HAYATIN RENKLERİ
| HAYATIN RENKLERİ |
| |
Bir ilkbahar ayının o yanıltıcı sıcağı vardı. Biraz arayla gökyüzünün o açık rengini bir karabulut kapatmıştı. Ve gökyüzünden boşalırcasına yağmur yağıyordu. Yoldan geçen insanlar, bir koşturma içinde eve koşuyorlardı. Ve biraz ilerledikten sonra tanıdık olan 14 yaşındaki gencin okuldan eve koşuyorlardı. Elinde şemsiyesi yoktu. Demek ki baharın sıcağı da onu kandırmıştı. Gencin anne babası mütevazı bir hayat sürdürüyordu. Hayatın zorluğu annesini de çalıştırmıştı. Annesinin tek amacı çocuklarının okuması ve bir yerlere gelmesiydi. O genç yağmurun altında yürürken attığı adımların bir amacı vardı. Anne, babasının hayallerini boşa çıkartmayacaktı. Onun için okuldan eve evden okula bir hayat vardı. Yaşıtları keyiflerine baktığında o ise sadece derslerini düşünüyordu. Kendi azmiyle Anadolu Lisesini kazanmıştı. Aile öyle terbiyeyle donatmıştır ki konuşurken bile gözlerini kaçırırdı. Gerekenden başka hiçbir şeyi kafasına göre yapmıyordu. Eve vardığında annesi çalıştığından dolayı sobayı kendi yakacaktı. Hayatın koyu rengi ona bakıyordu. Daha sonra çocuğu almak için okula gittim. Gencin annesi de işten çıkarak küçük oğlunu almaya gelmişti. Yolda oğlunun yağmurun altında sırılsıklam ıslandığını ve eve gittiğini söyledim. Anne yüreği "keşke köşelere sığınsaydı" dedi. Oğlumun üstündeki ceketi daha yeni temizletmeye verdim. "Gitti güzelim ceket" diyerek hayıflandı. "Yağan yağmur o ceketi eski haline getirdi" dedi. Çünkü kazanılan para kolay kazanılmıyordu. Daha sonra ilerde bir zekâ özürlü çocuğu okula getirmek için servis arabası gelmişti. Çocuk şoförü görünce elindeki büyük taşla kollarını iki yana açarak genzinden gelen bir sesle mıttı mıttı okul mıttı. Tatil oldu git yürü git diyerek adama kendi diliyle sesleniyordu. Adam şaşırmıştı çocuğun sözlerine ve elindeki o taşı görünce arabasına atacağını düşündü. Çocuğun annesi "onu okula götür" diye sesleniyordu. Ve uzun bir çabayla çocuğu okula götürdü. O masum yüzlü çocuk hayattan habersizdi. Çünkü kromozomları fazla olarak dünyaya gelmişti. Belki gittiği okul onu bıktırmıştı. O kendi kafasında okulu bitirip tatil ettirmişti. Karşısındakine inandırmak edasıyla "bitti bitti okul bitti" diyordu. "Git yürü git yürü" demişti. O hayatın renkli yüzlerinden biriydi. Hayatın bir yasası vardı. Hiç kimse doğmadan önce nasıl doğacaklarına karışmazdı. Nasıl şartlarda yaşamlarına karar veremezdi. Yoksa hayatın renkliliği nerde kalırdı. Bana niye yokuşlu yollar çıkıyor. Düz yolda yürümek isterim. Hayatın renkleri beni yoruyor, Hayatın içinde kaybolmak isterim.
|
| |
| Okuyucu Köşesi |
| Bu yazı 88 kez okundu.
|