Navigation


Tarih: 21 Ağustos 2008 Perşembe



Hacc
Hacc
 



 



Tatlı bir telaş, büyük bir heyecan yürekleri huşu içinde çarptırmakta  
Âlemlerin Rabbine olan yöneliş ve teveccühle kullar, O nun her şeyden önce
gelen hakkını eda etmek için kutlu yolculuğa hazırlandılar. Bu satırları
okuduğunuzda, son kafileler varacakları menzile, Kâbe ye varmış, orada tavaf
edip evrensel koroya dâhil olmuş olacaklar.
Arkalarında tüm sevdiklerini bırakıp, en Sevgiliye varacak, müebbet
yolculuğun imanlı mümessilleri  Dönüş her daim O nadır, lakin bunun
ayırdında olmayanlar, gaflet içinde dünya hayatlarını çarçur edecekler. Bir
türlü huzura kavuşamadan, dünyanın ve ahiretin farkında olmadan göçüp
gidecekler belki de
Oysaki hayatın da ölümün de Rabbi olan Allah(c.c) tüm insanlığa son mesajı
olan Kur anı son kutlu peygamberle gönderdikten sonra, hak ile batıl,
hakikat ile yalan, sanal görüntü ile gerçek birbirinden tamamen ayrılmıştı!
Ahiretin tarlası olan dünyayı, öteleri kazanmak için azık bilmeliydi insan.
Büyük ve son davetin üzerinden 14 asırlık bir zaman geldi geçti. O günden
daha fazla son güne, din gününe( kıyamet) yakınlaştık! Her an başımıza
kopmasından korktuğumuz kıyamet belki kapımızda  Kimileri küresel kıyamet
senaryolarıyla ve reenkarnasyon safsatalarıyla, asıl kıyamete olan bilinci
zayıflatmaya çalışsalar da, olan ve olacak olan bunu (din gününü)
gösteriyor. Dünya hayatlarını kaybedecekleri korkusu nice imansız gönülleri
çölleştirmiş, asıl gidilecek son mekânı hatırlamaz olmuşlar! Her yıl
evrensel koronun bir araya gelip zikretmesine şahit oldukları halde, asıl
güne hazırlanmaktan hala gaflet içinde kaçıyor insanoğlu. Sonsuzluğun
müebbet yolcusu, ebedi yolculuğundan kaçıyor!
İnsanın kaçışı bir şey mi değiştirecek? Gelmesi kesin olan gün mü
ertelenecek? Hayır! Bu muhaldir! Ancak ne acıdır ki, hala düşünmekten,
tefekkür edip Rabbine varmaktan uzak insanlık! Göstergesi mi? İşte dünyanın
her yöresinde Müslüman avcılığı yapanlar! İşte Filistin de, Çeçenistan,
Pakistan, Irak, Afganistan daki zulümler ve Müslümanların katledilmelerini
batıl dinlerinin ibadeti olarak gören kana susamış vampirler
İnsanoğlu İslam ın diriltici soluğuna, adaletine ne kadar muhtaç! Heyhat!
Bir o kadar da görmezden gelip ortadan kaldırmak için ne katliamlar yapıyor!
Kısmen Müslümanları sindirmiş olduklarını görüp de seviniyorlar akıllarınca  
Ama Hac mevsimi gelip çattığında tüm İslam düşmanı Şeytan taifesinin
hafakanları, kâbusları ve korkuları en acıklı bir şekilde tekrar uyanıyor!
Ne İslam dini ortadan kalkmıştır, ne de Müslümanların Rablerine yönelişleri
bitmiştir!
Her yıl mütemadiyen Rabbiyle olan sözleşmesini yenilemek üzere kutsal
mekânlara ve kutsal menasike koşan Müslümanlar dünyanın umududurlar! Tüm
acımasızca katliamlara, dışlanmışlıklara ve iftiralara rağmen bu böyledir.
Dünya, gün gelecek Müslümanların önderliğinde yeryüzünde Allah ın
hâkimiyetine şahit olacak! İlahi müjde böyle, sünnetullah böyle vukua
geliyor!
Yeter ki mümin Rabbiyle yaptığı ahdi unutmasın! Yeter ki denge ümmet
olduğunu ve dünyanın mümin insanlara ne kadar muhtaç olduğunu hatırlasın!
Üzerine düşen vazifeden firar etmeden, tebliğini ve hayatıyla örnek olmayı
bilinçli olarak yerine getirsin! Fıtratı bozulmamış her insan, bu ilahi
daveti duyar duymaz tabi olacaktır. İnsanlığın muhtaç olduğu soluğu onlara
götürecek müminler oldukça, davete icabet edenler de artacaktır!
Kimi hacılarımız, haccettikten sonra artık dünyadan da meşgalesinden de el
etek çekip bir köşede inzivaya çekilebileceklerini zannediyorlar. Ne
münasebet! Asıl haccettikten sonra


göreviniz başlıyor! Siz ey hacılar! Siz daha dünyada iken mahşeri görüp
teneffüs ettiniz! Bu ayrıcalığa mazhar oldunuz! Ahiretten ve geleceğinden
şüphede olanları, yaşadığınız dünyevi mahşer tecrübeyle uyaracaksınız!
“Dünyanın temsili mahşeri, bu denli şiddetli ve sıkıntılıyken acep gerçeği
nasıl ola ki?”diye düşündürteceksiniz.
Asıl vazife hac dönüşü başlamaktadır ki, mümin hacıların bunu idrak
etmesiyle insanlığın hakikat sancısı son bulacak, adalet ikame olacaktır.
Görevini hakkıyla ifa edenler ise Rablerinin sonsuz teveccühüne mazhar
olacak, ebedi mutluluk diyarına terfi edeceklerdir!
İnsanın çırpınışları niçindir? İster Rabbini bulmuş olsun, ister ilahi
hükümleri göz ardı etsin dönüş Allah adır. Ölümün tüm gerçekliği, soğuk
yüzü, tüm zevkleri acılaştıran düşüncesi, hep bu ilahi hakikate atıf değil
midir? Dolayısıyla da insanda hesap- kitap düşüncesini idrak ettirmesi için
bir nevi “ölmeden önce, ölme yolculuğu” olan hac menasiki, Rabbani bir
üslupla insana talim ettiriliyor. Ki uzak gibi gelen ahiret hayatından
gaflete düşmesin insan. Hazırlığını yapmakta gevşekliğe düşmesin. Yapması
gerekenleri hemen yapsın, yapmaması gerekenlerden hemen el çeksin! Tevbeyi
geciktirmesin. Kul hakkını yemesin ve diğer ilahi hükümler
Hac mevsimi bambaşka diyarlardan soluklar taşır! Bu dünyada yaşanan, ama
ötelere ait soluklar  Ebediliğin pınarından sulanmaktır hac. Haccetmekle
Rabbini hayatının tam ortasına yerleştirip, tavaf etmektir. Hayatın amacını
ve Rabbin sonsuz rahmetinin farkına varmaktır. Hayatımız, Rabbimizin ilahi
emirlerinin etrafında tavaf etmelidir. Ancak böylece dünyanın ve ahiretin
gerçeğine vukuf olabiliriz.
Tüm hacılarımıza kabul edilmiş HACC nasip olsun diyorum. Dualarında ümmetin
çetrefilleşmiş sorunlarına çözümü lütfetsin diye Rabbimize yalvarıp
yakarmayı ve bu kutsal dualarda bizleri de unutmamalarını istirham ediyorum!
Allah(c.c) haccınızı kabul etsin!

 
Şeyda Hekimoğlu
Bu yazı 170 kez okundu.


Yorum Yaz

İsim :

Yorum: