Navigation


Tarih: 07 Ekim 2008 Salı



HAYATIN RENKLERİ
HAYATIN RENKLERİ
 

Bir ilkbahar ayının o yanıltıcı sıcağı vardı. Biraz arayla gökyüzünün o açık

rengini bir karabulut kapatmıştı. Ve gökyüzünden boşalırcasına yağmur
yağıyordu. Yoldan geçen insanlar, bir koşturma içinde eve koşuyorlardı. Ve
biraz ilerledikten sonra tanıdık olan 14 yaşındaki gencin okuldan eve
koşuyorlardı. Elinde şemsiyesi yoktu. Demek ki baharın sıcağı da onu
kandırmıştı. Gencin anne babası mütevazı bir hayat sürdürüyordu. Hayatın
zorluğu annesini de çalıştırmıştı. Annesinin tek amacı çocuklarının okuması
ve bir yerlere gelmesiydi.
O genç yağmurun altında yürürken attığı adımların bir amacı vardı. Anne,
babasının hayallerini boşa çıkartmayacaktı. Onun için okuldan eve evden
okula bir hayat vardı. Yaşıtları keyiflerine baktığında o ise sadece
derslerini düşünüyordu. Kendi azmiyle Anadolu Lisesini kazanmıştı. Aile öyle

terbiyeyle donatmıştır ki konuşurken bile gözlerini kaçırırdı. Gerekenden
başka hiçbir şeyi kafasına göre yapmıyordu. Eve vardığında annesi
çalıştığından dolayı sobayı kendi yakacaktı. Hayatın koyu rengi ona
bakıyordu.
Daha sonra çocuğu almak için okula gittim. Gencin annesi de işten çıkarak
küçük oğlunu almaya gelmişti. Yolda oğlunun yağmurun altında sırılsıklam
ıslandığını ve eve gittiğini söyledim. Anne yüreği "keşke köşelere
sığınsaydı" dedi. Oğlumun üstündeki ceketi daha yeni temizletmeye verdim.
"Gitti güzelim ceket" diyerek hayıflandı.
"Yağan yağmur o ceketi eski haline getirdi" dedi. Çünkü kazanılan para kolay

kazanılmıyordu. Daha sonra ilerde bir zekâ özürlü çocuğu okula getirmek için

servis arabası gelmişti. Çocuk şoförü görünce elindeki büyük taşla kollarını

iki yana açarak genzinden gelen bir sesle mıttı mıttı okul mıttı. Tatil oldu

git yürü git diyerek adama kendi diliyle sesleniyordu. Adam şaşırmıştı
çocuğun sözlerine ve elindeki o taşı görünce arabasına atacağını düşündü.
Çocuğun annesi "onu okula götür" diye sesleniyordu. Ve uzun bir çabayla
çocuğu okula götürdü.
O masum yüzlü çocuk hayattan habersizdi. Çünkü kromozomları fazla olarak
dünyaya gelmişti. Belki gittiği okul onu bıktırmıştı. O kendi kafasında
okulu bitirip tatil ettirmişti. Karşısındakine inandırmak edasıyla "bitti
bitti okul bitti" diyordu. "Git yürü git yürü" demişti.
O hayatın renkli yüzlerinden biriydi.
Hayatın bir yasası vardı. Hiç kimse doğmadan önce nasıl doğacaklarına
karışmazdı. Nasıl şartlarda yaşamlarına karar veremezdi. Yoksa hayatın
renkliliği nerde kalırdı.

            Bana niye yokuşlu yollar çıkıyor.
Düz yolda yürümek isterim.
Hayatın renkleri beni yoruyor,
Hayatın içinde kaybolmak isterim.

 

 
Okuyucu Köşesi
Bu yazı 88 kez okundu.


Yorum Yaz

İsim :

Yorum: