Navigation


Tarih: 07 Eylül 2008 Pazar



HAYATIN ŞAHİTLERİ
HAYATIN ŞAHİTLERİ
 

DÖRDÜNCÜ İMAM, İMAM ZEYNEL ABİDİN( İmam seccad)



 



“Allah yolunda öldürülenleri, ölüler sanma. Hayır, onlar diridirler. Rabbleri katında rızıklanmaktadırlar. Allah’ın keremiyle kendilerine verdiklerine sevinçli olarak, arkalarından henüz (şehit) olup kendilerine yetişemeyenlere de korku olmadığı, onların da üzüntüye uğramayacakları müjdesiyle sevinmektedirler.” Al-i İmran- 169–170



            Şehit olmak, Allah için canını vermek büyük bir derecedir. Şehitler hem Allah’ın övgüsünü ve hem de Hz. Muhammed’in sevgisini kazanan bahtiyar insanlardır.



            İşte onlardan biri İmam Zeynel Abidin’dir. Peki, kimdir bu insan? Hz. Fatıma ve eşi Hz. Ali’nin oğlu olan Kerbela’da şehid olan İmam Hüseyin’in oğludur. En çok bilinen lakabı Zeynel Abidin( abidlerin ziyneti) ve imam Seccad (çok fazla secde eden)dir. Yani sadece ibadet zamanında değil, hayatın diğer zamanlarında da, duygularında, düşüncelerinde ve eylemlerinde Allah’a boyun eğen, buyruklarından dışarı çıkmayan demektir. Seyyid’üs Sacidin( secde edenlerin ulusu) ve Zü’s Sefenat) diğer lakaplarıdır.



            61. Hicri yılı Muharrem ayında babası İmam Hüseyin’in şehit edilişi sırasında, Kerbelâ da bulunmuş ve Kerbelâ kıyamından sonra İmam olarak Ehl-i Beyt’in diğer efradı ile birlikte esir edilerek önce Kufe’ye, oradan Şam’a götürülmüştür. Bu yolculuk esnasında esirlerin sığınağı olarak onca acılara, musibetlere göğüs germiş olan Zeynel Abidin (r.a), çocuk yaşta iken Kerbelâ’daki olaylara şahit olmuştur.



            İmam Zeynel Abidin, son derece iyi yürekli, sakin yaratılışlı idi. İlim sahasında ise erişilmez bir derecesi vardı. Hayatını iyilikler yapmak, okumak ve ibadetle geçirmiştir.



Babası Hz. Hüseyin şehit edildikten sonra, Ehl-i Beytin başında onun kanlı şehadetinin mesajını iletmek görevini üstlenmişti. Kerbelâ faciası ve musibeti o kadar büyük ve yakıcı idi ki, o hadiseye bizzat tanık olanlar, yaşadıkları sürece onun acısını unutamadılar. Zeynel Abidin de bunlardan biriydi ve sık sık Kerbelâ hadisesini hatırlar ve kendini tutamaz uzun uzun ağlardı. Böyle kendisini harap edercesine ağlamamasını söyleyenlere şu cevabı verirdi;



“Hz. Yakup, on iki oğlundan birini kaybedince ağlamaktan gözleri ama olmuştur, üzüntüsünün etkisiyle beli bükülmüştü. Hâlbuki kaybolan oğlu Hz. Yusuf sağ idi. Ben ise “Ehl-i Beyt”ten bütün yakınlarımın şehit düştüklerini gördüm. Bunların acısını yüreğimden nasıl çıkarabilirim?” derdi.



İmam Zeynel Abidin, fazla secde etmeleri dolayısıyla mübarek alınlarında, dizlerinde meydana gelen sertlikler yüzünden (seccad) lakabıyla anılmışlardır. Hangi lakap olarak anıldığımız gerçekten çok önemlidir. Ve bizler bu dünyada yaşadıklarımızla, hedef edindiklerimizden dolayı “acaba hangi lakapla anılacağız?” diye hiç düşündük mü? Arkamızdan dostlarımız, sevdiklerimiz bizi tanıyan, örnek edinenler bizim için ne söyleyecekler?



“Samimi bir Müslümandı” diye mi? “Her halükarda Rabbini haykıran O’nu yüceltmek için çırpınan biriydi!” Diye mi? “hiç yalan söylemeyen, harama el uzatmayan, cömert biriydi” diye mi?



Yoksa hiç hoşumuza gitmeyecek olan lakaplarla mı anılacağız? İmam Zeynel Abidin yaşayarak ispatladı Rabbine olan bağlılığını ve itaatini ve aradan yüzyıllar geçmesine rağmen hala “imam seccad” diye anılanlardan, unutulmayanlardan oldu! Onun için bizler de nasıl hatırlanmak istiyorsak hayatımızda ona göre, Allah’ın rızası doğrultusunda kendimizi düzeltmeliyiz.



İmam Seccad, ailesine “kendilerine başvuran herkese mutlak suretle yardım etmelerini” emretmişti. Hâlbuki kapıya gelerek sadaka isteyenler arasında, böyle bir yardıma hakikaten müstehak olanlar olduğu gibi, pek tabii olarak müstehak olmayanlar da vardı. Fakat Hz. İmam, böyle bir ayırım yapılmasına razı olmuyordu! “Kapıya gelerek el açan herkese mutlak surette yardım yapılmasını” istiyordu! İmam Zeynel Abidin’in yaşamının parlak yönlerinden biri de gizli bir şekilde muhtaçlara, düşkünlere yaptığı hizmetlerdi. Medine’de geceleyin tanınmayacak bir şekilde un, ekmek ve diğer yiyecek çuvallarını kendisi taşıyarak fakirlerin bizzat kapısına götürüyordu. Omzunda o kadar çuval taşımıştı ki, omuzu eğilmiş, nasır bağlamıştı.



 Öyle ki İmam’ın şehit edilişinden sonra talebesi anlatır; “ İmam’ı yıkadık sapsarıydı. Sırtında izler vardı. Yetimlere, dullara, ihtiyaç sahiplerine taşınan erzakların izleriydi. Fakir ve muhtaçlar, geceleyin kendilerine yiyecek veren kişinin İmam Seccad olduğunu vefatından sonra öğrenmişlerdi!”



İmam Seccad, çok sabırlıydı. Çileler onu yıpratmıştı ama yine de sabırla direniyordu. İmam, gizli sadakaya çok önem verirdi. Bu gün bizler sadakalarımızı, infaklarımızı nasıl veriyoruz? Gizleyerek mi veriyoruz, yoksa cümle âleme faş ederek açıkça reklâm yapar gibi mi veriyoruz? İmamın hayatından kendimize çıkaracağımız o kadar çok dersler var ki!



İmam’ın özelliklerinden biri de köle azad etmesiydi. Hiçbir köleyi yanında bir yıldan fazla tutmazdı. Zaman akıp giderken İmam, köle azad etme işini sürdürüyordu. O çeşitli münasebetlerle bunu tekrarlıyordu. Sonunda İmam’ın, serbest köle ve cariyelerden büyük bir cemaat oluşmuştu. İmam Seccad bu program çerçevesinde, aslında bir yetiştirme ve eğitim merkezi kurmuştu.



 İmam Zeynel Abidin, hicretin 75. yılı(miladi 693) Muharrem ayının 12. günü Ümeyye oğullarından Abdülmelik oğlu Velid’in saltanatı zamanında, Hişam bin Abdülmelik’in iğvasıyla zehirletilerek, Şehadet mertebesine erişmişlerdir. Kabri Medine’deki Baki Mezarlığında, Hz. İmam Hasan’ın medfun bulunduğu yerdedir. Kendinden sonra soyu Hz. İmam Muhammed’ül Bakır’la sürmüştür.



İmam’ın eserlerinden olan Sahife’yi Seccadiye’den bir dua örneği;



“Ya Rabbi! Muhammed’e ve soyuna rahmet eyle! İmanımı en yüce iman eyle! Niyetimi niyetlerin en güzeline ulaştır. Amelimi amellerin en güzeline vardır. Ya Rabbi! Lütfunla niyetimi tam bir hale ilet! Mertebende olan şeylere karşı imanımı düzelt! Bende bir kötülük, bir yanlışlık olursa bunu kudretinle ıslah et! … Ya Rabbi! Beni niçin yarattınsa o işde kullan! Sana kulluk ettir! Kulluğumu benlik ile bozma! İnsanlara elimden hayır gelsin, fakat hayrımı hiç etme! Bana iyi huylar ver! Fakat beni öğünmekten koru!

Naime ÇELİK

 
Naime Çelik
Bu yazı 139 kez okundu.


Yorum Yaz

İsim :

Yorum: