| DİKKAT ŞEYTAN VAR |
| Şeytanın misali, bir kalenin misaline benzer. Şeytan kaleye girmek isteyen bir düşmandır. Onu kuşatıp sahip olmak ister. Kaleyi düşmandan korumak ancak kapılarını, giriş noktalarını ve kalede acılan delikleri korumak, oralarda nöbet tutmak suretiyle mümkündür. Kalenin kapılarının sayısını ve yerini bilmeyen kimse oraların nöbetçiliğini yapamaz. Diyor (imam gazali) Ben de İmam Gazali'ye katılıyorum. Şeytanı hep bir hırsız gibi düşünmüşümdür. Hırsız her hangi bir eve girmez. Gireceği evin içinde, ona yarayacak şeylerin olması gerekir. Mesela altın, gümüş, para, dolar gibi kıymetli şeylerin olması. İçinde hiçbir şey olmayan boş eve hırsızın girme ihtimali yoktur. Evimizi hırsızdan korumak için; birtakım önlemler alırız. Çelik kapı, zincir, pencerelere demir kapı, çift kilit ve hatta alarm sistemi bile döşeriz. Neden? Değerli eşyalarımızı korumak için. İşte bizim, yani müminlerin değerli şeyleri olan imanlarını da verdiğim örnekteki gibi koruma altına almaları gerekir."Nasıl korunacak bu iman. Şeytan durmadan çalışıyor. Türlü türlü hile yollarlı arıyor. Birisinde başarılı olmazsa diğerinde oluyor. Nasıl onunla başa çıkarız?"diye endişenizi dile getirebilirsiniz. Allah-u Tela Kura-ı Kerim'de Araf suresinde şeytan hakkında bazı açıklamalar yapmış. Onun bizim ezeli düşmanımız olduğunu bildirmiş. Bizi yanlışa itmek için tuzaklar kurduğunu, Allah'a and içerek kullarını yoldan saptıracağını, onlara sağlarından, sollarından, arkalarından, önlerinden yanaşacağını ve onların çoğunu şükredici olarak bulamayacağını Söylemiş. Allah (c.c)korunmamız tedbirli olmamız için bütün bunları bize haber vermiş. Bizler de bizler için hazırlanan tuzakları, tespit edip etkisiz hale getirmeliyiz. Nasıl mı? Önce işe Kurandaki şeytanla ilgili ayetlerden başlaya biliriz. Düşmanını tanımayan insan düşmana karşı savunmasız olur. Bu yüzden işe düşmanı tanımaktan başlayacağız. Sonra mı? Sonrası kolay, ayetleri tek tek seçip okuyup üzerinde düşünerek korunma yöntemleri geliştire biliriz. Şeytanın hile ve tuzaklarına karşı yine Allah'ın ayetlerine başvurup Allah, a sığınarak korunmalıyız. Ben sizler için ufak bir araştırma yaptım. Elimden geldiğince sizi aydınlatacağım. Ama sizlerin geniş araştırmalar yaparak, daha iyi şeyler yapmanızı diliyorum. Şeytan (h.z)Musa' ya itirafta bulunuyor. Şu üç şeyde beni hatırla. *Öfkelendiğin zaman öfkenin benden geldiğini hatırla. Çünkü o zaman benim ruhum senin kalbinde, benim gözüm senin gözündedir. Ve ben sende kanın dolaştığı yerlerde dolaşmaktayım. Öfkelendiğin zaman beni hatırla! Çünkü ben insanoğlu öfkelendiği zaman onun burnuna üflerim, o âdeta şaşkına döner ve ne yapacağını şaşırır.(*) Demek ki öfke şeytandandır. Öfke anında Allah'a sığınıp güzel bir abdest alarak bol bol sığınma ayetlerini okumalıyız. *Düşmanınla karşılaştığında beni hatırla! Çünkü ben o zaman âdemoğluna gelir, karısını, çocuklarını hatırlatırım. O arkasını düşmanına çevirip kaçıncaya kadar yakasını bırakmam.(*)Düşmanımızla ya da sevmediğimiz biriyle karşılaştığımız zaman hemen aklımıza onun bize yaptığı şeyler gelir."Vay efendim bu zamanında bana şöyle demişti. Yok efendim bana bunun kötülüğü dokunmuş" deriz. Ondan uzaklaşıp selamını bile almayız. İşte hemen o anda şeytanın yanımızda olduğunu hatırlayıp eüzu besmeleye sığınmalıyız. *sakın mahremin olan bir kadının yanında oturma! Çünkü ben o kadının sana gönderilmiş bir elçisi olurum. Senin de ona gönderilmiş elçisi olurum. Seni ona onu da sana fitneleyinceye kadar yanınızdan ayrılmam.(*) İslam'ın kurallarında haremlik-selamlık vardır. Bu çiğnendiği zaman şeytana kapı açılıyor, o kapıdan girip vazifesini yapıyor ve ortaya akla hayale gelmeyen çirkinlikler çıkıyor. Sonra da insanlar "yok efendim neden oldu, yok efendim nasıl oldu" gibi sebep arıyorlar.(sebep Allah'ın kurallarına uyulmamasıdır.) Şeytan yaptığı bu itiraflarla öfke, şehvet ve hırsın insanda açacağı büyük yıkıntılardan haber veriyor. 4. HIRS: kişi bir şeye karşı çok istekli odlumu adeta körleşir o şeyi elde etmek için her yola başvurur, helal haram gözetmez, elde etmek istediği şeyin ayıbını görmez kör olur, duyması gerekenleri duymaz sağır olur. Bu elde etmek istediği şey bir insan olabilir, makam da olabilir, eşya da olabilir. Bir şeye karşı aşır istek şeytandandır. Her zaman istediğimiz şeyin hayırlısını istemeliyiz (ama hayırda yarışmak bunun dışındadır ilimde de öyle) 5. HASET: Şeytan Hasetten ötürü lanetlenmiştir. Âdem (a.s)'a olan hasedinden dolayı Allah onu lanetlemiştir. Allah'ın rahmetinden kovulmuştur. Haset ateşin odunu yediği gibi insanın Salih amelini yer. Hasedin çok kötü bir amel olduğunu Nas ve Felâk sürelerinden öğreniyoruz. Haset edenin şerrinden Allah'a sığınılmasını Allah(c.c) bize öğütlüyor. Haset; Allah'ın insana verdiklerine razı olmaması ve gözünün sürekli başkalarında olmasından kaynaklanır."Onda var da neden bende yok?" gibi düşüncelerdir. 6.ÇOK YEMEK: Helal olmakla beraber çok yemek yiyen insanlarda bir takım hastalıklar meydana gelir. Maddi ve manevi çok yemekte 6 tane kötü haslet vardır. *Allah korkusu kalpten çıkar. *Halka karşı merhameti kalpten söker. Çünkü tok bir kimse herkesin kendisi gibi tok olduğunu zanneder. Atalarımızın değdi gibi "Tok açın halinden ne anlar." *İbadeti ağırlaştırır. Ramazandaki halimizi bir düşünelim. İftarı açınca nasıl ağırlaşıyoruz. Hemen uyku basıyor bizi. *Tok bir kimse hikmetli bir konuşmayı dinlediği zaman, o konuşmanın kalbinde bir incelik meydana getirdiğini hissetmez. *Tok bir kimse vaazda bulunur ve hikmetli konuşursa onun konuşması kimsenin kalbine tesir etmez. *Çok yiyen kişide başta mide rahatsızlığı olmak üzere çok çeşitli hastalıklar meydana gelmesine sebep olur. Şeytanın kapılarında biri de ev eşyası, evin süsü püsü, giyim, kuşam ve fazla konfordur. İnsanların,özelikle de ev hanımlarının vaktini heder eden,bu basit gibi görünen mesele;aslında farkına varılmasa da insanı hem şirke hem de zaman israfına sevk etmektedir.Bu konuda maalesef hanımlarımız çok yanlışa düşmüş,ev ve eşya olayını gereğinden fazla abartarak hayatı çekilmez hale getirmişlerdir.Birçok hanım arkadaş çevresinden uzaklaşmış,Sıla-i Rahim'i kesmiş,komşu ilişkilerini koparmıştır.Nedeni ise;evim,eşyam yıpranmasın,kirlenmesin düşüncesidir.İşte şeytan bu yolla onu dünyaya bağlayıp,Allah ile ilişkisini koparmıştır.Asıl amacımız olan kulluktan bizi uzaklaştıran şeytan amacına ulaşmıştır.Şeytanın en büyük hedefi ise insanların akidesidir.Akidede yarattığı şüphe ve zayıflıkla insanları şirke götürür.İnançtaki zayıflık her türlü yanlışa kapı açar.İnanç zayıflığın ayol açacak şüphelerden kendimizi soyutlamalıyız.İnancımızı koruma altına alıp şeytana meydan vermemeliyiz.şeytandan gelen vesveselere karşı Allah'ın ayetlerine sığınmalıyız."Allah'tan sakınanlara bir vesvese eriştiğinde (önce) iyice düşünürler.(Allah'ı zikredip anarlar.)Sonra hemen bakarsınız ki dönüp bilmişler."(Araf-201)"Gerçek şu ki iman edenler ve rablerine tevekkül edenler üzerinde onun (şeytanın) hiçbir zorlayıcı gücü yoktur."(Nahl-99)."onun zorlayıcı gücü ancak onu veli edinenlerle onunla ona (Allah'a)ortak koşanlar üzerindedir."(Nahl-100) Şeytan onlara vaatler ediyor. Onları en olmadık kuruntulara düşürüyor. Oysa şeytan onlara bir aldanıştan başka bir şey vaat etmez. (Nisa 120) |
| Emine Güneş |
| Bu yazı 245 kez okundu. |
| Yorumlar |
| selvi Yazdı: öncelikle yazınızı çok beğendiğimi söylemek istiyorum,ve söylediklerinize harfiyen katılıyorum.aslında nefsimize hakim olabilsek herşey bizim için çok daha kolay olcak .allah yardımcımız olsun. |
Tefekkür Dergisi