Navigation


Tarih: 19 Kasım 2008 Çarşamba



HAKİKATİ GÖRMEK GEREK!
HAKİKATİ GÖRMEK GEREK!
 

Cahiliye döneminde kız çocuklarına değer verilmez, diri diri toprağa gömerlerdi. Bu acıyı hepimiz biliyoruz. Cahilliklerinden dolayı o döneme cahiliye dönemi denmiştir. Gerçekten cahillik zor ve başa bela bir şeydir. Her yerde karşımıza çıkar. Peki, şimdi de yok mu cahiller? Yok mu cahiliye dönemini aklımıza getirenler? Olmaz olur mu? Mutlaka bir yerden huzur bozmak için çabalayanlar olacaktır.



            Belki şu an şu dönemde kız çocukları diri diri toprağa gömülmüyor. Ama İslami bir hayattan uzak yetiştirilen kızlar diri diri toprağa gömülen kızlar gibidir. Allah’ı tanıyıp seven ilkelerini samimi bir şekilde yaşamak isteyen insanlar büyük zorluklarla karşılaşmaktadırlar.



Şu anda neden kılık kıyafetimize karışıyorlar ve neden Allah’ın ilkelerini yaşamayı örümcek kafalılığa, geri kafalılığa benzetiyorlar? Neden yeni bir peygamber mi geldi diyorlar? Onlar bilmiyorlar mı son Peygamberin kim olduğunu ve ona neden son peygamber denildiğini? Bilemezler tabi bilmek isteseler Allah onların kalplerini gönüllerini açar.



             Simsiyah kalplerini, taş gibi katı olan merhamet nedir bilmeyen yüreklerini neden Allah’ın ayetlerine kaparlar? Neden yaratanı tanımak, O’na şükretmek akıllarına gelmez. O kadar güzel nimetleri veren Rabbimize şükretmek dururken isyan etmek neden itaat etmenin yerini almaktadır. Geçenlerde arkadaşın biri sınıfa ayakkabı katalogu getirmişti. Ayakkabıyı mı reklâm ediyorlar, kendilerini mi belli değil. İşte bu şekilde cahilliklerini ortaya koyuyorlar. Sözüm ona “Müslüman mısın?” diye bir soru sorsak çoğu insan buna “evet” diye bir karşılık verir. Bu mudur Müslümanlık? Siz Müslümanlığı böyle mi tanımlıyorsunuz? Sizin için Müslümanlık cansız mankenlere çıplak kıyafet giydirip rafa koymak mı? Bikiniyle, mayoyla denize girmek, hep boş zamanını kötü şeylere harcamak, içki içip Allah’a isyan etmek mi? Hiçbir işine Allah’ı karıştırmamak mı? Müslüman olmanın bedelini ödemek gerekir. Müslümanım deyip de müslümanca yaşamamak yalan söylemekten başka bir şey değildir. O zaman yalan söylemeyin Müslümanım deyin teslim olun.



             Müslüman Allah’a kafa tutmaz, şeytanın dostu olmaz ve her işine Allah’ı karıştırır.



Saçını mı açıyorsun? Okulda kolunu, eteğini mi katlıyorsun? Çorabını aşağıya mı indiriyorsun? Peki niye? Diye sorduğumuz soruya “ e sıcak, böyle yapınca pis duruyor v.s..  v.s” diye cevaplar alırız. Peki, bu cevabı veren kişi cehennemin daha sıcak, şeytanın dostu olmanın çok daha kötü ve çok daha pis bir şey olduğunu hala bilmiyor mu? Allah’ın haram kıldığı yerlerini açanlar, ergenlik çağına ulaşmalarına rağmen namaza başlamayanlar, ben Müslümanım deyip kalpten teslim olmayanlar, Allah’ın gazabından korkmayanlar; işte onlar Allah’a kafa tutanlardır. “Allah’ım sen kapan mı diyorsun ben açılırım, sen namaz mı kıl diyorsun unutkanlığa vururum, şeytana uymayın mı diyorsun öyle bir de uyarım ki” diyerek ta doğrusu hareketleriyle anlatarak Allah’a kafa tutuyorlar. Tutun bakalım Azrail size acıklı bir azapla geldiği zaman, kabir azabını çektiğiniz zaman “ keşke toprak olsaydım” diyeceksiniz.



            Allah, Nebe süresi 40. ayette buyuruyor ki: “Çünkü biz size yakın bir azabı ihtar ettik;                                                                      o günkü kişi ellerinin ne gönderdiğine bakacak ve kâfir diyecek ki “ Ah ne olaydı ben toprak olaydım.” Ama o zaman iş işten geçmiş olacak. İşte her şey küçükken başlar, küçüklükten gelir. Boşuna mı atalarımız “Ağaç yaşken eğilir” demiş. Yaşken eğilmediyse kişide benlik duygusu geliştiği zaman doğruları kolayca reddeder ve Allah’a isyan eder ve yine Allah bu konuyla ilgili bir ayetinde: “Görmedin mi o insan, biz onu bir nütfeden yarattık da şimdi o çeneli bir çekişken kesildi?” diye buyuruyor.



            Yine geçenler de eve gelirken İslam’dan zerre kadar almamış iki genç gördüm. Gerçekten de almadıkları ne kadar da açık seçikti. Batı kültürünü yaşıyorlar ve yine İslam’dan zerre almamış insanlara özeniyorlar. Hani nasıl ki bir çamurlu suya ya da iğrendiğimiz sulardan birine bir taş atıldığında üzerimize sıçrar, sıçramasa bile kokusu siner ya, işte aynen öyle. Küfürde böyledir mutlaka bir yerden bulaşır. Tabii İmanı sağlam olan kişiye bunlar işlemez. Allah hepimizi İmanı sağlam olan kişilerden eylesin ( âmin) Allah’a emanet olun…



                                                                         Saadet İPEKÇİ

 
Okuyucu Köşesi
Bu yazı 50 kez okundu.


Yorum Yaz

İsim :

Yorum:



Yorumlar
dergi kurulu Yazdı:
yeterli olgunluğa ulaştığında yer alacaktır. öneriniz için teşekkürler.bazı şeyler zaman, emek ve olgunluk ister değil mi? bunları hafife almak doğru değildir. sonuçta İslami konuların tebliği yapılıyor.yazarımız için önemli olan bütün imkanlarını kullanıp kendini geliştirmesidir.
dergi kurulu
 
Yorumlar
sevil Yazdı:
neden yazarın ismi yazarların içinde yok oda sonuçta bir yazar bence ayrımcılık yapmanız çok yanlış ama ben yine de derginizi beğeniyorum ve aboneyim bence ismini yazmanız lazım çok başarılı yazmış tebrikler selamün aleyküm