| DİRİLİŞİN İLK SÖZCÜKLERİ |
| İnsan, hayat ve ölümü tadacaktır. Dünyaya uğrayan her insan bu iki süreçten de geçecektir. Bunu küçüğünü her gün yaşıyor muyuz? Gündüz hayattır. Yiyoruz, içiyoruz, geziyoruz, okuyoruz. Bilinç açık. İstenilen her karar yerine getirilebiliyor. Bedende, ruhta harekette. Gece ise uykuya dalarız. Uyku ölüme benzer. İrade devre dışı, beden donuk. Ruh canlı, ama nefis sessiz. İşte, her gün hayata başlarız. Her gece ölüme geçeriz. Düşünen insan için bunun farkına varır. Ahiret hayatı da böyle. Ama beni düşündüren Ahiret hayatına nasıl bir başlangıç yapacağımızdır. Varsayın ki ölmüşsünüz. Kabirdesiniz size yeni bir beden veriliyor. Dirilişin ilk anını canlandırın. Neye doğru yönelirsiniz. Neyin kapısını taşırsınız. Ve ilk sözcükleriniz ne olacak?!
Herşeyde olduğu gibi, yüce Allah bu konuda da bize yardımcı olup, yol gösteriyor. Yüce Allah’a güvenip, O’nun yardımını talepte bulunan inanan insan bu eğitimden geçiyor. Her gün sabah namazına kalkarak. Her gün hayat, her gece ölüm ise yatağa girmek, ölüm pozisyonuna geçmektir. Uykudan uyanmak ise yeniden dirilmektir. İnanan insanın her gün yatsı namazını kılıp uykuya geçmesi ölüme hazır olmasıdır. Sabah namazına niyetlenerek uyanması ise dirilişine hazır olmayı öğrenir. İnanan insan sabahın erken saatlerinde, daha güneş bile doğmamış. Niçin kalkar. O saatte kahvaltı yapılmaz, işe gidilmez. Bir sosyal faaliyet yoktur, ev işine girişilmez. Tek neden namazdır. Bilincin kapı ve pencereleri kulak ve gözlerdir. Gözlerini açar açmaz bilincini Rabbine odaklar. Hemen harekete geçer. Tüm benliği ile Rabbini zikretmeye, Allahu Ekber! Böylece Rabbini yüceltmek için dirilmiştir. Başka bir gayesi yoktur. İnanan insan bunu her gün yapıyor. Tâ ömrünün son gününe kadar. Bu provayı isteyerek ve bilerek uyguluyor. Elbette böyle bir eğitim alan insan büyük diriliş gününde de aynı şeyi yapması kendisine kolay gelir. Dikkatimizi bir şeye daha çekelim. Ayrıca sabah namazından sonra Kur’an okumaya teşvik etmesi de önemli. Ev seherlerde istiğfar edenler diye de vurgu yapıyor. Neden!? Çünkü insan uykudayken iradesi devre dışında kalıyor. İradesinin kapıları açılır açılmaz irade devreye giriyor. Sabah namazı iradenin yeni güne yani hayata başlarken yeni bir başlangıç için komut verir. Gününün namazda yaptığı zikrinin üzerinde olması için. İşte bu komutu kuvvetlendirmek için Kur’an okunur, dualar, tesbihler yapılır. İrade iyice beslensin ki, doğru yolda istikametini korusun. Dikkat ederseniz sabah namazını kılanlar günlerini huzur ve sukunet içinde geçirirler. Ama sabah namazını kılmayanlar huzursuz, hep bir şeyler eksik gibi kendilerini hissederler. Hırçın ve stresli olurlar. Çünkü irade yeni bir hayata başlarken ne ile başlayacağını bilmiyor. Böyle insanlar uyanınca dünya hayatına koşarlar. Ya kahvaltıya, ya televizyona ya da işe... Vel hâsıl dünyanın geçici işleridir. Asıl diriliş günü akıllarının ucundan bile geçmez. Düşünmeyi bile hoş görmezler acaba hoş görmemek veya düşünmemek bizleri o günden uzaklaştırıyor mu? Elbette hayır. O halde en doğrusu o günü karşılamak ve o güne hazırlanmak değil mi? Öyleyse lütfen sabah namazlarımıza koşalım. Ve bilinçli olarak yerine getirelim. Ki dirildiğimiz günde şaşkınlığa düşmeyelim. O günde gözlerimizi ilk açtığımızda “Allah’ım, Allah’ım. Senin için uyandım.” Diyelim. Böyle diyen insanları yüce Allah’ın nasıl karşılayacağını artık siz düşünün. Yeter ki şimdiden bunun provasını yapalım. Vesselam. |
| Zeynep Işık |
| Bu yazı 157 kez okundu. |
Tefekkür Dergisi