Navigation


Tarih: 21 Ağustos 2008 Perşembe



GÖRÜNMEZ OLMAMIZ İSTENİYOR!
GÖRÜNMEZ OLMAMIZ İSTENİYOR!
 



Müslüman kadının imanıyla, onuruyla, örtüsüyle sosyal hayat içinde var olma
çabası, hala sancılı bir süreç olarak devam ediyor.
Başörtüsü takan mümine kadınları "insan olarak" görmeyenlerin patırtılı
hezeyanları eşliğinde, mümine kadınlar sabır ve sebatla "buradayız ve
varız!" diyerek direniyorlar. Kendilerinde var olan müthiş potansiyel, zekâ
ve yetenekleri, bir bez parçasının sınırlarıyla daraltıp, görmezden
gelenlere olağanüstü bir direnç gösteriyorlar.
Başörtüsünün başa takılmasıyla akli tüm fonksiyonların devre dışı kaldığını
zanneden çokbilmiş laikler, başörtüsünden yana tercihini yapan kadınlar
adına, kendilerinde karar verme ve denetleme hakkını vehmediyorlar! Sanki
başörtülü kadınlar, kendi kararlarını, tercihlerini yapamayacak acuzelermiş
gibi davranıyorlar!
Toplum içinde her tür mesleği büyük bir sorumluluk hissiyle icra
edebildikleri halde, görünmezlik perdesine takılan imanlı kadınlarımız,
derin ve kanatıcı bir ayrımcılığın mağduru oluyorlar. Laik değerleri
benimsemiş olanlar, kendi değerlerini nasıl olup da seçmiyorlar diye imanlı
kadınımıza diş bilerken, bir yandan da kendi belirledikleri sınırlar içine
hapsetmek istiyorlar.
İmanlı, tesettürlü kadınları gizli bir tehdit unsuru olarak lanse edip,
toplum nazarında suçlu pozisyona düşürüp, yabancılaştırıyorlar. Hele de
"kadın hakları!" bağırtı, çağırtısı içinde, mücadele edermiş gibi görünen
feministler, her nedense, tesettürlü hemcinslerini, tüm diğer gruplardan
daha fazla horluyor, küçük görüyor. Tesettürlü olmayı tercih etmeyi, özgün,
dirayetli ve isabetli bir karar olarak görmedikleri gibi, bu tercihi cesurca
yapan kadınları, o çok gümbürtüyle savundukları "kadın hakları" senfonisi
eşliğinde aşağılıyorlar!
Başörtülü kadınların tamamen özgür, hakperest ve onurlu seçimleri olan
tesettürü, kimse yok sayma gafletinde bulunmamalı! Toplumumuzun genlerine
işlemiş olan İslam inancının "olmazsa olmaz" belirteci olan tesettür ortadan
kaldırılamaz. Fıtrattan gelen ve imanla beslenen bu seçim, yasaklamalarla da
caydırılamaz. Bunun en büyük ispatı da neredeyse bir asra yakın süren
tesettürü yasaklama girişimlerinin, yine kadınlarımızın kahir ekseriyetinin
tercihleriyle sonuçsuz kalmasıdır. Hala örtünmeye karar veren, eğitimli,
bilinçli, dirayetli ve sabırlı kadınlarımız var. Baskılara rağmen Rablerinin
emrine uymakta direnenler var ve var olacaktır!
Ne tür baskı olursa olsun, imanın direnişi ile karşılaşacak ve fıtratın
süzgecinden geçmeyen yasaklar bertaraf olacaktır. Çünkü iman tabiidir, tabii
olan uygulamaları yaşatır! Zorlama, ısmarlama yasaklarla insan hayatı
şekillendirilemez. Bu yüzden çalışan kadınlar, tesettürü tercihleri yüzünden
toplumdan dışlanamazlar. Kimse imanlı ve çalışan kadından "görünmez
olmasını" da isteyemez.
Laik taifenin hangi dürtülerle, Müslüman kadınları görünmez kılmak
istediklerini az çok anlayabiliriz. Ama ya Müslümanların aynı gözede buluşan
tavırlarına ne demeli? Müslüman kadın ve erkeği, birbirlerinin velisi olarak
gören Kur'an anlayışının bu sonucu getirdiğini kimse iddia edemez.
Tesettürlü kadın bu tercihi yüzünden toplum nezdinde dışlanıyorken, mümin
erkeklerin seyirci kalması ya da bu meşum koroya dâhil olması büyük
zulümdür!
Özellikle kutsal bir meslek olan öğretmenliği icra etmede önlerine
çıkarılan yasaklarla tesettürü tercih eden kadınlar cezalandırılıyorlar. Bu
yasakların ne derece adaletsiz, boş ve saçma olduğu ne zaman anlaşılacak da,
basiretli davranışlar gösterilecektir acaba? Sırf kalbindeki imanın bir
belirteci olan başörtüsünü takıyor diye, tesettürlü kadınlarımız neden
dolayı cezalandırılıyor? İman etmek suç mu? Ya imanının göstergelerini
üzerinde taşımak?
Toplumumuzun hızla dejenere olduğu, ahlaki ilkelerin yerle bir olduğu böyle
hassas bir dönemde, belki de toplumu felaha çıkaracak, adaletli şahsiyetler
yetiştirecek, hakka evrilmede muharrik unsur olacak tesettürlü kadınlar
neden görmezden geliniyor?
Toplumun topyekûn intihara doğru gittiği, gençliğin zıvanadan çıkarak
sapkınlıklara düşmüş olması, ailenin gümbürtüyle çökmesi hep, toplumdan
"imanın dışlanmaya" çalışılmasının sonucu değil midir?
Bütün bu gerçekler görmezden gelinemez. Hala, halkın yüzde 99'nun Müslüman
olan bir ülke olduğumuzda ısrar ediyorsak, imanın ve imanlı kadınların
önündeki yasakları kaldırmalıyız. Bu hengâme içinde onuruyla, imanıyla
çalışıp, üretken olmak isteyen kadınlara "gidin evlerinizde oturun!"
dayatmasında bulunulamaz! Hem gerçekçi olmaz, hem de sorunları sürekli
öteleterek bir yere varamayız.
Toplum olarak batmak istemiyorsak öz temellerimizle barışmalı, tüm
yasakları kaldırmalıyız ki, insanımız kendini ifade edebilsin. Üretebilsin,
dinamik ve gelişen bir toplum olabilsin! Bunun tek çaresi anlamsız ve
adaletsiz yasakların kalkmasıdır. Özellikle başörtüsü yasağı. Bundan
kazançlı olarak çıkacak olan yine halkımızdır, Milletimizdir!  Ayrıca hiç
kimse biz mümine kadınlardan "görünmez olmamızı" isteme hakkına sahip
değildir!

 
Şükran Taşdelen
Bu yazı 108 kez okundu.


Yorum Yaz

İsim :

Yorum: