Navigation


Tarih: 18 Kasım 2008 Salı



HAYATI SORGULAMAK
HAYATI SORGULAMAK
 

Hayat…



            Hayat nedir bilir misin? Belki ben de bilmiyorum ama payıma susmak düşmemeliydi diye yazıyorum… Ya da yaşayarak anlamaya çalışmak hayatı… Hayatın olmazsa olmaz zorluklarını yaşayarak, aşılmaz dağlarını tırmanarak yaşamaya çalışsak bile, ne olduğunu anlayamadan yaşamak zorunda hissederiz kendimizi… Ama bence her şeye bir virgül atıp biraz duraklamalı ve sorgulamalı hayatı…



Bilmem sizin de hiç dikkatinizi çekti mi? Haccda yapılan bütün ibadetler birer koşuşturma gibidir. Tavaf, say, şeytan taşlama v.s.hepsi güç harcayarak yapılan ibadetlerdir. Fakat bir şey var ki, diğerlerinden farklı olarak ve üstelik o yapılmadan haccınız mebrur olmuyor. Vakfe… Evet vakfe; Arafat ve Müzdelife vakfesi… Orada sadece duruyorsunuz. Ama ne duruş… Anlamı keşfedebilene ondan sonraki yaşamında, hayata karşı duruşunu belirleyen bir duruş… Hayatının akışını değiştirecek bir duruştur vakfe…



Haccın diğer rükünlerinden farklıdır vakfe. Demek ki her şey koşuşturarak olmuyor. Bizim de hayatımızda böyle vakfelere ihtiyaç var. Durup sorgulamalıyız hayatımızı, kendimizi ve sorgulanması gerekenleri… Bunun için doğru sorular sormalıyız kendimize. Çünkü sorular olmasaydı cevaplar da olmayacaktı. Kuru bir sorgulamadan ibaret olmamalı bu; çözümünü umarak analitik düşünerek ve kalıcı bir çözüm temenni ederek gerçekleştirmeliyiz bu sorgulamayı… Velhasıl, bir bitki, bir hayvan ya da en kötüsü cansız ve ruhsuz bir şey olmadığımızı idrak etmeliyiz. Sorumluluğumuzu ve değerimizi anlamalıyız. Bize verilen potansiyelin ve gücün farkında olmalıyız.



Kendi değerlerimizi kendimiz yerle yeksan etmemeliyiz. Omuzlarımızdaki basite indirgenemeyecek kadar ağır olan yükümüzü anlamalıyız. Ve tüm bunların yanında nankörlüğümüzü anlamalı dahası fehmetmeliyiz. ( anlamakla fehmetmek aynı şey değildir. Bir büyüğümün ifadesiyle fehmetmek sindirmek, hazmetmektir)Emanetimize her ne kadar sahip çıkamasak da elimizden geldiği kadarıyla (belki de daha fazlasıyla) bu yolda çaba harcamalıyız, mücadele etmeliyiz yani. Çünkü bizden niye zafer kazanmadığımız değil niçin mücadele etmediğimiz sorulacak. Mücadelemizin oranı sorulacaktır…



Ve sorgulamak demiştik; kimimiz geç de olsa anlarız hatamızı ve döneriz. Kimimiz bu sorgulamayı yapması gerektiğini düşünür ama üşenip yapmaz. Kimimiz ise (belki de çoğumuz) cehaletin kör kuyularında çıkamayarak bir sorgulamanın elzem olduğunu bile düşünmeden helak olur gider ve ORADA sorgulanır. Hangilerinden olmayı isteriz? Ve acaba hangi fırkadanız? Şu anda azlardan mı, çoklardan mı? Bir an kendimizi soyutlayıp her şeyden, yaptıklarımıza, yapacaklarımıza ve yapmakta olduklarımıza bakmalıyız. Tüm bunları yaparken tarafsız bir zihniyetle yapmalıyız ki, ancak o zaman doğru kararlar ve verimli sonuçlar alabiliriz. Ve değişmesi gerekenleri anlayabiliriz. Değiştirmemiz gereken yönlerimiz ve terk etmemiz gereken kötü alışkanlıklarımız, bir müslümandan önce bir insana yakışmayacak hareketlerimizi bulmalı, yerine güzel huy ve alışkanlıkları, olması gereken tavırları yerleştirmeliyiz.



Hülasa artık sudan da hızlı geçen ömrümüze Rabbimizin mizanını yerleştirelim İnşallah… Hayatın bu monoton ve keşmekeş tavırlarından sıyrılıp uzlete, inzivaya çekilmeliyiz. Kendimizi bile almamalıyız Hira’mıza. Ve baş başa Rabbimizle… Sonra Cebrail’i bekleyeceğiz belki, ama peygamber olmadığımızı hatırlayacağız. Ama Cebrail’imizin gelmesi için peygamber olmamız gerekmiyor. Bize de gelmiştir Cebrail bir şekilde, bu belki başımıza gelen etkileyici bir olay, bir yakınımızın ölümü ya da en korkuncu iki günümüzün aynı geçmesi ve ziyan… Velhasıl bir şekilde gelmiştir Cebrail. Bulmalıyız Cebrail’imizi ve okumalıyız “ikra”yı… Bazı şeyleri değiştiremezsek bile oluruna bırakmalı, belki de böyle değişecektir ya da en azından kabullenmiş oluruz değiştiremeyeceğimiz şeyleri… Tüm bunlar için doğru bir sorgulama gerekli ve yeterli…



“Allah’ım! Değişebilecek şeyleri değiştirebilmemiz için bize güç ver! Değişmeyecek şeyleri kabullenebilmemiz için sabır ver. Ve bu ikisini birbirinden ayırt etmek için akıl ver” Âmin…

 
Okuyucu Köşesi
Bu yazı 90 kez okundu.


Yorum Yaz

İsim :

Yorum:



Yorumlar
meryem Yazdı:
Hayatı her daim sorgulayıp kendimizi muhasebeye çekmeliyiz yazının buna vesile olması dilegiyle.selamlar.
 
Yorumlar
fatma altundağ Yazdı:
selam fatma hanım yüraginize sağlık başaraılarınızın devamını dilerim dualarla.