| GÜNEŞ YENİDEN DOĞUYOR |
| Mübarek Ramazan ile şereflendik bir kez daha… Güneşin doğuşu gibi aydınlık bir umutla sararmış ve solmuş ancak suyunu bekleyen çiçek gibi yeniden bir dirilişle, geçmişte erteleyip şimdi hedeflediğimiz mukaddes cihada kavuştuk… Bir daha görebilecek miydik? Rahmetini dalgalana denize, uçan kuşlara, esen rüzgâra yükleyenin lutfunu ikramını ve suya serinlik bahşeden şefkatini… Kimi koşarak, kimi geçmişinden sıyrılarak, baharın hep yanında olmasını arzulayıp, yetişmeye çalıştı bu kutlu misafire… Kimi konuğunu en güzeliyle ağırlamanın sevincini yaşarken, kimi de arzularını gerçekleştiremeden göçtü ebediyete…
Kör düğümlerin çözülmesi görmeyen gözlerin açılması ve yeniden doğuşun vesilesidir Ramazan… Belki günahlarla geçirdik geçen yıllarımızı… Belki de bencilliğin zorlu yokuşlarını tırmanırken, başkalarına ufacık bir kırıntıyı çok gördük. Tıka basa midelerimizi doldururken, hiç düşünmedik, körleşip azgınlaşacağımızı… Hep konuştuk, sükûneti unutup… Ve ebedi yaşayacakmış gibi dünyaya çalışmaktan yorulduk. Ancak rahmet ve bereket dolu, riyasız bir ibadetin bahşedilişi bizlere, Hz. Meryem’in sükûnetini öğretti. Bu vesile ile günahlardan arınıp yepyeni sayfalar açtık. Peygamberimiz(s.a.v)’i gece vakti dışarı çıkaran ve sahabelerin de “ Ey Muhammed! Seni bu vakitte dışarı çıkaran şey bizi de çıkarmıştır!” dediği açlığı, kor ateşiyle kavrulan uzak bir beldenin sıcaklığını fark edercesine hissettik. Bir nida ile yeme içmeyi bırakıp, aynı nida ile sonsuz kerem sahibinin bahşettiklerinden yararlanırken, üzerimizde yakılan bir ışığın karanlığında kalmaktan sakındırdık kendimizi ve aynı mecliste toplanıp her duaya “ âmin” dedik, en çok acizliğimizi fark ederek… Dini en güzel yaşama fırsatı olan oruç ile zırh giydirdik bedenlerimize. Gözü harama ilişmesinden, dili gıybet ile meşgul olmasından ve kulağı haram olanı duymaktan koruyup zırhın delinmesinden korktuk. Güçlü insanın öfke anında nefsine galip gelen olduğunu öğrendik. Peygamberimiz (s.a.v)’den, hoşumuza gitmeyen bir durumla karşılaştığımızda gönül kırmak yerine “ ben oruçluyum” demekle yetindik. Allah(c.c)’ın insanlara olan sonsuz sevgisinin bir işaretidir Kur’an. Böyle bir ayın huzurunu yaşarken ilk vahyini gönderdi Allah(c.c). Bin aydan hayırlı Kadir gecesinde emanetini (Kur’an) kaldırabilecek kullarına teslim etti en sevgili vesilesiyle… Bu geceyi kulların affına vesile kıldı. Allah’ın(c.c) “Ramazan ayı insanlar için hidayet olan Allah’ın doğru yolunu ve hak ile batılı ayıran apaçık delilleri içeren Kur’anın indirildiği aydır.” Bakara–185 müjdesini verdi, gönlünü saf duygularıyla açmış olanlara… En güzel duaları dudaklarına değdirenleri bir gecenin bir ömre bedel olduğu bu günde karşılıksız bırakmadı… Çünkü bu günü Ramazan’ın kalbi kıldı… İrade eğitimidir oruç… Nefis terbiyesidir. Tepeden tırnağa arınıp melek gibi olmaktır… Allah’a bağlılık konusunda hangi noktada olduğumuzu sorgulamaktır… Hüzünle ayrılıyoruz misafirden… Tüm parlaklığıyla doğan güneşi yeniden batarken uğurluyoruz. Ancak çok güçlüyüz artık… Melekleşmemenin mümkün olmadığı bu aydan sonra kutsal vazifelerimizi yerine getirmek üzere ilham aldık ve yeniden doğuşun sevincini paylaştık bayramlarda. En içten kucaklarımızı açıp “ kardeşim” diyebildik sevdiklerimize. En güzel bayram, Ramazan ayını en güzeliyle değerlendirene olması dileğiyle… |
| Saliha Kübra Yıldız |
| Bu yazı 105 kez okundu. |
| Yorumlar |
| duygu demir Yazdı: çok güzel anlamlı çok begendim |
| Yorumlar |
| ipek Yazdı: yazınızı çok beğendim.ALLAH daim eylesin... |
| Yorumlar |
| Er-Ruhadan Yazdı: sevgili kardeşim, yazılarınız çok içten. inşaalah Rabbimimizin yolunda nice güzel esere imzanızı atarsınız. |
Tefekkür Dergisi