Navigation


Tarih: 19 Mayıs 2012 Cumartesi



DİN SEÇMEDE ZORLUK YOKTUR
DİN SEÇMEDE ZORLUK YOKTUR
 

                     



 DİN SEÇMEDE ZORLUK YOKTUR resimleri - tefekkur-dergisi.com Dinde zorlama yoktur. Artık doğru ile yanlış bir birinden ayrılmıştır; o halde şeytani güçlere ve düzenlere (uymayı) reddedenler ve Allah’a inananlar, hiçbir zaman kopmayacak en sağlam nesnede tutunmuşlardır; zira Allah her şeyi işitendir, bilendir.” (Bakara–256)



            Ey Rahman, Ey Rahim Allah’ım! Geçmişe yönelik olarak bizi günahlarımızdan arındırıp temizleyen, geleceğe dair de ruhumuzu güçlü bir donanımla donatan, salih amallerimizin sayısının artması ve günahlardan kaçınmamız için bize Ramazan Ayı’nı veren Allah’ım, sanadır hamdimiz. Ahlakı vahiyle mükemmelleşmiş ve insanlar için en güzel örnek olabilmiş Peygamberimize, diğer Peygamberlerimize, ailelerine, arkadaşlarına gelmiş-gelecek tüm mümin’lere salât selam olsun.



            “Dinde zorlama yoktur” buyuruyor Rabbimiz. Hiç kimse kimseyi zorla İslamlaştıramaz, hiç kimse kimseyi buna zorlayamaz. Zaten bu hilkate aykırıdır; hiç kimsenin ruhu zorla ele geçirilemez. “Artık doğru ile yanlış birbirinden ayrılmıştır.” ayeti celilesi gereği dileyen doğruya, dileyen yanlışa yönelir. Nihayetinde de Rabbimiz kişinin tercih ettiği yolu ona kolaylaştırır. Elhamdülillah.



            Değerli genç Tefekkür dostları “zorlama” bizim işimiz değil, bu bize yaraşmaz da. Lakin ikna yöntemi ile tebliğe devam etmek bir ömür boyu tüm Müslümanların görevidir. Bu anlamda iyi birer Müslüman olmalarını arzu ettiğimiz kimselere nasıl yaklaştığımıza dikkat etmemiz gerekir. Ayet doğru ile yanlışın ayrıldığını haber veriyor. Demek ki, muhataplarımıza doğru ile yanlışı besbelli ederek tebliğ yapmalı ve akıl ve yüreklerini ikna etmeliyiz.



Bir gayri Müslim’in İslam’ı seçip Müslüman olması, hepimizi fevkalade sevindirir. Elimizden gelen bütün gayreti bu uğurda seferber ederiz, bir insan daha İslam’la şereflensin diye!.. Bunlar takdire şayan ve yapılması elzem olan hayat şiyarlarıdır.



            Lakin çocuklarımıza karşı aynı çizgiyi maalesef sürdüremiyoruz çoğu kez onların sorularına kaçamak cevaplar vererek küçücük yüreciklerini tatmin etmiyoruz.



            Özellikle, başkalarına gösterdiğimiz müsamahayı, hoş görüyü, ayırdığımız zamanı, güler yüzü kendi çocuklarımıza gösteremediğimizin altını kalın bir kalemle çizmek istiyorum. Çocuklarımız, gözümüzün nuru, gönlümüzün sûruru çocuklarımız!



            Onların minicik yüreklerini aydınlatmadan doğruyu ve yanlışı ayırt etmeden ve maalesef bazen de şiddetle karışık “ sen bir Müslümansın ve yapmak zorundasın” diye emirler yağdırıyoruz! Biz resulullah’tan böylemi gördük? Müslümanlara yapmaları gerekenleri zorlamı yaptırdı? Resulullah insanlara İslam’ı o kadar güzel anlattı ki, inananlar bir sorumluluklarını yerine getirdikleri zaman hemen Resulullah’a gelip; “ şimdi ne yapalım ya Resulullah” diye sorarlardı. Bizlerin Resulullah’ın çizgisini takip ederek özelde çocuklarımızın, genelde tüm insanların gönüllerini İslam’a ısındırmak için büyük bir gayret içine girmesi gerekiyor. 



            İslam’ı isteyerek ya da aile mirası olarak alıp, benimseyen, inananlar, büyük bir titizlikle imanlarının gereklerini yapmaya çalışırlar. En ufak detayı bile gözden kaçırmamaya dikkat ederler ama, şeytan insanları yoldan çıkarmaya yemin etmiştir,  hayır olan her yerde daha fazla dolaşır!.. 



            Yaratığını ve onu donattığı vasıfları en iyi bilen Allah Azze ve Celle işte böylesi durumlarla karşılaşacak olan kulunun ayaklarının kaymamasını sağlayacak olan, potansiyel, “ruh güçlendirme reçetesi”ni de sunmuştur. İslam la şereflenen her müslümanın hayatla baş edebilmesi, strese girmemesi kaybettikleri için aşırı üzülüp, eline geçen şeyler için aşırı sevinip şımarmaması için, Rabbimizin ibadet adıyla bizlere sunduğu kulplara, iplere, reçetelere yapışması gerekmektedir. Bu reçetelerden biride ramazan ayı orucudur.



            Ramazan yaz aylarının sonunda ve güz ayında yağan ve yerdeki kirleri temizleyen yağmur anlamına “ ramadiyu” mastarından gelir. Diğer bir anlamı da yanmaktır.



            Ramazan kelimesinin anlamı tek başına bu. Buna bir de oruç eklenince bu defada Allah’ın rahmetiyle günahlardan mağfirete ve Cehennemden kurtulmaya delalet eder. Kime? Tabiî ki orucu gereği üzere tutanlara!..



            Gereği gibi tutulan oruç, nefse, beden ülkesini kimin yönettiğini öğretir. İradeyi derinden ta köklerinden dimdik kılar. Şeytanın ve nefsin fısıltı ve saldırılarına karşı güçlü olur. Neden mi?



            Çünkü Müslüman bilir ki oruç sadece yeme- içmeden ayrı kalma hali değildir. “Nice oruç tutanlar vardır ki, oruçtan paylarına açlık ve susuzluk vardır. Nice gece ibadet için kalkanlar vardır ki onların da paylarına uykusuzluk vardır. “ bu hadis-i Şerif gerekli yönlendirmeyi çok güzel şekilde yapmaktadır.



            Oruçlu, yalandan uzak duracak ve bir daha yalan söylememe kararı alacak.  Oruçlu, iftira, dedikodu, faizle alışveriş, hırsızlık, riya, zinadan uzak kalacağına azmedecek, emanete sadık kalacak, dolandırmayacak, tuzak – hile kurmayacak, öfkesine karşı sabır silahıyla kuşanacak! Kırmayacak, kötü söz söylemeyecek. Anne, baba ve ebeveyne karşı gelip öf bile demeyecek… Bütün bunlara karşı merhamet onun en belirgin özelliği olacaktır. Gücü nispetinde yedirecek, infak edecek, paylaşacaktır. Hiçbir şeyi olmayan güler yüzünü gösterecektir, sadaka niyetiyle. Ahlakını Kur’an ve Resul’den alarak tüm iyi hasletleri donanacaktır.



            Bir ay boyunca “kötülüklerden uzak durma ve iyi hasletleri kuşanma programı” yla ruh nefsin esaretinden kurtulup kendi öz benliğine Allah Azze ve Celle’nin yaratmış olduğu o ilk benliğine, fıtratına tekrar geri dönecektir. İşte bu anlamda “Ramazan Ayı ilahi bir formattır “ diyebiliriz. İslenmiş, kirlenmiş, tutsak edilmiş ruh bu formatla kendini bulup mutmain olacaktır.



            “Allah orucu, ihlası sağlamlaştırmak için farz kılmıştır.” Diyor Hz. Fatıma radıyallahuanhuma.



            Takdir edersiniz ki, Kur’an’ın ahlakıyla Resulullahın ahlakıyla tutulan oruç pek taabiiki  “ihlâs binası” nı sapasağlam kuracaktır. Kişi artık ibadetlerini zevk alarak yapmaya başlamıştır. Çünkü ihlâs Allah-u Tealayı görür gibi ibadet etmektir. Böylelikle kişide manevi haz tavan yapacaktır.  İnşallah.



            Değerli Genç Tefekkür dostları dinde zorlama yoktur. Artık hakla batıl iyice belli olmuştur. Allah’ın sunmuş olduğu kulpa, mesnede, reçeteye sarılan mümin’ler unutmaya, yanılmaya, şeytan ve nefsin desise ve ayartmalarına karşı kendilerini Allah’ın izniyle sağlama almışlardır. Zira Allah her şeyi işitir ve bilir. Hakkı tercih edenlere yolunu bu şekilde kolaylaştırmıştır.

11 aylık potansiyel iman gücüyle bir dahaki ilahi formata “ ramazan ayı” na kadar yetecek azıkla, bayramını hak eder mümin. İlahi kulpa yapış hem dünyada hem de ahirette mutlu ol
 
Ayse Üzümcü
Bu yazı 350 kez okundu.


Yorum Yaz

İsim :

Yorum:



Yorumlar
leyla Yazdı:
ALLAH BAŞARILARINIZIN DEVAMINI NASİB ETSİN UFKUMUZU AÇTIĞINIZ İÇİN TEŞEKKÜR EDERİZ