Navigation


Tarih: 12 Ekim 2008 Pazar



DOĞRULARI HAYKIRAN OLMAK
DOĞRULARI HAYKIRAN OLMAK
 

Malcom X, çok konuştuğu için kendisine yapılan eleştirilere şöyle cevap vermiş:



            “Söyleyecek sözün varsa, sözün doğruysa ve bunu korkmadan söyleyebiliyorsan, elbette konuşmak zorundasın!”



Söz söylemek sanattır. Sözün güzelini söylemek ise, herhalde sanat ötesi sanattır! Güzel söz ise elbette ki, doğru olan sözdür. Söylenmesi gereken doğrular söylenmiyorsa, o sözü duyup da en güzeline uyacak olanlara ihanettir! Kendini düzeltmeye, bir doğru söz ile başlayacakları önemsememektir! Bir söz ile dimağı açılacak olanlara haksızlıktır!



İnsan, konuşmak istediği için değil, hakkı söyleyen kimse kalmadığında, hakkın sözcülüğünü yapmak için konuşmalıdır. Sözün doğruysa, insanları da doğruya davet edeceksen konuşmalısın. Yoksa lafı süsleyip, püsleyerek konuşmak doğru değildir. Tabiri caiz ise edebiyat parçalayarak doğrular seslendirilemez. Ancak laf kalabalığı arasında güme gider.



Doğruların cesurca seslendirildiği toplumlar, ancak özgür ve adil olabilirler! Çünkü doğrular konuşulduğunda, gereğini yapmak düşer insana. Gereği yapılırsa adalet oluşur. Adalet oluşursa, özgür düşünceli, hür iradeli insanlar çoğalır.



Demek ki, toplumun lokomotifleri, sözün doğrusunu söyleyip, gereğini yapanlar olmalı. “Lafla peynir gemisi yüzmez!” dememişler boşuna! Boş lakırdının, malayani sözlerin hâkim olduğu yerler “lafazanların” işgalinde demektir. Laf ebeliği yaparak da işlerin yürümediği ise herkesin malumudur.



Doğruların seslendirildiği, adil icraatların yapılabildiği toplumlar, yaşanılası, özlenilen toplumlardır. Bir toplumun geldiği, geleceği zirve noktasıdır. Nihayet bu noktadan sonra medeniyetler oluşturulur.



Tabii, eğer toplum, doğru söze tabi oluyorsa bu böyledir. Doğrular, yalan- dolanın, alavere- dalaverenin laf kargaşasında katlediliyorsa, doğruların söylendiğinden emin olabilir miyiz? Bin bir türlü Bizans dolabının döndüğü ortamlarda doğrulara tabi olunabilir mi? ya da doğrulara tabi olmanın menfaatle çeliştiği yerde, insan doğru olanı tercih ediyor mu? Tercih etmekle kalmayıp sorumluluk altına giriyor mu?  “Siz doğru olursanız, sapanlar size zarar veremez!” ilahi buyruğu yeterince idrak ediyor muyuz?



Bu durum, doğruları seslendirecek cesur adam kıtlığından dolayı olmasın sakın! O halde;



Senden başka konuşacak kimse yoksa konuşacaksın.



Sözün doğruysa, konuşmak yetmez haykıracaksın!



Seni dinleyip doğrulara talip olan varsa, sözünü esirgemeyeceksin!



Hayatın çetrefilli akışında, edindiğin tecrübeleri paylaşacaklar varsa susmayacaksın!



Hakikate susamışlara rast gelmişsen, hakkı haykıracaksın!



 Ne demişti bir yazar?



“Ya hakkı haykıracak, ya da susacaksın. Birincisi “kınayanın kınamasından” korkmayacak bir cesaret, ikincisi ise zillet içinde bir hayat demektir!”



Ancak doğrudan yana olanlar, toplumsal değişimi gerçekleştirebilirler. Ne pahasına olursa olsun, doğruyu sahiplenenler kurtuluşa erenlerdir. Velev ki, dünya hayatında dışlanmışlıkla, mahrumiyetlerle, zorluklarla sınanmış olsunlar!  Doğruyu söyleyerek dokuz köyden kovulmayı göze alanlar ilahi müjdeye muhatap olanlardır.



“Sözü duyup da en güzeline uyanları müjdele!”

 
Şeyda Hekimoğlu
Bu yazı 124 kez okundu.


Yorum Yaz

İsim :

Yorum:



Yorumlar
Yazdı:
yazılarınızı sabırsızlıkla takip ediyorum.iman edenin duruşunu çok güzel yansıtıyorsunuz.Allah razı olsun.yolunuz açık olsun....
 
Yorumlar
nuray bygday Yazdı:
bende bugüzel sözlere güzel bir sözle karşılık vereyim seni çooooooooooooook seviyorum