Navigation


Tarih: 18 Kasım 2008 Salı



HER ŞEY ÜNİVERSİTE DEĞİL!
HER ŞEY ÜNİVERSİTE DEĞİL!
 

Haziran ayı sınav ayı oldu artık. Geçen yaz yine bir sınav ertesiydi. Ablam
memleketten yanıma gelmişti. Uzun bir süredir birbirimizi görmemiş olmanın
da etkisiyle birkaç gün, birbirimizle meşgul olup yaptıklarımızla, eski
günlerimizin yâdıyla hemhal olduk.
Neden sonra, ablam memlekette bir markette işe giren kızını araması
gerektiğini hatırladı. O telefona sarılmışken ben mutfakta, öğleden sonra
parkta yapacağımız çay keyfi için pasta hazırlığına giriştim. Bir yandan da
kulağım yeğenimle konuşan ablamda idi. Önce bir iyi gülerek konuştuktan
sonra ablamın sesi değişti. Dikkat kesildim. Anormal bir şeyler olmuştu!
Elimdeki işi bırakıp ablamın yanına gittim. Ablam yüzünde derin bir keder
ile ağlamaklı bir halde, sanki şoktaymış gibiydi. Düşündüğüm ve planladığım
çay keyfi başlamadan bitmişti!
Abla, ne oldu? diye sordum. Ablamın yüzündeki acı çeken ifade beni
endişelendirmişti. Bir yandan da hala kızıyla konuşuyordu.  ah yavrum,
nasıl oldu böyle? ya, aman Allah’ım, biraz daha sabredemez miydi? Evde
olsaydım annesine taziyeye beraber giderdik. Neyse dönünce gideriz. Artık
kötü bir şeyler olduğunu anlamıştım. Fakat ablamın konuşmasını bitirmesini
beklemek zorundaydım. Meraktan ve korkudan bir hal olmuştu bana da Nihayet
ablam telefonu kapatıp bitkin, şaşkın ve hüzün dolu bir halde koltuğa çöktü.
Yanına oturdum. Ellerini tuttum. abla, Nurşah’a bir şey mi oldu? Söylesene
ne oldu? diye ısrarla sormaya başladım. Gözlerinden yaşlar yuvarlanmaya
başlamıştı. İyice korkmaya başlamıştım.  Abla lütfen!
Biraz kendini toparlayınca gencecik çocuk, intihar etmiş! dedi. Kim
abla?  Nurşah’ın sınıf arkadaşı Zerrin intihar etmiş! Bu gün
arkadaşlarıyla annesine taziyeye gidecekler. Ben de orada olsaydım,
giderdim. Hiç olmazsa biraz teselli verirdim. Gerçi nasıl teselli olur, onu
da bilmiyorum ama Allah sabır ihsan etsin!
 neden intihar etmiş ki gencecik kız? Önemli bir sorunu mu vardı?
intihar sebebini öğrenince, heba olup gitmiş bir ömrü düşünerek kahroldum!
üniversite sınavını kazanamayacağını düşündüğü için Kazanamazsam, annemin
babamın yüzüne bakamam! Diyormuş. Bunun stresine dayanamamış yavrucak
O esnada çocuklarından beklentileri olan ana- babaları düşündüm. Bu sonuçtan
biraz da onlar sorumlu değiller miydi? Hiç kuşkusuz. Lakin ileriyi
düşünemeyen ve varsa yoksa üniversiteyi kazanmalarının zorunlu olduğunu
düşünenler, başka alternatifler sunamayanlar bu çocukların hayatlarını
mahvetmiş olmuyorlar mıydı? Önlerine gerçek bir hedef konulmayan, genel
geçer ve popüler olan şeylerin beklentileriyle gençler
şartlandırılıyorlardı. Yarış atı misali durmadan çalıştırılıyor, eğlenmeye,
dinlenmeye bile fırsat tanınmadan kazanmaları isteniyordu. Dini eğitimden
yoksun yetişen gençler, gerçek bir hayatın nasıl olması gerektiğinden
bihaber, olası kötü sonuçlardan kurtulmak için yaşamlarına son vermeyi
seçiyorlardı. Böyle bir acıyla karşılaşan ana- babalar acaba çocuklarının
hayatta olmalarını mı, yoksa illa da üniversiteli olmalarını mı tercih
ederlerdi?
Gençler, ne hayatın ne ölümün hakikatinden habersiz bir şekilde
şartlandırılıyorlardı. Hayat, sadece kariyer yapma ve sınavlarda başarılı
olmaktan ibaret sanılıyordu. Hâlbuki gerçekler hiç de böyle değildi! Yanlış
bir eğitim sistemi işte böyle sonuçlar veriyordu. Hayata hazırlayan değil,
hayatı yarışa çeviren bir öğütücü sistem bu Eğitim sistemimizdeki bu
çarpıklıkların derhal ortadan kaldırılması ve gençlerimizin kendilerine
güveneceği alternatif bir sistem konulmalı. Yoksa her şeyi sınavlardan
ibaret bilenler ve sabırla dayanamayan daha birçok gencin canı yanacaktır.
Sınav sisteminin müsebbipleri, gencecik hayatların kararmasından hiç mi
vicdan azabı duymamaktadırlar? Daha önce de böyle olayların olduğunu
gazetelerden okumuştum. Fakat yeğenimin sınıf arkadaşı olması dolayısıyla
Zerrin’in intiharı beni daha çok etkilemişti!
Sınavın üzerinden henüz bir hafta geçmişti. Sonuçları beklemeye bile
dayanamamıştı. Kendine güveni o kadar azdı ki, sınav sonuçlarını bile
beklemeye sabredememişti. Hiç olmazsa biraz sabır ve tevekkül eğitimi almış
olsa idi böyle olur muydu diye düşünmeye başladım. Hayır, hiç
zannetmiyorum! İslami bir eğitimden nasibini alsa idi bu gencecik kız, belki
böylesi yanlışlara girmeyecekti!
İntiharın ne denli büyük bir günah olduğunu, dünyanın bir imtihan yeri
olduğunu ve asıl yarışın Allah’a kulluk etmede olduğunu bilse idi, sonuç ne
kadar değişirdi değil mi? Bu önemli aynı zamanda hayati yönlendirme ve
eğitimden çocuklarını mahrum bırakanlar, onların düşeceği yanlışlık ve
hatalardan dolayı onlarla suç ortağı sayılırlar.
Bu olayın üzüntüsü uzun bir süre sürdü. Aklıma her geldiğinde gençlikleri
heba edilmiş, hakikat yolunu daha bulamadan sönen gençler için
kahroluyordum. Fakat asıl üzüntüm daha sonra oldu. Bu her şeye tuz biber
oldu! Korkunç bir acı ve hüzün dalgası içine düşmüşken, zavallı kızın ana ve
babasının halinin nice olduğunu düşünerek daha bir üzülüyordum. Allah’ın
onlara sabr-ı cemil ihsan etmesini diliyordum. Onları yakinen tanımıyordum
bile! Fakat acılarını anlayabiliyordum. Onca emek ve sıkıntıyla çocuklarını
okutup, umudunu bağla sonra da bir anda korkunç bir sonla noktalanan
gencecik hayatlar!.. Dayanılması zor bir acı gerçekten
Ablam evine dönmüş, kızıyla birlikte arkadaşının taziyesine gitmişlerdi.
Yeğenim büyük bir şok geçirmişti. En iyi arkadaşı intihar ederek, onun da
hayatını tepe taklak etmişti! Kendisini çok zor toparlamışken ikinci bir
şok, benim için bile bu kadar zor iken, onlar için nasıldı acaba? Sınav
sonuçları açıklanmıştı! Yeğenim ve intiharı seçen Zerrin aynı fakülteyi
kazanmışlardı! Bu sonuca asla sevinemeyecekti Zerrin! Üniversite hayalleri
gerçekleşmişti, fakat kendisi hayatta değildi artık! Sabırsızlığının ve
tevekkülsüzlüğünün sonucu çok kötü olmuştu! Bu son bana ne kadar acı verdi
bilemezsiniz!
Kuvvetli bir iman ve sabır ile ne zorluklar aşılırdı hâlbuki Zerrin ve onun
gibi gençlerimiz, her şeyi üniversite kazanmaya bağlamasaydı, hayatına yeni
alternatifler koymayı başarabilseydi Bu kadar acı çekmeye ve çektirmeye ne
gerek vardı? Ah gençlerimiz, nasıl da uzaktı hakikatlerden? Diye
düşünüyordum. Her şey fakülte okumaktan ibaret midir? Hayatın daha yüce bir
gayesi yok mudur? Sınav sonuçlarını beklemeye dayanamayacak kadar mı kendine
güvenin yoktu? Hem kazanamazsan ne olacaktı sanki? Nicesi kazanamıyordu
fakat ölümü seçmiyorlardı! Çünkü illa da üniversiteli olmak her şey değildi!
Hem hayatını kazananların hepsi üniversite mezunu muydu? Onurlu, mutlu ve
erdemli bir hayatın yolu illa da üniversiteden geçmiyordu. Lakin
gençlerimiz bu hakikatlerden habersiz yaşıyorlar. Kimi de ölümü seçiyordu bu
yüzden Hem hayatlarını mahvediyor, hem de ahirette de kaybedenlerden
oluyorlardı.
Gençler! Her şey üniversite değildir! Siz hayata sağlıklı bir şekilde
hazırlanırsanız, zorluklar sizi yıldırmaz! Hayat Allah’a kulluğun sunulması
için bir imtihan yeri kılındı. Dünyadaki imtihanlar, asıl imtihan yeri olan
ahiretteki hesabı hatırlatmak içindir aslında

 
Şeyda Hekimoğlu
Bu yazı 187 kez okundu.


Yorum Yaz

İsim :

Yorum:



Yorumlar
kübra Yazdı:
tabikide böyle hatalar yapılmamalı tabı ınsan kaznamayıncada cok kotu oluyo unv aslında hayata adım atmak ıcın sebep suan bende cok karsısık duygular ıcerısındeyım gelecek korkusu işe gırdıgınde dırek dıploma egıtım soruyolar yoksa ne yapıcaksın hayat sana gülücekmi acaba bu yüzden ünv şart mutlu olmak mıllete midere olmamak ıcın sart ayaklarının üstünde durabilmek için.... :(
 
Yorumlar
Şeyda Hekimoğlu Yazdı:
sevgili kardeşim, sınavı kazanamamış olmanıza üzüldüm. ancak şöyle düşünmenizi tavsiye ederim. bu her şeyin sonu değil. karşınıza daha başka sınavlar ve seçenekler çıkacaktır. önemli olan ne yapacağınıza kesin olarak karar vermiş olmanızdır. sonra gerekenleri hakkıyla yapmanızdır. en sonra takdiri bizi görüp gözeten, yoktan vareden Rabbimize bırakıp tevekkül etmektir. o zaman göreceksiniz bu karamsarlığınız da son bulacaktır. kendinize her zaman başka alternatifler vermeyi ihmal etmeyin. hala hayattasınız ve her zaman başka şanslarınız olacaktır. lütfen Zerrin gibi sabırsızlık tuzağına düşmeyin. Allah'a emanet!
 
Yorumlar
filiz Yazdı:
sınavı kazanamadım. çaresızım umudum herşeyım bıttı. son şansım dı. hastane yönetımı okumak ıstıyordum ama yapamadım. hayabıttı artık benım için.
 
Yorumlar
münevver Yazdı:
güzel ve çok acı bi yazı olmuş umarım insanlar bu yazıyı okuyup ibret alırlar ve böyle bi hataya düşmezler