, a sığınarak korunmalıyız. Ben sizler
için ufak bir araştırma yaptım. Elimden geldiğince sizi aydınlatacağım. Ama
sizlerin geniş araştırmalar yaparak, daha iyi şeyler yapmanızı diliyorum.

Şeytan (h.z)Musa' ya itirafta bulunuyor. Şu üç şeyde beni hatırla.

           *Öfkelendiğin zaman öfkenin benden geldiğini hatırla. Çünkü o
zaman benim ruhum senin kalbinde, benim gözüm senin gözündedir. Ve ben sende
kanın dolaştığı yerlerde dolaşmaktayım. Öfkelendiğin zaman beni hatırla!
Çünkü ben insanoğlu öfkelendiği zaman onun burnuna üflerim, o âdeta şaşkına
döner ve ne yapacağını şaşırır.(*)
           Demek ki öfke şeytandandır. Öfke anında Allah'a sığınıp güzel bir
abdest alarak bol bol sığınma ayetlerini okumalıyız.
          *Düşmanınla karşılaştığında beni hatırla! Çünkü ben o zaman
âdemoğluna gelir, karısını, çocuklarını hatırlatırım. O arkasını düşmanına
çevirip kaçıncaya kadar yakasını bırakmam.(*)Düşmanımızla ya da sevmediğimiz
biriyle karşılaştığımız zaman hemen aklımıza onun bize yaptığı şeyler
gelir."Vay efendim bu zamanında bana şöyle demişti. Yok efendim bana bunun
kötülüğü dokunmuş" deriz. Ondan uzaklaşıp selamını bile almayız. İşte hemen
o anda şeytanın yanımızda olduğunu hatırlayıp eüzu besmeleye sığınmalıyız.
          *sakın mahremin olan bir kadının yanında oturma! Çünkü ben o
kadının sana gönderilmiş bir elçisi olurum. Senin de ona gönderilmiş elçisi
olurum. Seni ona onu da sana fitneleyinceye kadar yanınızdan ayrılmam.(*)
         İslam'ın kurallarında haremlik-selamlık vardır. Bu çiğnendiği zaman
şeytana kapı açılıyor, o kapıdan girip vazifesini yapıyor ve ortaya akla
hayale gelmeyen çirkinlikler çıkıyor. Sonra da insanlar "yok efendim neden
oldu, yok efendim nasıl oldu" gibi sebep arıyorlar.(sebep Allah'ın
kurallarına uyulmamasıdır.)


Şeytan yaptığı bu itiraflarla öfke, şehvet ve hırsın insanda açacağı büyük
yıkıntılardan haber veriyor.
4. HIRS: kişi bir şeye karşı çok istekli odlumu adeta körleşir o şeyi elde
etmek için her yola başvurur, helal haram gözetmez, elde etmek istediği
şeyin ayıbını görmez kör olur, duyması gerekenleri duymaz sağır olur. Bu
elde etmek istediği şey bir insan olabilir, makam da olabilir, eşya da
olabilir. Bir şeye karşı aşır istek şeytandandır. Her zaman istediğimiz
şeyin hayırlısını istemeliyiz (ama hayırda yarışmak bunun dışındadır ilimde
de öyle)
5. HASET: Şeytan Hasetten ötürü lanetlenmiştir. Âdem (a.s)'a olan
hasedinden dolayı Allah onu lanetlemiştir. Allah'ın rahmetinden kovulmuştur.
           Haset ateşin odunu yediği gibi insanın Salih amelini yer. Hasedin
çok kötü bir amel olduğunu Nas ve Felâk sürelerinden öğreniyoruz. Haset
edenin şerrinden Allah'a sığınılmasını Allah(c.c) bize öğütlüyor. Haset;
Allah'ın insana verdiklerine razı olmaması ve gözünün sürekli başkalarında
olmasından kaynaklanır."Onda var da neden bende yok?" gibi düşüncelerdir.
           6.ÇOK YEMEK: Helal olmakla beraber çok yemek yiyen insanlarda bir
takım hastalıklar meydana gelir. Maddi ve manevi çok yemekte 6 tane kötü
haslet vardır.
           *Allah korkusu kalpten çıkar.
           *Halka karşı merhameti kalpten söker. Çünkü tok bir kimse
herkesin kendisi gibi tok olduğunu zanneder. Atalarımızın değdi gibi "Tok
açın halinden ne anlar."
           *İbadeti ağırlaştırır. Ramazandaki halimizi bir düşünelim. İftarı
açınca nasıl ağırlaşıyoruz. Hemen uyku basıyor bizi.
           *Tok bir kimse hikmetli bir konuşmayı dinlediği zaman, o
konuşmanın kalbinde bir incelik meydana getirdiğini hissetmez.
           *Tok bir kimse vaazda bulunur ve hikmetli konuşursa onun
konuşması kimsenin kalbine tesir etmez.
            *Çok yiyen kişide başta mide rahatsızlığı olmak üzere çok
çeşitli hastalıklar meydana gelmesine sebep olur.
Şeytanın kapılarında biri de ev eşyası, evin süsü püsü, giyim, kuşam ve
fazla konfordur. İnsanların,özelikle de ev hanımlarının vaktini heder
eden,bu basit gibi görünen mesele;aslında farkına varılmasa da insanı hem
şirke hem de zaman israfına sevk etmektedir.Bu konuda maalesef hanımlarımız
çok yanlışa düşmüş,ev ve eşya olayını gereğinden fazla abartarak hayatı
çekilmez hale getirmişlerdir.Birçok hanım arkadaş çevresinden
uzaklaşmış,Sıla-i Rahim'i kesmiş,komşu ilişkilerini koparmıştır.Nedeni
ise;evim,eşyam yıpranmasın,kirlenmesin düşüncesidir.İşte şeytan bu yolla onu
dünyaya bağlayıp,Allah ile ilişkisini koparmıştır.Asıl amacımız olan
kulluktan bizi uzaklaştıran şeytan amacına ulaşmıştır.Şeytanın en büyük
hedefi ise insanların akidesidir.Akidede yarattığı şüphe ve zayıflıkla
insanları şirke götürür.İnançtaki zayıflık her türlü yanlışa kapı açar.İnanç
zayıflığın ayol açacak şüphelerden kendimizi soyutlamalıyız.İnancımızı
koruma altına alıp şeytana meydan vermemeliyiz.şeytandan gelen vesveselere
karşı Allah'ın ayetlerine sığınmalıyız."Allah'tan sakınanlara bir vesvese
eriştiğinde (önce) iyice düşünürler.(Allah'ı zikredip anarlar.)Sonra hemen
bakarsınız ki dönüp bilmişler."(Araf-201)"Gerçek şu ki iman edenler ve
rablerine tevekkül edenler üzerinde onun (şeytanın) hiçbir zorlayıcı gücü
yoktur."(Nahl-99)."onun zorlayıcı gücü ancak onu veli edinenlerle onunla ona
(Allah'a)ortak koşanlar üzerindedir."(Nahl-100)
  Şeytan onlara vaatler ediyor. Onları en olmadık kuruntulara düşürüyor.
Oysa şeytan onlara bir aldanıştan başka bir şey vaat etmez.
                                                                            
                             (Nisa 120)

 
Emine Güneş
Bu yazı 245 kez okundu.


Yorum Yaz

İsim :

Yorum:



Yorumlar
selvi Yazdı:
öncelikle yazınızı çok beğendiğimi söylemek istiyorum,ve söylediklerinize harfiyen katılıyorum.aslında nefsimize hakim olabilsek herşey bizim için çok daha kolay olcak .allah yardımcımız olsun.