Navigation


Tarih: 06 Ekim 2008 Pazartesi



DÜŞÜNDÜRÜCÜ AMA ANLAYANA; GÖBEK BAĞI
DÜŞÜNDÜRÜCÜ AMA ANLAYANA; GÖBEK BAĞI
 
Bebekler doğarken, göbeklerinin kesilmesi beni çok etkiler. Nedenini
sorarsanız şöyle ki; Bebek anne karnında iken bir ismi yoktur. Kendisine ait

bir şey yoktur. Ne yemesi, ne giyimi, ne ziyneti, ne bir kimliği.
Her şey annesinin üzerinden gelir. Annesi ne yerse, onu kabullenmek zorunda.

Anne gerginse kendisi de gerilir. Anne sevinçli ise kendisi de rahattır.
Annenin bir hastalığı varsa, kendisi de etkilenir. Vel hâsıl her hali
annenin haline bağlıdır. Kısaca bir başkasına bağımlıdır.
Ta ki doğuncaya kadar. Doğarken, artık kendisini bir başkasına bağlayan bağ
kesilir.
Bu ne demektir?
Bu, artık sen bir bireysin demektir.
Senin bir ismin olmalı. Kendi nefesini kendin alabilirsin. Evet, bir süreye
kadar destek alacaksın. Ama yinede tercihlerini kendin yapacaksın.
İstediğini yiyeceksin, istemediğini yemeyeceksin? Kalbinden geçenleri kimse
bilmeyecek. Kendine özgü olacaksın. Düşüncelerinin gelişimi kendine ait
olacak. Bir kimliğin olacak. Hukuken hakların olacak. Yani sen teksin. Sen
tek başınasın.
Ama anlaşılan o ki Allah, o bağı kopardığı halde hâlâ kendini bağımlı
görenler var.  Allah özgürleştirdiği halde kendini köleleştirenler var.
Örneğin; Allahu Tealâ senin iradeni yalnızca sana ait kıldığı halde,
iradenin ipini başkalarının eline vermen, ne demektir.
Dikkat edersen, sen açıklamadığın sürece hiç kimse senin ne düşündüğünü, ne
de ne hissettiğini bilmez. Yalnızca senin yaratıcın Rabb'in bilir. O'nun
dışında hiç kimse bilemez. O halde iradeni neden Allah'ın değil de, senin
gibi olan varlıkların eline bırakıyorsun? Sen onlarla aynı çizgide eşit
durumdayken, neden sana hükmetmesine izin veriyorsun.
Bazıları da bunun tam tersini yapıyor. Kendi iradesini teslim etmiyor, ama
başkalarının iradesine hükmediyor. Yine aynı hata.
Bazıları da göbek bağı bağlı olmadığı halde anne-babasının, eşinin,
kardeşinin, hocasının veya soyunun inancı ile veya kimliği ile kendini
sıfatlandırmaktadır. Hâlbuki sen çoktan beridir onlardan ayrı bir bireysin.
Günahlar,  sevaplar herkesin kendisine aittir. Her insanın kendi
kazandıklarından veya kaybettiklerinden kendisi sorumludur. Allahu Tealâ
sana tercih hakkı verirken, sen yanlış kullanıyorsan, bu kendinin
yanlışlığıdır. Bundan hiç kimseyi sorumlu tutamazsın.
Bazı insanlar da sorumsuzluğuna, geçerli olmayacak mazeretler sunabilirler.
Örneğin; şeytanı suçlayanlar, nefsine yüklenenler, anne-babasına sorumluluğu

atanlar, eşine atfedenler vs.
Yine aynı hata. Hâlbuki sen tek başına bir bireysin. Kendi kimliğinin
sorumluluğunu başkalarına atamazsın. Sen doğarken bağın kesilmişti.
Senin iraden ve kalbin yalnız kendine ait... Senin düşündüklerin ve
duyguların bir kasa misali sende saklı. Kasaya sahip çıkamıyorsan kimi
suçlayabilirsin?
Ve bir gün gelecek o kasayı (emaneti) gerçek sahibine vereceksin. Yani
Rabb'ine. "Bakalım emaneti nasıl korudun?" diye.
Yüzü gülenlerden olmak istiyorsak lütfen artık kendi sorumluluğumuzu elimize

alalım. Özgürlük yolu olan, hidayet yoluna girelim. Güzel ve hayırlı olan
kimliğimize bürünelim. Ve bunun için mücadelemize başlayalım. Her şeyin
sahibi yüce Allah, bakın en güzel ve hayırlı kimliği nasıl açıklıyor:
"Ben müslümanım diyenden daha güzel sözlü kim olabilir?" (Fussilet
Suresi/33)

 
Zeynep Işık
Bu yazı 93 kez okundu.


Yorum Yaz

İsim :

Yorum: