Navigation


Tarih: 18 Kasım 2008 Salı



DİRİLİŞ AYI: RAMAZAN
DİRİLİŞ AYI: RAMAZAN
 

 



Ömür hanemizden bize verilen sayılı günler bir bir tüketilirken, biten
ömrün semeresini devşirmek için tekrar bahşedilen bir ab-ı hayattır Ramazan.
Yeni bir soluktur sonsuza duyulan özlemle çarpan kalplere. Ruhen dirilişin
baharı gibidir. Ve belki de hiç hak etmediğimiz halde tekrar lütfedildi
bize. Bir kez daha ilahi merhametin müjdesini almış olduk. Yeterince vakıf
isek kıymetine, elimizden geldiğince faydalanır, yükümüzü hafifletir ve din
gününe hazırlanmış oluruz. Kimi bu imkânı kaybetti artık faydalanamayacak.
Kimi hala farkında değilse de bir fırsat daha sunulmuş oldu Rabbimizin
katından.
Her haliyle ilahi nefha yüklü sayılı günler. Her dakikası farklı hikmetlere
vasıl olunan büyük bir imkân. Günahlara karşı teyakkuz hali en çok Ramazanın
diriltici havasında vuku bulur. İbadetlere iştiyak yine Ramazanla başlar. Ya
da var olan iştiyak daha bir bileylenir. Pür dikkat manevi âlem ile ilişki
halidir Ramazan. Benliği aşıp, ruhun güç kazandığı, geçici dünyanın
hengâmesinden sonsuz âlemlerin dinginliğine ermenin provasıdır.
Elbette ki bu yoğun maneviyat ortamı, her hali ile değerlendirilmeyi hak
ediyor. Bunun kime faydası olacağı da açıktır. Kuşkusuz Rabbini unutmuş,
hayatın gerçek amacını yitirmiş beyhudeliğe talim etmiş kayıp insan, kendini
bulmanın arifesini yaşar Ramazanla. Eğer Ramazan gibi ulviyetin doruğunda
bir eğitim alıp kendini geliştirirse, maneviyat duyargaları insanı kopmayan
kulpuna yapışmasını sağlayacaktır.
İnsanı akıl, irade, bilinç gibi özel yeteneklerle donatan Âlemlerin Rabbi,
kendini bulmayı da en çok bu özellikler üzerinden sağlıyor. Her ne kadar
kendini kaybetmiş, günahların geçici lezzetinde nefsaniyete bulaşmış olursa
olsun, insan her an sahip olduğu bu özellikleri keşfederek asıl kaynağına
ulaşabilir ve ab-ı hayata kavuşabilir. Eğer Rabbimizin bir aylık açlık ve
susuzlukla bizim için neyi murad ettiği üzerinde tefekkür edersek tabii.
Gündüzleri aç, susuz kalmakla nefsin aldatıcı yolları, şeytanla koalisyon
imkânları tamamen kapatılıyor. Şeytan insana duhul edecek tek bir gedik
bulamıyor. Bu pir-ü paklık içinde insana düşünme, fikretme kapıları
açılıyor. "Allah için aç susuz kaldığım şu anda kalbimde Allah'tan başka
kimler var? O'nun emirlerini yerine getirmeye çalışırken acaba O'nu memnun
edebiliyor muyum? Hayatımın istikameti Rabbimin dilediği bir tarzda mı,
yoksa nefsime mi uygun? Bu halimle ben kendimi aldatmış olmuyor muyum?
Görünüşüm ibadetimin şekli Müslüman'ca. Acaba kalbim de Müslüman mı? İyi bir
örnek olabiliyor muyum? Ödev ve görevlerimi Rabbimin istediği tarzda yerine
getiriyor muyum, yoksa yarım yamalak mı yapıyorum? Ben gerçekten Âlemlerin
Rabbine yöneldim mi yoksa sadece bir ayla mı sınırlı bu yöneliş? Ramazan
sonrası da Müslümanlığımın, hayattaki vazifelerimin farkında olacak mıyım?
İbadetlerim Ramazan sonrası da devam edecek mi? Yoksa "bir aylık kulluk
yeter" Diye mi düşüneceğim? Yıllar birbirine benzer bir şekilde geçip
giderken Ramazan neden bu kadar farklı hislerle ve maneviyatla geçiyor?
Allah'a yaklaşıyor muyum yoksa uzaklaşıyor muyum? Ben neden yaşıyor ve neden
öleceğim?"
Elzem sorular bunlar. Rabbimiz bu soruları nefsine sorabilen müminlerden
eylesin!  Fakat yaşadığımız hayata ve Müslümanların davranış şekillerine
baktığımızda bu soruların belki akla geldiği fakat üzerinde durulmadığını,
ya da hiç mi hiç nefse sorulmadığını anlıyoruz! Ne yazık! Nefsimize ne büyük
kötülük yaptığımızı ne zaman anlayacağız? Ramazan gibi büyük bir imkânı
yakalamışken bunu heba etmek ancak gaflet içinde yoğrulan nefislere mahsus
sanırım!
Oysaki hayat bir imtihan arenası ve insan bu imtihandan geçmek zorunda.
İmtihan üzerine hayat ve ölüm üzerine en güzel, Ramazan ayında düşüncelere
gark olur insan. Yeter ki düşünmekten korkmasın! Düşüncesizliğin aldatıcı
rehavetine kapılmasın! Zira bu aldanış ebedi mutluluğu kaybettirecektir
insana.
Güzel bir eğitim safhasıdır Ramazan-ı şerif. Maddi eğitimin tüm
kuşatmışlığına, nefsin aldanışlarına inat, manevi eğitimin ruhun neşv-ü nema
bulmasıdır. Nice ölmüş ruhlar Ramazanda dirilir! Nice kokuşmuş, hiçbir
değere sahip olmayan, insana yakışmayan düşünce dehlizlerinden Ramazanla
fıtratın tabii düzlüğüne çıkılır. Şeytan bir kez daha kaybeder, Rabbini
bulma iştiyakıyla ibadetlere yönelen insanın eliyle.
Nefsini benlikten arındırıp, ümmet şuuruna kavuşmanın imkânıdır Ramazan.
Milyarlarca insanın tek yürek olarak vurması, Rabbe yönelmesidir ki, hayali
bile insanı coşturuyor! Bu bilinçle Rahmanın kapıları dualarla
aşındırılıyor! Ölmüş ruhlara kan pompalanıyor, ümmet diriliyor! Hayat anlam
buluyor, dava anlam buluyor, iman adına direniş anlam buluyor, işkence bile
anlamına kavuşuyor. Her ne varsa ki anlamını kaybeden o anlamını buluyor!
Buna mukabil şeytan, nefisle koalisyon kurmaktan umudunu kesmek zorunda
kalıyor. Kıskıvrak yakalanıp bağlanıyor. "Ramazanda tüm şeytanlar bağlıdır!"
Hadis-i şerif. Tüm şer güçler, imanın hâkimiyetiyle hayra tebdil oluyor! 
İşte bütün bir hayatın top yekûn değişebilme imkânı, Ramazanı ihya edebilme
idrakiyle vaki oluyor.
Demek ki sadece aç kalmak değilmiş Ramazan. Susuz kalmak hiç değil. Ebedi
bir doygunluğa, olgunluğa ve mutluluğa kapı imiş Ramazan. Tüm yaratılan
varlıklar yaradılış gayelerini istisnasız yerine getirirken, akıllı insanın
kendini bulup yaradılışının farkına varmasıdır belki. Hayatın amacı, insanın
hedefi, sevgileri, korkuları, zaaflarıyla bilinçli bir açlık ve susuzluk
talimiyle, Rabbe yönelişin ve Rabbin ilahi merhametine gark oluşun sürecidir
Ramazan. Eşref-i mahlûkat olmanın ispatına ermektir! Kulun, kulluk makamını
ve Rabbinin "Rab" makamını idrak etmesidir! Ancak Âlemlerin Rabbi emrederse
aç- susuz kalınır! Nefse en zor gelen ibadetler, ancak Allah emretmişse
yerine getirilebilinir! İnsan, nefsinin zoruna gitse bile, Allah'ın "hayır"
dilediği her şeyi, nefse ve şeytana rağmen Allah için yerine getirebilir.
Şimdi elzem bir soru daha: biz bu diriliş, olgunluk ve imanın hâkimiyetini
sağlayacak olan Ramazan eğitimini tam manasıyla kavrıyor muyuz? Kavrıyorsak
bu nasıl hayatımıza aksediyor? Yoksa bize kalan sadece açlık ve susuzluk mu?
Allah muhafaza buyursun! Ramazan-ı şerifiniz hayırlı olsun!

 
Şükran Taşdelen
Bu yazı 167 kez okundu.


Yorum Yaz

İsim :

Yorum: