Navigation


Tarih: 21 Ağustos 2008 Perşembe



GİZLİ AMİRLER
GİZLİ AMİRLER
 

 Bedenimizde, organların ve dokuların fonksiyonlarını düzenlemede organik bileşik olarak iç salgılarımız vardır. Genel olarak bunlara hormon denilir. Hormonlar, vücudun her bölgesinde etkin bir şekilde rol alırlar. Yağ, karbonhidrat ve protein metabolizmasını, etkilerler. Kan basıncını düzenler, böbrekteki idrar miktarını ayarlar, uterüsün kasılmasını, büyümeyi ve süt salınımını sağlar. Karaciğer enzimlerini, ayarlar. Kemikte mineral depolanmasını sağlar, kan şekerini düzenler… Ve daha burada sayamayacağımız nice görevler alırlar. Şimdi sizlere, bunlardan sadece iki tanesine dikkat çekerek, anlatmak istiyorum. Bakınız, yüce Allah’ın kudreti, ilmi ve hikmeti bizleri nasıl kuşatmış!



Kadın ve erkek yumurtalıklarından salgılanan iki hormondan bahsedeceğim. Östrojen ve progesteron, bunların görevi sadece üremeyle ilgili değildir. Vücutta o kadar ilginç görevlere imza atarlar ki, şaşakalırsınız. Bunlar, birbirlerine uyumlu olarak, zaman zaman azalıp, zaman zaman artabilir. Her şeyde bir denge olması gerektiği gibi, bunların da dengede olması önemlidir. Gereğinden az ve gereğinden fazla olduğunda bedende çeşitli hastalıklar görülmeye başlar. Örneğin: metabolizma hastalıkları, kemik erimesi, kalp hastalığı, polikistik over hastalıkları, adet düzensizlikleri ve ruhsal sorunlar…



İşte Allahu Teala bu dengenin korunması için, ilginç yöntemler vermiştir. Kadınların her ay adet görmesi, erkeklerdeki meni olayı gibi çeşitli yöntemler ile östrojen ve progesteron hormonlarının vücutta birikmesini engelliyor. Böylece çeşitli sorunların oluşmasına set çekmiş oluyor. Sizce burada evlilik bir nimet değil mi? Kadın ve erkek birbirine rahmet olmuyor mu? Bu hormonların seviyesine göre, erkekler ve kadınlar davranış özelliği gösteriyorlar. Bu açıdan da bir rahatlama gerçekleşiyor. Denge korunuyor. Ruhsal açıdan da evlilik, bir rahmettir.



Progesteron ve östrojenin hızlı düşümü, bir çeşidi de cinsel beraberlikten sonra oluyor. Deri yoluyla dışarı atılıyor. Bu yüzden dinimizde adetlerden ve cünüplükten sonra boy abdesti farzdır. Çünkü deri ve mukozalarda biriken östrojen ve progesteronun giderilmesi sağlanır. Tabiî ki bu söylediğimiz Allah’ımızın emrinin hikmetlerinden biridir. Bu nedenle gusül abdesti alınırken ağız ve burun yıkanması farz, ama abdest alırken ağız ve burun yıkanması farz değildir. Çünkü ağız ve burun mukozasında da progesteron ve östrojen birikintileri olduğundan boy abdestinde ağız ve burun yıkanması farz koşulmuştur.



Dikkat ederseniz, adet ve cünüplükten sonra boy abdesti almayanlardan çirkin bir koku gelir. Ve özellikle kalabalık ortamlarda, bir de bunu düşünün. Bu yüzden boy abdestinin en kısa zamanda alınması tavsiye edilir.



Peki, boy abdesti alınmasa ne olur? Deride biriken progesteron ve östrojen derideki yağ keseciklerini etkileyerek, buralarda sivilcelerin çoğalmasına neden olur. Kıllanmayı arttırır. Deri gözeneklerini tıkayarak hücre gelişimini etkiler. Bakterilerin çoğalmasına sebep olur. Ve onlarla birleşerek enfeksiyonlar oluşturur. Bunlar tabii ki birkaçı. Kötü kokusu ve ruhsal yönü de olumsuz bir şekilde etkilemesi de cabası...



Bizler Allah’ımızın ve Resulümüzün sözünü dinleyerek bütün bu olumsuzlukların önüne geçebiliriz. Sık sık boy abdesti alarak… Unutmamak gerekir ki dinimizin emirleri fıtratımıza uygun bir şekilde vahyedilmiştir. Bedenimizin ve ruhumuzun sağlığı için ilahi tavsiyelere sarılmak dileğiyle. Sağlıcakla kalın.



 



ALİ YETKİNER

 
Okuyucu Köşesi
Bu yazı 33 kez okundu.


Yorum Yaz

İsim :

Yorum: