| İSLAM HÜKÜMLERİNE GÖRE AİLE YAPISI |
İslam hükümlerine göre bildirilen aile yapısında; fertlerin bir arada huzur içinde yaşamalarını sağlayan kurallar vardır. Dinimiz iki insanın bir arada yaşadıkları müddetçe meşru hükümlere riayet etmelerini istemektedir. Neslin devamı ve fertlerin huzuru için en ideal yer olarak bilinen aile yapısında eşlerin harama girmemeleri ve dolayısıyla ailevi ve toplumsal yıkımlara maruz kalmamaları sağlanır. İnsanların ruh sağlığı ve nesil emniyeti korunarak geleceğe yönelik çalışmalarda eşler birbirleriyle yardımlaşarak topluma sağlıklı bir biçimde açılırlar. Yuvanın huzur ve sükûneti için, her türlü tedbir yolları gösterilmiştir. Fertler bu ihtara uyarak, haram durumların hepsini terk eder, birlik ve beraberliği bozan kötülüklere, müsamaha ve rıza göstermezler. Bu davranışlarla fertler, dayanışmayı, emniyeti, sadakati, muhabbeti ve aile saadetini bozan, huzuru içerden ve dışarıdan tehdit eden bütün yıkıcı hareketlerden korunmuşlardır. Diğer taraftan İslam gerçeğine kayıtsız davranan aileler ise, mevcut imkânlardan faydalanamamaktadırlar. Ve daimi surette huzursuzluk ve tehlikelerle kucak kucağadırlar. Fertler hakikatlere lakayt ve şuursuz davrandığı müddetçe aile yapısına dışardan gelebilecek tehlikelerin en büyüğü taklitçiliktir. Bu durum fertleri en kısa zamanda tesiri altına alarak, köleleştirir. Giyimimiz, zevklerimiz, yeme içme adabımız, oturmamız, kalkmamız, eğlenmemiz, oyunumuz, sporumuz, evlilik usulümüz, ev düzenimiz, tavrımız ve hareketlerimize varıncaya kadar her gün biraz daha kendi bünyemizin safiyetinden koparak, yozlaşmaya başlarız. Bu durumda insan âdeta makineleşmekte ve başkalarının idaresiyle kullanılır araç haline getirilmek istenmektedir. Ve bizim kompleks sahibi, taklitçi ailelerimiz, yalnızca eğlencede, modada, basit ve kolay olan her şeyde bunu yapmaktadırlar. Batı ülkelerinin hızla değişen ahlak kavramı, seks, eğlence hayatına ayak uydurmaya çalışan ailelerimiz kendi ahlaki değerlerine dayalı bir yaşam tarzından ziyade batıda standardize edilerek medya aracılığıyla da bize empoze edilen bir hayatı benimsemek suretiyle kültürel ve ahlaki yozlaşmalara sürüklenmekte; bize ait olmayan değerler ve dünya görüşünü benimsemektedirler. Bu arada gençlere ve cahil kesime kitap, dergi, magazin, vs. yoluyla basın ve televizyonda örneklenen maceralar, ahlaksızlıklar, zina çeşitleri övülerek, gayri meşru hayat cazip gösterilmekte ve onların yaşayışına özendirilmektedir. Dolayısıyla ailedeki fertler arasından kendi durumlarına kanaatsizlik, başkalarına benzeme tutkusu, haset, kıyaslama, tamah ve hırs duygularının tahrikiyle çeşitli maceralara atılmak isteyenler çıkmaktadır. Netice itibariyle lüks, gösteriş, iyi giyim, para, zenginlik fırsatları aranmakta, insan hayatını mahvedecek büyük risklere girebilmektedir. Kime ait olduklarını bilememenin… Yaşama sanatını idrak edememenin… Neyi gaye edineceğini düşünememenin… Şaşkınlığıdır bu. Türkiye genelinde boşanma sebeplerine bakıldığı zaman, eşlerin birbirlerini ahlaksızlıkla suçladıkları görülmektedir. Boşanma talepleri, zina isnadıyla, evi terkle açılmakta ve bu durum ikinci ve üçüncü derece boşanma sebepleri arasına girmektedir. Aile yapısındaki huzur ve emniyeti yok eden ve dengeyi bozan durumlar, helal ve haram çizgisi üzerinde görülen düşüş ve çıkışlardır… Ayar bozukluğudur. Dengeyi bulabilmek için aklıselim hareket etmek gerekir. Faydalı ve Zararlıyı, meşru ve gayr-i meşruyu, hayır ve şerri, hak ve batılı birbirinden ayırma özelliğini insana kazandıran akıldır. Ancak akla yol veren iman, insana hangi yola gideceğini bildiren ise dindir. “And olsun size bir kitap indirdik ki onda sizin için gerekli olan öğütler vardır. Hala akıllanmayacak mısınız?”11) İstikametini iman esaslarından almayan aklın her şeyde olduğu gibi tek başına, devamlı ve sağlam bir sosyal yapı olması gereken aileyi meydana getirmeye gücü yetmez. Ahiret düşüncesine dayalı olmayan hiçbir kurum devamlılığını garanti edemez. Her zaman fertlerin birbirine ihanet tehlikesi mevcuttur. İsyanın, kanaatsizliğin, tecavüzün, haram işlemlerin, tertibin, yalan ve endişenin bulunduğu yerde ise o emniyet yoktur. KAYNAK: BAKİYE MARANGOZ |
| Eğitim |
| Bu yazı 33 kez okundu. |
Tefekkür Dergisi