| DOKUNULMAZLIK SEVDALILARI, BİR BAKARMISINIZ ? |
| EUZUBİLLAHİMİNEŞŞEYTANİRRACİM
BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM Şu bahar günlerinde ölü toprağı gözlerimizin önünde rahmetiyle canlandırıp, meyveye durduran Allah’ımız Subhan’sın… Senin hiçbir emrinde eksiklik, hata, kusur ya da isabetsizlik yoktur. Neye hükmedersen hikmetle hükmeden Allah’ım, aynı zaman da bizleri bundan haberdar edip, imanı sevdirdiğin için, maddi - manevi menfaatimiz icabı verdiklerin ve aldıkların için, sayısızca hamd olsun… Yağmur rahmetinle toprağı canlandıran, Kur’an-ı Kerim rahmetinle ölü kalpleri dirilten Allah’ım, fıtratlarını bozmuş, fıtratlarına yabancılaşmış ve böylelikle kendilerine zulmeden kalpleri ölmüş hastalıklı kullarına Kur’an-ı Kerim’i açıklayan kutlu seçkin peygamberimize, tüm peygamberlerimize, temiz ailelerine, arkadaşlarına ve düşünüp ibret alan muhlis kullara salât ve selam olsun… “İmdi, sizin kâfirleriniz şu bahsi geçenlerden daha mı değerlidir; yoksa silinmez sayfalarda dokunulmaz olduğunuz mu kayıtlı?” “Yoksa “Biz örgütlü gücüz, galip geliriz” mi diyorlar?” “Gün gelecek, birlikleri yenilip dağılacak ve arkalarını dönüp (kaçacak)lar.” “Ne var ki onların asıl randevuları son saattir. İşte o son saat, en dehşetli en acı olandır.” “Çünkü günahı hayat tarzı edinenler sapıklığa ve çılgınlığa mahkûm olmuşlardır.” “ O gün yüzükoyun ateşe sürüklenecekler. (ve denilecek ki); tadın bakalım değdiğinin fiyakasını bozan cehennemin okşayışını!” “Şüphe yok ki her şeyi bir kaderle yazan biziz.” “Bizim emrimiz ise sadece göz açıp kapamak gibi bir anlık bir iştir.” “Nitekim geçmişte sizinle aynı kafaya sahip toplumları yok ettik. Hala yok mudur ders alan?” (Kamer suresi 43 – 51) Sure İslami tebliğin Mekke döneminde indirilmiştir. Bakışlar kıyamet saatine çekilir. Geçici olan dünya hayatı bitti bitecek uyarısı ile… Ahiret günü gözler önüne serilir. Ardından: Kamer suresinde, daha başka surelerde tafsilatlarıyla anlatılan bazı peygamberlerin helak olan kavimlerine özet halde temas edilerek, parçalar bir araya getirilip, akıl sahibi olarak yaratılan biz insanların idraklerine sunulur. Nuh aleyhisselamın kavmi, Âd kavmi, Semûd kavmi, Lût kavmi ve firavun ve erkânının peygamberlerini ciddiye almamaları sonucu ansızın bastıran korkunç azapla helak edilişlerinin anlatılmasının peşi sıra söz bugün ve şimdiye getirilir “İmdi sizin kâfirleriniz şu bahsi geçenlerden daha mı değerlidir; yoksa silinmez sayfalarda dokunulmaz olduğunuz mu kayıtlı?” Azıcık vicdan sahibi herkesi derinden sarsan bir zirve. Ne yani sizin kâfiler bahsi yukarda geçen kâfirlerden daha mı iyi? Ayeti iki şekilde anlayabiliriz: 1. İman edenlere zulmedenler, önlerini kesenler, alay edenler, hakaret, işkence ve dahi onları öldürenlerin sonları öncekilerden farklı olmayacaktır. 2. Siz ey kâfirler öncekilerin sonu sizi de beklemektedir. Birinci anlayış mü’min kalplere destek yardım, umut vaat ederken ikinci anlayış Kâfirlere dehşetli bir helak sözü verir. Ya da üçüncü bir okuyuşla ey yarım yamalak, paramparça hastalıklı iman sahibi kendine gel! Seni helak olanlardan ayırt edecek hasenat ve salihatların olmalı! Kendine gel! Acziyetinin farkına var! Yüceler yücesi tek yüce Allah karşısında seni azaptan koruyacak olan ne?!. Dokunulmazlığın mı? Her yerden buram buram Muhammedi (s.a.v.) kokular yayılan şu kutlu doğum ayında peygamberi havayı teneffüs edelim: Allah Resulü hastalığının iyice arttığı günlerden kendini daha iyi hissettiği bir gün üzüntülere gark olan ümmetiyle konuşmak istedi. Kelimeyi tevhit getirip, Allah’a hamd ettikten sonra: “bana söylendiğine göre sizler peygamberinizin öleceğinden korkuyormuşsunuz. Benden önce gönderilip de toplumu içinde temelli kalan bir peygamber var mı ki ben temelli kalayım! İyi bilin ki ben de Rabbime kavuşacağım, sizler de kavuşacaksınız.” Dedikten sonra bir takım nasihat ve uyarılar da bulundu. Daha sonra da şöyle devam etti: “ Bende bir insanım, aranızdan bazılarının hakkı bana geçmiş olabilir. Her kimin tenine dokunmuş isem, işte tenim! Gelsin ödeşelim. Her kime vurmuşsam işte sırtım, gelsin vursun! Öcünü alsın. Her kimin malını almışsam işte malım, gelsin alsın! Bunun üzerine bir adam ayağa kalkıp; “ey Allah’ın Resulü! Sende üç dirhemim var.” Dedi. Resulullah bunun nasıl olduğunu sormadan amcaoğlu Fadl’a dönerek; “buna üç dirhem ver dedi. Daha sonra dua etmeye başladı; “Allah’ım! Ben ancak bir insanım. Müslümanlardan her kime ağır bir söz söylemişsem veya kamçı vurmuşsam veya lanet etmişsem sen bunu onun hakkında bir hayır ve rahmet kıl”. Yine Refik-i âlâ zümresine katılmayı dileyen Allah Resulü, vefatından önce ev halkını toplamış ve “ Ey kızım Fâtıma, ey halam Safiye! Allah katında değeri olan işler yapın. Bana güvenmeyin çünkü ben sizi Allah’ın gazabından kurtaramam.” Şeklinde onları ve dahi bu mesajla bizleri de uyarmıştır. Allah Resulü, bizzat kendisi haklar hususunda çok dikkatli olmuş, haksızlık etmiş olabilirim endişesiyle açıktan helallik istemiş ve bu hususta Allah’tan korktuğunu göstermiştir. Sınırlı bir zaman diliminde imtihan olunacak olan insanoğluna, peygamberin akrabalarına bile tolerans tanınmayacağı hatırlatılarak takvadan başka kimsenin kimseye üstünlüğünün söz konusu olamayacağı vurgulanmıştır. Ayeti kerimeye geri dönecek olursak: “yoksa silinmez sayfalarda dokunulmaz olduğunuz mu kayıtlı?” Silinmez sayfalar: önceki vahiylerde, kitaplarda ya da sizin için özel sayfa inmiş de onda sizin ellenemez, dokunulamaz olduğunuza dair bir beraat, bir af, bir kurtuluş belgesi mi var? Temiz akıl sahipleri böyle olmadığını bilirler. Ya da: “Yoksa “Biz örgütlü gücüz, galip geliriz” mi diyorlar?” Kendi topluluklarının gücüne güvenerek biz karşımıza çıkanları yeneriz düşüncesine sahip olanlara ise azap müjdesi veriliyor. “Gün gelecek birlikleri yenilip dağılacak ve arkalarını dönüp (kaçacak)lar.” “Ne var ki onların asıl randevuları son saattir. İşte o son saat en dehşetli en acı olandır.” Gün gelecek güvendikleri her şey kendilerini bırakacaktır. Darmadağın ve perişan ve pişman olacaklardır. Ama asıl onları bekleyen daha büyük bir son var! Son Saat… Orada onları muazzam bir azap ve iç sıkıntısı beklemektedir. Ne örgütlü güçleri, yandaşları ne de zannları onları kurtaramayacaktır. Çünkü hepsi yenilmiş, dağılmış ve mahvolmuşlardır. “Çünkü günahı hayat tarzı edinenler sapıklığa ve çılgınlığa mahkûm olmuşlardır.” “ O gün yüzükoyun ateşe sürüklenecekler. (ve denilecek ki); tadın bakalım değdiğinin fiyakasını bozan cehennemin okşayışını!” Allah’a takdim edilmeyen, sunulmayan hayat demek ki, Allah hariç her şeye sunulmuştur. Allah’a göre olmayan hayat günaha göredir. Bunun istisnası olabilir mi? Uçuruma taraf ivme kazananların kaderi uçurumdan yuvarlanmaktır. Uçuruma düşmemek için itinalı, özenli bir o kadar da dikkatli yol alanların kaderi de hedeflerine ulaşmaktır. Tabi ilk kaderi değiştirecek bir tılsım var. Dua! İkinci kaderi değiştirebilecek şey ise istikrarsızlık, azimsizlik, lakaytlık… Bütün bunların sebepleri ve sonuçları Rahmanı yormaz. O’na göre çok kolaydır. Bir göz açıp kapamak gibi. Çok basit. Bir anlık “Şüphe yok ki her şeyi bir kaderle yazan biziz.” “Bizim emrimiz ise sadece göz açıp kapamak gibi bir anlık bir iştir.” Yukarıda bahsi geçen kavimlerin başına gelenler aklı olan her insan için çok büyük bir ibret vesikasıdır. Akılsızmış gibi davranıp kafasını, yüreğini düzeltip, temizlemeyenler geçmişteki akılsızlar gibi, bir şekilde helak olacaklardır. “Nitekim geçmişte sizinle aynı kafaya sahip toplumları yok ettik. Hala yok mudur ders alan?” Allah muhafaza etsin. Allah’ın muhafazasının yolu belli. Ayetlerden ve Resulullah’ın hayatından payımıza düşeni bulup ve bunlarla kendini korumaya çalışanları Allah da koruyacaktır inşallah. Ne buyuruyor yüce “hafiz”; “siz Beni hatırlayın ki, Ben de sizi hatırlayayım.” Ve böylelikle korunmuş olasınız. Allah yar ve yardımcımız olsun. El Hafiz olana emanet olunuz. SADAKALLAHULAZİM AYŞE ÜZÜMCÜ |
| Ayse Üzümcü |
| Bu yazı 186 kez okundu. |
Tefekkür Dergisi