| GÖNÜL DOSTUMUZ |
Sevgili gönül dostumuz: sosyal olsun kültürel olsun bütün sorunlarımızda sizi kendimize yardımcı olarak görmemiz bizi çok mutlu ediyor. Son zamanlarda hemen bütün TV kanallarında özellikle fıkıh alanında sorulan sorulara cevap programları yayınlanmakta fakat ümmetin üstünde oynanan oyunlara ilişkin soru ve sorumluluklarımız adına muhatabımız olacak birilerini bulamıyorduk. Çok şükür bu eksiğin karınca, kararınca Tefekkür Dergisi’nin “gönül dostunuz “ köşesinin giderdiğine Allah’ın izni ile şahit oluyoruz. Allah razı olsun. Sevgili gönül dostumuz: son zamanlarda yaz ve kış alışverişine çıktığımda bir başkalaşım hareketinin olduğunu gözlemliyorum. Benin 12 ve 14 yaşlarında iki tane kız çocuğum var. Onlar için alışverişe çıktığımızda çarşı-pazar dolanıp dolanıp eve boş ellerle dönüyoruz. Sanki halkının çoğunluğunun Müslüman olduğu bir memlekette yaşamıyorum gibi. Sözün özü şu ki, kızlarım için tişört baktığım zaman, ya kolsuz ya yakası oldukça açık ya da çok dar bluzlarla karşılaşıyoruz. Etek bakınca, eteklerin kızlarımın giyemeyeceği kısalıkta ve dar, ya da anneannemin giyeceği türden (oldukça eski modeller) eteklerle, pantolon bakınca dar ve düşük belli değişiklik adına saçma sapan modelli aklı başında bir insanın asla giyemeyeceği türden pantolonlarla karşı karşıya kalıyoruz. Üstelik çocuklarım da bu giysileri arkadaşlarının rahatlıkla giyebildiklerinden ve onlara çok yakıştığından bahsederek kendilerinin de bu giysilere sahip olmalarını istiyorlar. Bizler birer Müslüman olarak yavrularımıza giydirecek doğru dürüst bir şeyler bulamıyoruz, sizce ne yapabiliriz? Şimdiden çok teşekkür ediyor ve sizleri Allaha emanet ediyorum. Perihan DİRLİK Sevgili gönül dostumuz kanayan bir yaraya dikkat çektiğiniz için asıl biz teşekkür ederiz. Sorununuz gerçekten tekil bir sorun olmayıp tüm Müslüman toplumu ilgilendiren güncel bir problem. Henüz yetişkinlik çağına girmiş ve kafa yapıları tam olgunlaşmamış yavrularımızın kafa yapılarını bilinçli bir şekilde tahrip etme girişimlerinin sonucudur bu. Biricik yavrularımızı daha küçük yaştan itibaren tavizkâr bir teslimiyete alıştırma ve asimilasyon politikalarıdır bunlar. Fakat bunlara bunu yapabilme gücünü verenler de yine bizleriz. Onların ürettiği giyim kuşamları alıp, mevcut ekonomilerini daha da güçlendirerek bu sahayı iyiden iyiye onların kucağına bırakıyoruz. Ve onlar da istedikleri gibi at koşturuyorlar! Bizim için en güzel örneklik teşkil eden peygamberimizin yaşadığı boykot yıllarını hatırlayalım. Peygamberimiz, inananlar ve Haşimoğulları ile Muttalipoğulları’nın yaşadıkları eziyetleri düşünelim. Boykot döneminde Müslümanlarla tüm ticari ilişkiler kesilmiş, alış veriş yasaklanmış ve hatta onlarla kız alınıp verilmesi bile yasaklanmıştı. En önemlisi de gıda alış-verişinin bile yasaklanmasıydı. İnsanlar açlıktan ağaç kabuklarını kemirir hale gelmişti, ocaklarda kuru deri parçası kaynatılıyordu. Çocukların açlıktan ve dolayısıyla hastalıktan ağlama sesleri ablukaya alınmış mahalleden dışarı taşıyordu. Öyle ki bu sesi duymamak için müşrikler bile kulaklarını tıkıyorlardı.(bu olayın müsebbibi kendileri olduğu halde) O zaman ki inanlar tüm bu eziyetler karşısında asla taviz vermediler. Bu gün bizlerin karşılaştığı kıyafet sorunu yukarıdaki örnekle karşılaştırıldığında çok ufak kalıyor. Bizler de tercihimizi doğru yapmak zorundayız. Allah’ımızın rızası mı ya da hayat felsefemize aykırı giyim tarzları mı? Mağaza sahibi kardeşlerimize de tavsiyemiz İslam giyim ahlakına ters düşen kıyafetleri mağazalarına sokmamalarıdır. Alım müdürlerinin titiz davranarak üretici firmalarla İslam çizgileri doğrultusunda ittifak oluşturmaları gerekmektedir. Ki üretici firmalar da ürettikleri mallarda İslam çizgisini korusunlar. Daha da olmadı yavrularımız için iğneyi ipliği elimize alma zamanı gelmiş demektir. Yazınız da çocuklarınızın bu kıyafetleri arkadaşlarının üzerlerinde gördüklerini ve kendilerinin de istediklerini yazmışsınız. Bize düşen oturup çocuklarımızla konuşmak, onlara bizim Allah’a göre düşündüğümüzü dolayısıyla sıradan insanlardan farklı olmamız gerektiğine anlatmamız ve anlamalarını sağlamamız gerekmektedir. Tabi çocuğumuz arkadaşlarına özenti duyduğu için her fırsatta çocuğumuzun arkadaşlarını da eğitmemiz gerekir. Çocuklarımıza yasaklayıcı değil eğiterek ikna edici olarak yakalaşmamız gerekiyor. Bizler hayatın farkında olan Müslümanlar bir müslümanın giyim tarzının sınırlarının dışında, fıtratın reddettiği kıyafetleri almamalı ve giymemeliyiz. Etrafımızdaki Müslümanları da bu konuda uyarmalıyız. Bu kıyafetlerin bizim vazgeçilmezimiz olmadığını gösterme durumundayız. SELAM VE DUA İLE |
| Gönül Dostumuz |
| Bu yazı 64 kez okundu. |
Tefekkür Dergisi