Navigation


Tarih: 31 Temmuz 2014 Perşembe



EŞ- ŞEKUR
EŞ- ŞEKUR
 

 



            Azıcık teşekküre çok karşılık verendir. Hamd ile şükran duyulacak tek zat O’dur. Yüce Allah’ın (c.c) üzerinizdeki lütuflarını hiç tefekkür ettiniz mi?gözlerinizi kapatarak yürümeyi hiç denediniz mi? Ayaklarınızla bardağı  alıp su içtiniz mi? Toprak ile banyo yaptınız mı? Bunları düşünürken sanırım her normal insan hamd etme ihtiyacı duyar.Allah’u Teala bize ödül veya ceza verecek diye değil, üzerimizdeki hakkı olarak  hamd etmemiz gerekir. Daha elimizdeki nimetlerin teşekkürünü hakkıyla yapamazken daha da isteme hakkımız var mı acaba?



Tabii ki insan muhtaç ve aciz bir varlık olarak Rabbinden istesin. Ama teşekkürünü daha çok nimetler elde etmek için değil, kendini Allah’a minnettar olduğunu bilerek , teşekkürü bir borç olarak düşündüğünden hamd etmelidir. O sadece rızık veren değil aynı zamanda sana en çok değer veren, seven, güvenen, dostun, velindir…



Allah’a nasıl teşekkür edilir? İnsan Allah’a ne verebilir, ne kazandırabilir, şükranlığını gösterdiğinde? Elbetteki hiçbir şey! O’nun hiçbir şeye ihtiyacı yoktur, ihtiyaçtan münezzehtir! İnsan teşekkürünü ancak şöyle yaparsa yine kendine hayrı olur. Allah’a teşekkür ancak O’nun kurallarına uyarak, tavsiyelerini dinleyerek, severek, saygı duyarak, överek, güvenerek, teslim olarak yapar. Bu yapılanlar aynı zamanda birer Hamd’dır.



“Kim güzel davranarak özünü Allah’a teslim ederse, o en sağlam kulpa yapışmıştır. İşlerin sonu Allah’a döner.” Lokman suresi-22.



İnsanoğlu, Allah’a hamd edip etmediğini, veya nasıl hamd ettiğini düşünmelidir. Yüce Allah’ın verdiklerine teşekkür ettiğin için mi, yoksa kendi bencil ve menfaatçi yaklaşımlarından dolayı mı hamd ediyorsun? Ödül ve ceza seni teşekkür etmeye zorlamasın. Eğer sen Allah’ın zatı için hamd etmeye layık tek zat olarak görüyorsan, zaten sana gelen ödül, O’na teşekkürün getirisidir. Fakat sen getiri için değil, Allah’a hamd edilmenin gerekliliğine inandığın için yap. Eğer samimi olarak hamd edersen, ceza senin umudunu kırmasın. Çünkü hamd edenlere ne korku vardır, ne de üzüntü… aksine Yüce Allah şöyle müjdeliyor:



“ İyi bil ki, Allah’ın velilerine (sevdiklerine) korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir!” Yunus suresi-62. Sana lütfeden Allah’a hamd etmek, senin en asli görevindir. Bunu isteyerek, yüreğine sindirdiğin bir sevgi ve güven ile yap. Zaten Kur’an-ı Kerim’in ilk ayeti de besmeleden sonra bu değil mi?



“Hamd Alemlerin Rabbi Allah içindir!” Fatiha suresi- 1. Şu ayete de dikkatinizi çekmek istiyorum. “Bir zaman da sizin sözünüzü almış, üzerinize dağı kaldırmıştık:” size verdiğimizi kuvvetle tutun, içinde olanı hatırlayın ki (azabımızdan) korunasınız.”demiştik.” Bakara suresi-63.



Bu ayette Allah’u Teala bize öğüt veriyor. İsrailoğlulları Allah’a hamd etmekten o kadar uzaklaşmışlardı ki yüce Rabbimiz onların üstüne Tur Dağını kaldırmış. Dağın altında duran İsrailoğullarına, ya Rablerinin sözünü dinlemelerini ya da bu dağı üzerlerine düşüreceğini Allah bildiriyor. Yani bizler de İsrailoğulları gibi hamd etmek için Rabbimizin bizi zorlamasını mı bekleyeceğiz?örneğin 17 Ağustos Gölcük depreminde insanların hemen Allah’a sarıldıklarını, ama bir süre sonra eski durumlarına döndüklerine şahit olduk.bizi kuşatan birçok zorluk var aslında, ölüm, hastalık, korku, endişe, hasret, yokluk, hayal kırıklığı, felaketler, kazalar, yaşlılık… tüm bu zorluklar Allah’ı hatırlayıp, O’na ham etmeyi gerektiren hallerdir. Biz karşılaştığımız zorluklarla kimi kayıplara uğrarız. Çoğu zaman da bu kayıplarımızın Allah’a yeterince hamd etmemekten olduğuna nefsimiz bile şahittir. Kaybı yaşamadan hamd etmemiş olduğumuzu hatırlamıyoruz yani… 



bu yüzden bizler, birer kul olarak Rabbimize hamd etmeyi unutmamalıyız. Her zaman, her şartta, her yerde hamd etmeliyiz. Bunları hamd etmeye tenezzül etmeyenlere söylüyoruz. Yoksa müminler her zaman Rablerine hamd içindedirler.



Bazı insanları görüyoruz farz olmadan bazı tavsiyeleri ciddiye almıyorlar. Mesela birisi bana “maaşa zekat düşer mi?”diye sormuştu. Farz ise yapacak, farz değilse sallayacaktı. İlla da sadaka vermek için bir zorlama, bir fetva mı olmalı? Kendi gönlümüzle, isteyerek yapamaz mıyız? “Yüce Allah’ım bunu sen beni zorlamadığın halde, ben senin rızanı kazanmak için isteyerek severek yapıyorum”diyemez mi?



Bir kardeşimizi de kolunda çokça altınla görmüştüm. Kurban bayramı yaklaşıyordu. Ekonomik durumu da iyi idi. “Kurban kesecek misin?” diye sorunca “Şafii mezhebinde kurban kesmek sünnet”dedi. Kolunda bilezik taşımak , altın biriktirmek sünnetten daha mı önemliydi?diye düşündüm. Ne hallere geldik! Şükretmeyi, insanın gönlünden gelen bir imanla aşkla Rabbine sunması gerekirken, sırtımızda bir yük durumuna getirdik. Şükür bir görev değil, sevginin bir tezahürü olmalıydı. Sadece Allah’ı sevdiğimiz için, saygı ve güvenle sunduğumuz bir sadakat olmalıydı. Kesintisiz bir sevgi ve sadakat…



Allah’ın nimetleri gece gündüz, yer, şart tanımadan üzerimize yağarken, bizler şükrümüzü kesintili, hatta menfaatçi düşünerek mi yapacağız? Allah’ın nimetleri kesiliyor mu ki bizim de şükrümüz hamdımız kesilsin? Şükür ve hamd O’nun hakkıdır! Bu yüzden darlıkta, bollukta, sağlıkta, hastalıkta, fakirlikte, zenginlikte her ne durumda olursak olalım. O’na olan şükrümüze, hamdımıza ara vermeyelim.



“And olsun ki, sizi korku, açlık, mallarınızdan, canlarınızdan ve ürünlerinizden eksiltmek gibi şeylerle deneriz. Sabredenleri müjdele.” Bakara suresi-155. Allah nimetlerini verirken  kullarının kulluk hedeflerinde araç olarak kullansınlar diye verdi. Bizler şükretmezsek, o nimetlerin hesabı sorulacaktır!



“Sonra o gün (size verilen) her nimetten sorulacaksınız!” Tekasür suresi-8.



Yüce Allah’a güvenen, Yüce Allah’ın takdir ettiği her şey için şükreder. Takdir ettiği her şeyden razı olur ve tevekkül eder. Yani Allah’ın verdiğine de vermediğine de şükreder.



Şükür dil ocuyla söylenen bir lafız olmaktan çıkmalı, gönülden sunulan bir teslimiyet olmalıdır. Yüce Allah’ın zatını övmeyi bilmeyen O’na şükredemez de… bu nedenle şükür gerçekte övgüdür. Allah’ın takdirine onaydır. Allah’ın ayetlerinden, sıfatlarından veya fiillerinden şikayetçi olan birisi şükür yapmış olmaz.şükür kendini hayat ile yansıtmalıdır. Yaşanmayan ayetleri okumak, pratiği olmayan lafzen teşekkür, takdire onay vermeyen övgü, hamd etmenin kendisi değildir. 



Yüce Allah’ı şükretmeye ve övülmeye layık tek zat olarak görüyorsan, doğru dürüst şükretmelisin. Kalbin, iraden ve hayatınla ispatlamalısın! Unutmayalım ki  o zaman noktası olmayan ebedi hayatımız, dünyada yaşadığımız süre zarfında yaptığımız hamd ve şükürler üzerine bina edilecektir.



İnsan şükrediyorsa Yüce Allah’ın Eş- Şekur olduğuna iman etmiştir, yoksa şükretmeyen bir insan nasıl olur da Allah’ın Eş- Şekur oluğuna iman ettiğini iddia edebilir? Şükretme fırsatı varken, tüm şükürleri kabul eden Allah’a hamd et! O en küçük teşekkürleri bile kabul eden ve karşılığını verendir.



Parolamız, Yüce Allah’ın her sıfatının yanında Eş- Şekur olduğuna iman ettik. Alemlerin Rabbine hamdolsun.



La Şekure illallah!       



                           

 
Esmaul Hüsna
Bu yazı 1688 kez okundu.


Yorum Yaz

İsim :

Yorum:



Yorumlar
alaşehirliyim Yazdı:
bu yazıyla hayatımda ne kadar şükür ettiğimi gözden geçirdim. malesef çok az. ALLAH razı olsun bu yazı kandime gelmeme hayatımı sorgulamma vesile oldu.