Navigation


Tarih: 18 Kasım 2008 Salı



GERÇEK KİMLİK
GERÇEK KİMLİK
 
Yazın en sıcak günlerinden bir gün. Nesibe, kafasını allak bullak eden
sorular ve bitmeyen sıkıntılarıyla okuduğu fakültenin kapısının önünde
öylece kalakalmıştı. Bahçe kapısına dayanıp,
"4 yıl oldu"   diye düşünmeye başladı. Mezun olmaya birkaç gün kalmıştı.
Öğretmen olacaktı. En güzel, en onurlu mesleklerden biriydi onun için
öğretmenlik. Ama neden üzülmüyordu sanki şu okul bitecek diye? Arkadaşları
şimdiden ağlıyorlar. "Ne güzel günlerimiz geçti, ne güzel şeyler paylaştık.

İyi ve kötü adına ne varsa hayata dair hep beraber paylaştık", diye tabii ki

kendisi de düşünüyordu. Ama bunların da önemi bir yere kadar değil mi? Bu
düşüncelere dalan Nesibe, arkadaşının omuzlarına dokunmasıyla irkildi:
    -Yine dalmışsın Nesibe. Dalmışsın, dalmışsın da,  başka düşünecek yer
yok mu? Tam da bahçe kapısında!
    -Hiiiç. Öylesine bekliyordum işte. Boş ver beni, nereye böyle?
     -Unuttun mu yarın mezuniyet törenimiz var. Akşama da mezuniyet gecemiz.

Akşama biraz da güzel olalım değil mi?
Haydi, bir şeyler bakalım ne dersin? Dedi arkadaşı.
    -Mezuniyet gecesi mi?
     Pek açmadı Nesibe'yi bu sözler.
     -Aman Nesibe, yine tuhaflığın üzerinde.
Ben gidiyorum. Akşama görüşürüz evde. Geç kalırsam merak etmeyin.
        Nesibe, hala bulunduğu bahçe kapısının önünden geri döndü. Okula
girmek, kimseyi görmek istemiyordu. Bir anda her şeyden soğumuştu. Neden
böyle olduğunu anlayamadı kendisi de. Tek hissettiği şey içindeki koca
boşluktu. Acaba okuldan arkadaşlarından ayrılıyor diye miydi üzüntüsü?
        -Yooo olamaz,  diye söylendi kendi kendine. Yol boyunca yürümeye
devam etti, dalgın Nesibe.
         -"Selamünaleyküm" diye bir seslenişle, gözlerini karşısında duran
Canan'a dikti. Canan onun için çok farklı, çok samimi, dürüst bir arkadaştı.

Onunla beraberken hep mutlu, daha rahattı ve her şeyini anlatabiliyor, ona
açılabiliyordu.
      -Aleykümselâm Canan.
    Canan'la böyle selamlaşmak hep hoşuna gitmiştir. Canan bunu bildiğinden,

özellikle böyle selam veriyordu. Hemen oracıkta bulunan banklara oturdular.
Nesibe, birden rahatladığını, mutlu olduğunu hissetti Canan'ın yanında. Okul

bittiğinde üzüleceği ve özleyeceği birileri varsa o da Canan'dı. Ondan çok
şeyler öğrenmişti. İslam'ı onunla tanımış, namaza onunla başlamıştı. Onun
verdiği kitaplarla duyguları değişmişti.
         Ama bir türlü şu yaşam tarzını değiştirememişti. En çok istediği
örtünme işini artık ertelemek istemiyordu. Belki de bu yüzden bugün çok
mutsuzdu. Yarın, mezuniyet gününde, o kep ve cüppeyi giymek istemiyordu.
Bunların yerine çok istediği örtüsünü örtebilirdi başına.















          Peki ya önündeki onca engel? Okul bitmişti, ama ailesi onu ne
hayallerle bekliyordu. Peki ya nasıl öğretmenlik yapacaktı? Arkadaşları bile

kınayacak, onu desteklemeyecekler, bunları biliyordu. Ailesinin beklentileri

başörtüsü problemleri ile belki de sona erecek, çalışıp mesleğini yerine
getiremeyecekti. Bunları konuştu Canan'la. Canan sustu. Uzun bir
sessizlikten sonra Canan:
    -Seni anlıyorum. Aynı şeyleri,  hatta daha fazlasını ben de yaşadım. Ama

ben bütün bu engellere rağmen hep mutluydum. Ama sen, örtünmediğin için
mutsuzsun. Örtünmeyerek belki sadece ailenin beklentilerini yerine
getireceksin. Ama dünyada da, ahirette de hep mutsuz olacaksın. Oysa
tesettür emrini yerine getirdiğinde, dünyada iç dünyan huzurlu, ahiretin ise

mutlu ve güzel olacaktır. Tabii ki en son tercih senin.
        Nesibe o an kararını vermişti. Örtünecekti. Ve düşündüğünü yaptı,
kendinden emindi. Ertesi sabah okula tesettürü ile gelmişti. Mezun olmaya,
diplomasını almaya gelmişti. Okulun bu son gününde hiç beklenmedik bir
görüntüyle karşılaştı arkadaşları. O gün Nesibe mezuniyet kıyafeti yerine,
tesettürü tercih etmişti, Bu haliyle birçok kişiyi şaşırtmış, hatta
kızdırmıştı. Onu tanıyan arkadaşları, tanımamazlıktan gelmişlerdi.
Yıllardır beraber olduğu, her şeyini paylaştığı arkadaşları, bir selam bile
vermediler Nesibe'ye. Nesibe o gün kimlerin gerçek dostu olduğunu, kimlerin
kendisinden uzaklaştığını yeni kimliğiyle anlamıştı. Kep ve cüppe yerine,
tesettürü tercih eden Nesibe, okulun bu son gününde gerçekten mezun olduğunu

hissetti. Ve yanına yaklaşan hiç tanımadığı birinin kendisine söylediği şu
sözler Nesibe'yi, ileriki hayatında her karşılaştığı örtü problemi
karşısında, ayakta tutmuş, destek olmuştu:
   -Sizi tebrik ederim. Sizin önceki açık halinizi biliyorum. Ama şu
halinizle asıl kimliğinize büründüğünüzü unutmayın. İşte bir kadının olması
gereken gerçek kimliği.
       "Gerçek kimlik" sözcüğü Nesibe'nin zihninden hiç çıkmamıştı ömrü
boyunca. Her karşılaştığı örtü problemini, gerçek kimliğinden ödün vermeme
adına,  sabırla atlatmaya çalışmıştı.
      1 Temmuz. Yaz sıcağının kendisini fazlaca gösterdiği bu günde,
Rabbinin merhamet kapılarının kendisine açıldığını hissettiği bir günde,
Nesibe mutlu, umutlu. Yeni ve gerçek kimliğiyle kendinden daha emin ve kendi

deyimiyle daha çağdaş....

 
 

 
Nurcan Haydaranlı
Bu yazı 182 kez okundu.


Yorum Yaz

İsim :

Yorum: