| EMSALSİZ MEŞALE |
|
Hz. Muhammed (s.a.v.) Allah’ı n “…ancak, O Allah ’ın Resulü ve peygamberin sonuncusudur.” (Ahzab Suresi 40) ayetiyle bildirdiği gibi insanlar için son peygamber olarak gönderilen, Allah’ın en son hak kitabını vahyettiği, güzel ahlakı, takvası, Allah’a olan yakınlığı ile insanlara örnek kıldığı, Allah’ın dostu, Rabbimizin katında üstünlüğü olan, müminlerin de dostu, en yakındır…Nübüvvet mührünü sı rtında doğduktan sonra taşıyan, ticaret maksadıyla Şam’a gittiği bir sırada, papazlar tarafından kendisinin ahir zaman peygamberi olacağı söylenen tek önder, tek insan… Âmine Hatun, bütün peygamberlerin hülasası olan, her bir peygamberin insanlığa ayrı ayrı getirdiği ilahi mesajları ruhaniyetinde taşıyan o güzeller güzeline hamileydi. Bütün mahlûkat hal lisanı ile “hoş geldin Ya Rasulallah” demek için hazırlanmıştı. Hicretten 53 sene evvel, Fil Vakasından 2 ay kadar sonra Rebiyülevvel ayının 12. Pazartesi gecesi sabaha karşı Mekke’nin Haşimoğulları mahallesinde etrafı bir sessizlik kapladı, her şey sus pus oldu.Kâinat Muhammed ismini duydu, kâinatta ilk defa Muhammed ismi oldu. Ölüleri dirilten bir nefes geldi. Bu büyük isme ruhlar bile hayran kaldı . Öyle bir insan dünyaya gelmişti ki, susuz topraklara rahmet indirdi. İnsanlığa insanca yaşamayı öğretecek; inancı, hayâyı, ahlak ve fazileti tanıtacak biri geldi. O’nun dünyaya teşrifiyle insanlık cehaletten bilgiye, kötülükten iyiliğe, yanlıştan doğruya adım atmaya başladı. Velhasıl, O’nun teşrifiyle âlem yeniden hayat buldu, karanlıklar birden “Nur” ile aydınlandı.O, insanı özellikleriyle de önemli bir misyona sahiptir. İnsanlara kendilerini son derece rahat ve huzurlu hissedecekleri, fıtratlarına uygun bir din getirmiş, ruhbanlık içermeyen bir yaşama biçimi öğretmiştir. Dini ve sünneti her insanın kendi yaşamına kolayca uyarlayacağı bir yaşama biçimini öğretmiştir. Dini ve sünneti her insanın kendi yaşamına kolayca uyarlayacağı bir sadeliğe sahiptir. Nitekim Tevbe Suresinde Cenab-ı Allah bize bu mesajı şöyle iletmiştir.” Ey İnsanlar! And olsun ki içinizden size sıkıntıya uğramanız, kendisine ağır gelen, size düşkün, inananlara şefkatli ve merhametli bir peygamber gelmiştir.”Peygamberimiz (s.a.v.)’i İ slam davasından vazgeçirmek için de bütün teklifler yapıldı: “Gelsin O’nu Mekke’nin emiri yapalım, Mekke’nin en güzel kızlarını ona verelim, istediği kadar; mal, mülk, makam, para, şöhret verelim. Yeter ki dinimize karışmasın, dininden geçsin…” Tarihi değiştiren, zamanı durduran, öteler ötesinin en büyük azim ve iradesi, iman-ı cevheri; “bir elime güneşi bir elime ayı verseniz yine de davamdan dönmem!” demişti. Sıcak yataklarında, her türlüsü tamam yemeklerin de, para dolu kasalarında, şöhretle bezenmiş makamlarında cihadı unutan günümüz insanı içinde çok büyük bir parola ve ölçü… (Vallahi dönmem, Billahi de dönmem) bocalama devri geçiren, ışık arayan günümüzde bu parola ve ölçülere o kadar hasretiz ki… Bu yönüyle Peygamber’imiz (s.a.v.) bütün insanlık için “gaye insan, ufuk peygamberdir.”Bir batı lı tarihçinin “Allah’tan küçük, insandan büyük” sözleriyle tanımladığı Hz. Muhammed (s.a.v.)in gelişiyle bütün kâinat güzelleşmişti. O ki, güzel huyların ve ahlakın meşalesiydi. Dünya’ya gelmeden bile O’nun müminleri vardı. Bizi ilahi mesajlarıyla Sevgiliye ulaştıracak en son yaren gelmişti. İnsanlar artık düşmanlığın ve sevgisizliğin pençesinden kurtulmuş, tüm insanlık O’nun gelişiyle dostluğa ve sevgiye doyar olmuştur. O ki, muhabbet mülkünde eşsiz bir sultandı. Nur’u tüm dertlilere dermandı, kimsesizlerin Halil’iydi. Perişan kalplere merhem, yıkık gönüllere mimardı. Yerde ve gökte övülendi. Beşerlerin içinde en övülmüşü ve seçilmişiydi. Ümmetinin gözbebeği, göklerin Resulüydü. O’nun ahlakı Kur’andı. Kur’an ahlakı ile ahlaklanmıştı. O, güzel yüzler vadisinde benzeri bulunmayan bir tek güzeldi. Böyle olduğu halde her gün Allah’a şu yakarışta bulundu; “ Allah’ım hilkatimi güzel yarattığın gibi ahlakımı da güzelleştir.” O’nun hüsnünün kıyısına kimsenin takati yoktur. Ahlakının güzelliği tüm bedenine yayılmıştır. Süleyman Çelebi bunu şöyle ifade eder;“Zatı ma mir’at edindim zatınıBile yazdı m adım ile adını…”O, adalette e şsiz bir insandı. Biz insanlar yokluk âleminden, O’nun eşsiz güzelliğini seyretmek için geldik. Kulluğu O’nda tanıdık, duayı, inancı, edebi, hayâyı O sevgiliden öğrendik. Peygamberimiz (s.a.v.) bütün nitelikleri itibariyle, insanlara Yüce Allah’ın buyruklarını ve yasaklarını iletti, Hak dini öğretti, ebedi kurtuluş yolunu gösterdi… Ey parçası olduğumuz Sevgili! Biliyoruz sana layık olmadığımızı… O mübarek yüzünü görmeye ne gözlerimizde kuvvet var, ne de vücudumuzda takat... Şefaatinden bizleri mahrum eyleme. Ne olur yardım et Ya Rasulallah! Sensin tutunduğumuz tek dal, kokladığımız bir tek gül sensin. Allah’u Zişanın izni ilahisiyle, Hidayet kıl! İnayet kıl! Şefaat kıl, bizlere ey gül yüzlü emsalsiz meş’alemiz…AYŞE ÇETİNTAŞ |
| Okuyucu Köşesi |
| Bu yazı 75 kez okundu. |
Tefekkür Dergisi