Navigation


Tarih: 12 Ekim 2008 Pazar



EY ANNE-BABALAR DİKKAT!
EY ANNE-BABALAR DİKKAT!
 
Bazı anne-babalar çocuklarının eğitimini doğal sürece bırakmıştır. Hâlbuki çocuğu dünyaya getirdiğinizden itibaren ondan sorumlusunuz. Onun sadece yemesinden, içmesinden, giymesinden vs sorumlu değilsiniz. O’nun zihniyetinden, ahlakından, duygularından, değerlerinden, anlayışından, hatalarından, her şeyinden sorumlusunuz. Bu yüzden çocuğunuzu ta başından itibaren eğitmeye mecbursunuz.

Bazıları da çocuk eğitiminde ilk yedi yaşa çok önem veriyorlar. Çocuğun ismi, ilk yapılan telkinler, konuşması, edebi vs. özenle yapılıyor. Bir süre sonra eğitimin ucunu bırakıyorlar. Hâlbuki çocuk eğitimi, sadece ilk yedi yaş için değildir. İkinci, üçüncü yedi yaş eğitimleri de vardır. Her dönemin kendine has eğitim metodu olarak... Ama asla eğitim kesilemez.

Bazı anne-babalar da çocuklarına ne öğüttüklerinin farkında değiller. Öğütleri doğru mu, yanlış mı? Öğütler nerelere zemin hazırlar? Dikkat etmezler. Bu konuda ilahi terbiye kitabımız olan Kur’an-ı Kerim’de peygamberlerin oğullarına ne öğütlediklerine dikkat etmeliyiz. Sahi peygamberler oğullarına neler öğütlemişlerdir. Bir araştırsak kendimiz için hayırlı olur.

Ey anne-babalar! En güzel öğüt, örnek olmaktır. Evde hangi atmosfer varsa, o hava teneffüs edilecektir. Anne-babalar kendi nefislerine öğüt veremiyorlarsa, çocuklarına da asla öğüt veremezler. Bu nedenle anne-babalar kendi davranışlarına dikkat etmeliler. Çocuklarının kendi gölgelerinde olduklarını unutmasınlar. Bugün büyüklerin tecrübelerinde öğütlerin yansımaları varsa, elbette çocukları arkalarından gideceklerdir.

Anne ve babalar aynı çizgide durmalılar. Bu yüzden anne ve baba adayları evlenirken aynı düşüncede olanları tercih etmeliler. Bir insan gerçekten evladının salih bir insan, örnek bir müslüman olmasını istiyorsa, kesinlikle salih bir eş tercih etmelidir. Küfre karşı durmada en büyük kalkan salih bir eşle evlenmektir.

Çocuklar, geleceğin ümmetidirler. Gelecek ümmeti nasıl istiyorsak, çocuklarımızı öyle yetiştirmek zorundayız.

Elbette geleceğe kaygısız olanlar, çocuklarına da kaygısız olacaktır. Ama iman kavgasını verenler, kendilerine emanet edilen çocukları İslam üzerinde yetiştirmek için elinden geleni yapmalıdırlar.

Ey anne-babalar! Çocuklar sizin meyvelerinizdir. Çocuklarınızı aşağılamayın, onları toplum içinde veya dışında küçük düşürmeyin, hakaret etmeyin. Onlara yaptığınız her olumsuz davranış, kendinize geri dönecektir. Çünkü o meyvenin ağacı sizsiniz. Eğer meyve çürükse, ağaç meyvesini iyi taşımadığındandır. Lütfen çocuklarınızın hatalarında, kendi kendinizi gözden geçirin.

Yapılan en büyük hatalardan biri de şudur. Gençliğe sürekli bir telkin veriliyor. “İşte gençler, ne yapsalar yeridir. Çünkü onlar ergenlik dönemindeler” Bu yanlış telkinler ile gençler yanlış ve tutarsız davranışlarını haklı görmektedirler. Gençlik bunalım dönemi değildir Bu dönemi istersek gâyet sakin karşılaya biliriz.

Gençlik duyarlılığın, kararlılığın, aktivitenin en dinamik olduğu dönemdir.

Bu yüzden şefkat ve sevgi ile onlara güvenmeliyiz. Onların doğru kararlarında arkalarında olmalıyız. Onların topluma olan ilgisine destek vermeliyiz. Unutmamak gerekir ki gençlerin bize ihtiyaçlarından ziyade, bizlerin gençlere ihtiyacı var. Bizler onların arkasında olalım ki, onlarda bizim arkamızda olsunlar.

Bazı ailelerde çocukları iman ve İslamî ahlaka hazırlamıyorlar. “Zamanı geldi mi, yaparlar” diyorlar. Çocuklar başka bir zeminde yetiştiriliyor. Yaş ilerledikten sonra “haydi şöyle olacaksın” diye baskı yapılıyor.

Sizce mevsim değiştirmek bu kadar kolay mı? Bir iklimden başka bir iklime geçmek zor değil mi? En çok hastalıklar mevsim değişikliğinde olur. Biz bu çocukları zorlayarak hasta etmez miyiz? İşte çocukların, ileride nasıl bir birey olmasını istiyorsak, yetiştirme tarzımızda öyle olmalı. Ki çocuklar ileride garipsemesin, yadırgamasın. Peygamberlerimizin çocuklarını yetiştirme tarzına bakın. Hz. İbrahim İsmail’i yetiştirdiği gibi, Hz. Yakup’un Yusuf’u yetiştirdiği gibi, Hz. Muhammed’in Hz. Fatma’yı yetiştirdiği gibi.Onların metotlarını izlersek, neden bizim gençlerimiz de birer Yusuf, birer Fatma olmasın ki?!

 
Zeynep Işık
Bu yazı 164 kez okundu.


Yorum Yaz

İsim :

Yorum: