Navigation


Tarih: 07 Ekim 2008 Salı



HER BAHAR YENİDEN NAZİL OLAN BİR AYET'DİR!
HER BAHAR YENİDEN NAZİL OLAN BİR AYET'DİR!
 

“Ölü toprak da onlar için bir ayettir. Ki biz onu (yağmurla) canlandırdık ve ondan taneler çıkardık da ondan yiyorlar.” (Yasin–33)
 “Gece ve gündüzün ard arda gelmesinde Allah’ın gökten rızık indirip onunla yeri ölümden sonra diriltmesinde, aklını kullanan bir toplum için ayetler vardır.”(Casiye–5)
 “O Allah ki, rüzgârları gönderip bulutları hareket ettirir. O bulutları ölmüş bir beldeye süreriz de o yeri ölümünden sonra canlandırırız. (sizi diriltmek suretiyle kabrinizden) çıkarılma da böyle (yerin canlandırılıp ondan bitkilerin çıkarılması gibi)’ dir.” (Fatır–9)
 Hamd, Hayy ve Kayyum, yed- i kudretiyle her şeyi kuşatmış ve her şeye güç yetiren, sevdiğine değer veren, kendisinden razı olan kullarından razı olan yegâne ilahımız ve mabudumuz bir ve tek olan Allah’ımızadır. Salat ve selam Resulü Zişan efendimize, ailesine, sahabesine, gelmiş-gelecek “ Muhammed ümmeti” olabilmeyi hak etme kaygısıyla hareket edenlerin üzerine olsun.(Âmin)




 Muhterem kardeşlerim, birileri bize gelip de daha az önce, ölü birinin dirildiğini gördüğünü söylese, öncelikle onun akıllı biri olup olmadığını düşünür, sonra da yok daha neler der, güler geçeriz. Ne mümkün ölünün dirilmesi!
 Bu, insan değil de bir kuş, minicik bir böcek hatta canlılığını yitirmiş bir ot bile olsa, bir ölünün dirildiğini görmemiz asla mümkün değildir. (HZ. Musa ve HZ. İsa’nın kavmine Allah’ın izniyle bir mucize olarak ölüyü diriltmeleri hariç)
            Her yıl yeniden çok muazzam bir ayet daha, Rabbimizin engin rahmeti neticesinde nazil olmaktadır. Bu yıl da eli kulağında! Bahar aylarına ulaşmış bulunmaktayız. Her bahar aslında yeni nazil olan bir ayettir. Rabbimizin bu kevni ayeti ölü, tozlanmış, islenmiş, kirlenmiş kalplerin,  kendilerini isten pastan temizlemeleri, yeni baştan canlanmalarına  vesile olmak üzere inşallah bir kez daha nazil olmak üzere!.. Bunun dışında birde öyle kalpler vardır ki, onlar zaten temizdir. Ne kir vardır o kalplerde, ne toz, ne de pas. İşte Rabbimizin her yıl nazil olan bu ayetiyle birlikte bu güzel kalpler kendilerini yinede kirlenmiş olarak görüp, deyim yerindeyse “derinlemesine temizlik” eylemine koyulurlar. Öyle ki etrafa pırıl pırıl ışık huzmeleri saçan kandillere dönüşürler. “
  “Ölü toprak da onlar için bir ayettir. Ki, biz onu (yağmurla) canlandırdık ve ondan taneler çıkardık da ondan yiyorlar.”
 Rabbimizin bu ayet-i kerime’si Kur’an-ı Kerime bir kez, yaşanan, gözle gözlemlenebilecek bir nefha olarak, yaşadığımız yıllar sayısı kadar da hayatlarımıza nazil olmuştur - olacaktır.
  Kur’an-ı Kerim iman etmeyenlerden “ ölüler” olarak bahseder. Ölü toprak nasıl ki Rabbimizin rahmetiyle (yağmur ve ol demesiyle) diriliyorsa, Kura’n-ı Kerim de ölü diye tanımlanan iman etmeyenler de ancak yine Rabbimizin rahmetiyle ( Kur’an-ı Kerim) ile canlanıp iman edeceklerdir. Rabbimiz ölü toprağı canlandırırken onu, sırf bir canlanma olsun diye canlandırmıyor. Yaşayabilmemiz için gerekli olan gerek hububat gerek sebze-meyve olsun gerekse giyinip kuşandığımız giyecekler olsun hepsi, toprağın canlanması ve hiçbir şeyin boş yere yaratılmaması neticesiyledir.
 



Doğada renk renk ve tadına doyulamayan güzellik ve tasarımla çiçekler açar. Bunlar bir yandan göz zevkimizi tatmin ederken diğer yandan kendilerini ancak renk ve kokularıyla tanıyabilen türlü kuş ve böcek çeşidinin de besin kaynağı olmuşlardır. Hangi kuş ya da böcek hangi çiçekten rızıklanacaksa Yüce Yaratıcı o çiçeğin tasarımını o kuşa ya da o böceğe göre tasarlamış ve onlar nerede olursa olsunlar, o çiçeği kolayca bulabilmeleri için o çiçeğin rengini ve kokusunu onlara tanıtmıştır. Böylelikle kilometrelerce uzaklıktan bile koku ve rengi sayesinde rızıklanacakları bu çiçeği kolayca bulabilirler. Rabbimiz eşsiz sanatçılığını yaratılmışların faydasına sunmuş, onların maddi - manevi kazanımlarına vesile kılmıştır.
“Gece ve gündüzün ard arda gelmesinde, Allah’ın gökten rızık indirip onunla ölümünden sonra yeri diriltmesinde aklını kullanan bir toplum için ayetler vardır”
 Her gün ve her gece zamanında yaşanması neticesi sıradan gibi görünüyorlar. Zifiri karanlığın ve soğuğun hiç bitmediğini ya da, güneşin tüm ihtişamı ile yeryüzünü kavurduğunu ve bunun ötesinde bütün dengelerin alt üst olduğu düşüncesini biraz tefekkür, bu iki mucizenin farkındalığına götürecektir bizleri.
Gece ve gündüzün ard arda gelmesi, yerin diriltilmesi elbette ki muazzam ayetlerdendir.  Bu ayetler herkese nüzul olmuyor. Ancak akıllı insanlara yani aklını kullananlara, akledebilenlere nazil oluyor. Aklını kullanıp, akledenler bunların Rablerinden bir mucize (ayet) olduğunu fark eder, önemser ve dikkate alırlar.
 Ayete dikkat edecek olursak, Allahu Teala gökten inen bir “su”dan değil de, “rızk”’tan bahsetmektedir. Bu rızk elbette yağmurları da kapsamaktadır ama yine alışık olduğumuz üzere nasıl olsa her gün doğuyor diyerek güneşi de unutmayalım. Güneş ışınlarının hakkını yemeyelim.
          “O Allah ki, rüzgârı gönderip bulut(lar)’ı hareket ettirir. O bulut(lar)’ı ölmüş bir beldeye süreriz de, o yeri ölümünden sonra canlandırırız. İşte (sizi diriltmek suretiyle kabirlerinizden) çıkarılma da böyle (yerin canlandırılıp ondan bitkilerin çıkarılması gibi)dir.”
 O, Allah ki, evet o öyle bir İlah ki, yerin altına da üstüne de öyle kanunlar koymuştur ki, gerçekten insanı hayrete düşürüyor. Rüzgârın bulutları taşıması, olağanüstü bir kanundur. Ümit Şimşek mealinde burada parantez açarak: “bulutların ağırlığı hakkında fikir vermek için yere düşen su miktarlarını ipucu olarak alabiliriz, mesela bir yağmur sırasında 50 kilometrekarelik bir alana düşen 1 cm yağışın yarım milyon ton ağırlık anlamına geldiğini söyleyebiliriz” diye not düşmüştür. Suphanallah!
 O koca koca bulutlar gökyüzünde durmak bir tarafa,bir de bir beldeden bir beldeye taşınıp durmaktadır. Rabbimiz, ölümünden sonra yere bu suyu bir kere de boşaltmıyor. Tane tane düştüğü yeri incitmeyecek küçüklükte… Bir de tersini düşünecek olursak bu su yeryüzüne bir kerede kendini bırakacak olsaydı halimiz ne olurdu? Diriltici olmak bir yana ancak helak edici olurdu. Maazallah.
 Rabbimiz her şeyi bir kanuna bağlamış ve bu bağlam tıpkı bir zincirin halkaları gibi, bir birine kenetlenmişdir. Sıraya dizdiğimiz domino taşları gibi birini devirince, ta sona kadar hepsi birer birer sırayla devrilirler. Ta ki, bu kanuna dışardan müdahale edilene kadar… Bu kanunlara insan eli değmeyene kadar korkmayın, Allah’ın izniyle doğanın dengesi bozulmaz.
  Nitekim özellikle son yüz yılda insanların, doğal kaynakları bilinçsizce kullanımı ve gerekli önlemler alınmadan sanayileşmesi sonucu doğada dengeler alt üst oldu. Örneğin; fabrika bacalarına filtre konulmayışı, sanayi tesislerinin atıklarının arıtılmadan göllere, denizlere, akarsulara ya da toprağa bırakılması sonucu hava, su ve toprağın kirletilmesine neden olunarak Rabbimizin bir denge üzerine bina ettiği ve kendisiyle yeryüzünün sıcaklığını muhafaza ettiği sera etkisinin dengesini bozmuş ve dünyamız kendini küresel ısınmanın kucağında bulmuştur. Sanayi kuruluşlarının, arabaların çıkardıkları egzoz gazları ve türevleri de asit yağmurlarına sebep olmaktadır. Dahası da var sprey gazları (deodorant ve bazı ilaçlarda bulunan gazlar) ozon tabakasının incelmesine ve hatta delinmesine neden olmuştur. Nükleer silahların ( atom bombası ve benzeri) yapımı ve kullanılmasında, enerji santrallerinin çalışması sırasında radyoaktif atıkların çevreye yaydığı radyasyon canlılarda genetik yapının bozulmasına, kansere ve pek çok hastalığa yol açarak ölümlere neden olmuştur.
  Rabbimiz, her şeyi bir ölçüye göre yaratmış ve yeryüzündeki insanların yararına sunmuştur. Ancak insanlar, her şeyden önce kendine zulm etmiş, kendi kişisel çıkarlarının ötesine geçmeyerek, doğayı katletmeyi başarmışlardır. İşte şimdi  korkuyorum! Çünkü insan haddini aşmış, Rabbimizin bizim için yaratığı ekosisteme zarar vermiştir. Ve şu anda dünyamızda iklim değişikliklerine ve kuraklığa şahit oluyoruz. Yoksul bırakılmış bölgelerde insanlar ekmek kavgasına giriştiler!
 Başımıza gelenler kendi ellerimizle yaptıklarımızın bir neticesiydi aslında! Evet, ölmüş beldelere sürülen bulutlarla Rabbimiz o beldeleri canlandırır. İnşallah!  



                                                 Evet, başta söylediğimiz örneğe geri dönecek olursak belki bu dünya gözüyle kimsenin dirilmesine şahit olamayız ama Rabbimiz bahar örneğini vererek yeniden dirilmenin kaçınılmaz olduğunu gözlerimizin önüne seriyor!  
  Rabbimiz! İnsanoğlu kendini taşıyamayacağı yükün altına koydu. Kendi sonunu kendi hazırladı. Rabbimiz, bu zalim zorba ve aynı zamanda kâfir olan kimselere karşı iman ehlinin yardımcısı ol!
 Eğer biz inananlar da dünyayı her yönden katledenlere ses çıkarmassak, onlardan ne farkımız kalır? Rabbimiz, bize acı, bize rahmet et, bizleri bağışla, affet, bize yeryüzünü canlandıracak rahmetini gönder. Baharı yeniden yaşat bizlere. Rabbimiz bu baharla birlikte yeniden dirileceğimiz gerçeğini idrak ederek hayatımızı güzel yönlendirmemizi nasip eyle! (âmin)   
                                                                                           SADAKALLAHÜLAZİM

 
Ayse Üzümcü
Bu yazı 110 kez okundu.


Yorum Yaz

İsim :

Yorum:



Yorumlar
LALE Yazdı:
ALLAH RAZI OLSUN
 
Yorumlar
FATMA ALTUNDAĞ Yazdı:
selam rabbimiz yüreklerini öldüren leri yeniden diriltmeleri ve bunca sayısız nimetler içinde sonsuz şükürler etmeyi baharı idrak etmeyi yüreklerdeki baharı oluşturması duasıyla...