| İNTİKAM ALMAK DUYGUSUYLA SAVAŞ OLMAZ |
Allah (c.c) mü-minlerin intikam duygusuyla savaşmalarına izin vermiyor. Aslında Allah (c.c) savaşmayı sevmiyor: savaş, kan dökmek, yıkmak, parçalamak Allah'ın hoşlanmadığı şeylerdir. Ancak savaşmadan Müslümanların dinlerini, yurtlarını ve canlarını korumaları imkansız bir durumdur. Çünkü kafirler ve münafıklar rahat durmamakta Müslümanlara karşı sürekli saldırı düzenlemektedirler. Bu durumda Müslümanlar ellerini kollarını bağlayıp oturamazlar. Buna karşılık bir şeyler yapacaklardır, yapacakları şeylerin ne olduğunu Allah (c.c)belirliyor. Onlarla savaşın ama sakın haddi aşmayın onlar size rahat vermedikleri için onlarla savaşın kan dökmek, intikam almak, zulmetmek için değil, hakkınızı onlara yedirmemek, onurunuzu çiğnetmemek, yurdunuza, canınıza, evlatlarınıza en önemlisi dininize sahip çıkmak için izzetli yaşamak için onlarla savaşın. Savaş kesinlikle kin ve nefret duygusuyla gelişmemeli. Kinin, nefretin yol açtığı savaşları günümüzde tv ekranlarından izliyoruz. Her ne kadar kamufle etseler de vahşetin üstünü örtemiyorlar. Filistin’de, Bosna’da, Gazze’de yaşananlar anlatmaya çalıştığım bu olayı sanırım açıklıyordur. Bir avuç insanın üstüne binlerce bombaların yağdırılması, yaşlı kadın çocuk hasta demeden herkesin bu zulümden zarar görüp acı çekmesi hayatlarını kaybetmeleri Allah (c.c)’ın bu konuya ilişkin indirdiği ayetin günümüz açısından ve geçmişteki olaylardan ve olayların penceresinden baktığımızda ne kadar da gerekli olduğunu idrak edebiliriz. Müslümanlara karşı açılan savaşa Müslümanlar karşılık vermezlerse bu durum Müslümanların yok oluşlarına neden olur. İşte bunun önüne geçebilmek için Allah (c.c) ayette emrettiği şekilde "Sizinle savaşanlarla Allah yolunda sizde savaşın, ancak haddi aşmayın, çünkü Allah haddi aşanları sevmez" buyuruyor. İslam, savaşın Allah için olmasını, savaşın meşruiyet şartı olarak ifade etmiştir. Bu çok önemli bir şarttır. Çünkü Allah için olan bir şey, Allah'ın bildirdiklerine, Allah'ın isteğine muhalif olamaz. Eğer muhalif olursa, bu durumda o şey, Allah için olmaz ve meşruiyetini kaybeder. Bu nedenle, savaşın kendisinin, gelişim aşamalarının ve sonuçlanış biçiminin meşru olabilmesi, bütün aşamalarıyla Allah'ın istek ve emirlerine göre şekillenmesini zorunlu kılar. Allah'ın istek ve emirleri ise vahşet, kan, öldürme, yaralama değil; mümkün olduğu kadar en az zararla, en az acıyla bu istenmeyen durumu sonuca ulaştırmaktı. Ayrıca, İslam'daki izin verilen savaş, herhangi bir menfaat için; mal elde etmek, şan şeref elde etmek için değil; dünyada hak ve hukukun,iyilik ve güzelliğin, doğruluk ve dürüstlüğün muhaliflerini zorbalıklardan, kötülüklerden, zalimliklerden alıkoymak için yapılır. Hakkın adaletin yolunu tıkamışları o yoldan kaldırmak, hakkı ve hukuku hakim kılmak için yapılır. Bu nedenledir ki Allah için diye tanımlanan ve bu şekline müsaade edilen savaşın dışındaki her türlü savaş yasaklanmış; meşru görülmeyen savaşlara yol açan her türlü istek, tavır, niyet ve girişim aşağılanıp, red edilmiştir. Bu konuda Resulullah’ın açıklama, tavsiye ve emirleri pek çoktur. Değerli kutlu iz, okurları bütün bunlardan anladığımız şu ki her ne yaparsak Allah için ve Allah'ın isteğine göre yapacağız ki hedefe ulaşalım. Allah için ve onun isteğine göre hareket etmek toplum hayatını huzura ve güvene kavuşturur. Nefis doğrultusunda hareket etmek her türlü kötülüğü ve yanlışı meşru gösterir. İşte Allah Resulü bu endişeyi taşıyordu, ya Müslümanlar savaş hukukunu çiğnerse, ya Medine’de iken onlara zulmeden Kureyşlilerle karşılaştıklarında şeytan onların aklına intikam duygusunu yerleştirmeye çalışır da ve başarılı olursa, bütün bunların önüne geçmek için Allah Resulu başta tedbirini alıyor ve savaş hukuku ile ilgili ayetleri mülümanlara hatırlatıyor:"Haddi aşmayın." her zaman haddini bilenlerden olmak dileğiyle sizleri Allah'a emanet ediyorum.
|
| Emine Güneş |
| Bu yazı 226 kez okundu. |
Tefekkür Dergisi